>Bu da benim prensim!

>

Banu’nun Paris’ini, Berna’nın yeni minişini ve Merail’in kızını sayfalarında görünce dayanamadım ben de dün akşam benim prensimin yani Tekirimin (diğer adı Bekir) resimlerini çektim. Burda çok ters bakmış kameraya, ehh birazcık huysuzdur kendileri. Sadece beyefendi istediği zamanlarda sevebilirim onu, yoksa hiç pas vermez. Ama bilseniz benim prensim neler neler çekti. Daha 1 yaşındayken 10. kattan düştü, 3 bacağı kırıldı, ameliyatlar oldu, uzun süre yürüyemedi, tuvaletini yapamadı, altını bir bebek gibi bezledik, yemeğini hep biz yedirdik. Çevremizdeki herkes aman yaşamaz bu uyutun siz en iyisi dedi ama biz yılmadık, ölürse de kollarımızda ölsün dedik ve asla böyle birşeyi aklımızdan geçirmedik. İyi ki de geçirmemişiz çünkü prensim şimdi 18 yaşında. Bu arada 18 yıldır bana katlanabilen tek erkek olduğu için ayrıca bir madalyayı hakediyor bunu da belirtmeden geçemiycem 🙂 Bir de ben asla kedilerin nankör oldukları fikrine katılmıyorum, neden mi? Çünkü onlar da sevgilerini çok farklı belli ediyorlar. Mesela Tekir ben hangi odaya gidersem beni takip eder (hatta bazen abartıp klavyenin üstüne bile yatar bana yazı yazdırmaz) her sabah 6’da benimle birlikte sanki o da işe gidecekmiş gibi kalkar, oturur beni izler, bazen kapıya kadar uğurlar beni bazen uykusu gelir dayanamaz yatıp horul horul uyumaya devam eder (evet bu arada kendisi gerçekten horlar şaka değil yani!!!). Kısacası prensim anlatmakla bitmez… Yemyeşil gözleriyle hayatımda yer aldığı için kendimi çok şanslı hissediyorum, ve herkesin kedi, köpek, kuş ne olursa olsun hayvan sevgisini bir kere tatmaları gerektiğini düşünüyorum…

ps: Flash ile çekince oğlumun gözleri aynen Exorcist filmindeki küçük kız gibi çıktı bu yüzden diğer 2 fotoğrafı flashsız çektim…

>Neyseki herşey yoluna girdi :)

>

Bugün ofiste çok önemli bir detayı atladığım için başım birazcık derde girdi, hatamı geçte olsa telafi edebildim. Moralim bozuk olsun, aklım bir karış havada olsun ya da o gün günümde olmasam bile şu ana kadar hiçbir işimi aksatmamıştım, böyle birşey başıma ilk defa geliyor… Belki de daha dikkatli olmam konusunda bu bana bir uyarı oldu…

Neyse gelelim bu şirin kediciğe… Haftasonu kendime bu şirin ajandayı aldım, içinde birbirinden tatlı kedi resimleri var. 2007 yılı için ofiste kullanacağım ajandamın daha sevimli, daha iç açıcı olmasını istedim. Hem böylece tüm notlarımı aksatmadan yazacağım için bugünkü gibi bir problemi de 2007 yılı içersinde yaşamayacağımı düşünüyorum (umarımmm!!!)

Hepinize güzel bir gün diliyorum 🙂

>Artık daha renkli giyinmeye çalışıyorum…

>

Son zamanlarda stilime olabildiğince renk katmaya çalışıyorum, dolabıma bakınca siyahlar, kahve tonları ve bejler görmekten, sürekli düz renkler giymekten sıkıldım artık. Sex & The City’de Carrie Bradshaw’a bayılıyordum, bir sürü renkleri farklı şekillerde kombinliyordu ama ben o şekilde giyinsem kesin rüküş durur benim üzerimde…
Ama artık bu tekdüze giyimi biraz kırmaya başladım, iş hayatımda da sıradan olmamaya gayret ediyorum, tamam belki stil ikonu değilim ama yine de herkes gibi giyinmemeye özen gösteriyorum. Sanırım geçenlerde bu işi birazcık abarttım çünkü siyah kalem etek ve siyah gömleğimle canım ablamın aldığı bu pembe kadife kemer ve yeşil ayakkabılarımı giydim. Tam bir renk cümbüşü içindeydim yani 🙂 Renk konusunda sizin de yaratıcı fikirlerinizi bekliyorum kızlarrrrr!!!!

>Bunlar benim ilk işlerim…

>

Cumartesi gündüz Çamurhane’deydim, burayı o kadar çok seviyorum ki anlatamam. Kapısından içeri girdiğim andan itibaren tüm sorunlarım, endişelerim, tasalarım atölyenin dışında kalıyorlar sanki… Aslında burası benim meditasyon merkezim, burada beynimi tamamen sıfırlıyorum ve 5 saatin sonunda çıktığımda kendimi çok daha pozitif hissediyorum.
İlk eserim bu oval meyve tabağı, tamamen bitince nasıl gözükecek merak ediyorum. Daha sonra kalıba çamur basma yöntemiyle bu mask ve meleği yaptım. Geçen hafta rölyef tekniği ile başladığım zenci kadını ise tatlı hocam Asuman İnan’ın yardımlarıyla bu hafta bitirdim, tüm bu işlerim fırınlanmak üzere şimdi beklemedeler, kurabiye (1. fırınlamadan çıkan işlere kurabiye – işte sibel’in ibişliğine bir örnek; aslı kurabiye değil “bisküvi” olmalı yanlış yazmışım pardonnn – deniyormuş) olduktan sonra da sırlama daha sonra da 2. fırınlama kısmına geçicez. Bu arada Arjantin’de düzenlenen bienale yaptığımız işleri gönderme kararı aldık, haftaya yeni bir projeye başlıyorum, umarım kafamda tasarladığımın aynısını yapabilirim, ama dereceye giremesem bile yaptığım işin bir katalogda yer alacak olması beni çok heyecanlandırıyor, şimdiden içim kıpır kıpır 🙂
Hepinize güzel bir hafta dilerim…

>Kardeşler :)

>

Evettt yukarıda görmüş olduğunuz resim ablamla ben küçükken çekilmiş, ablamın suratındaki muzur ifadeye bakar mısınız ben ağlarken nasıl da gülmüş ahhh ahhh neler neler çektim bir ben bilirim!!! Şimdi bir de aşağıdaki fotoğrafa bakın prenseslerim Selin ve Derin parkta ne de güzel oynamışlar yorumu sizlere bırakıyorum artık :))

>Şeyyyy birşey itiraf edicem…

>Dün sabah saati kapatıp uyumaya kaldığım yerden devam etmiştim. Tabii servisi kaçırdım ve işe arabayla gelmek zorunda kaldım. 1 buçuk saatlik Erenköy-Maslak arası delirtici trafiği hiç anlatmıyorum bile. Akşam iş çıkışı hiçbirşey olmamış gibi ben bir güzel servise bindim, sanki unuttuğum birşey vardı ama neydi diye düşünürken ne olduğunu hatırladım ve kırmızı bir suratla kendimi servisten hemen attım 🙂 İyi ki köprüyü geçtikten sonra arabayı otoparkta unuttuğum aklıma gelmedi!!! Ne olucak benim bu unutkanlığım ya offff! Babiş bana boşuna Nilgün Belgün ismini takmadı sanırım. En iyisi haftasonu GNC’den unutkanlığa iyi gelen bir vitamin almak olucak!

>Gözlerim kapanıyor zzzzzz

>Bugün inanılmaz uyuşuk bir günümdeyim, Tom & Jerry çizgi filminde Tom’un yaptığı gibi gözlerimin arasına kibrit çöpü koymak istiyorum yoksa birazdan kapanacak ve ben derinnn bir uykuya dalacağım! Hesapta spora gidicektim bugün ama ona bile enerjim yok bugün aaa ne oldu bana böyle!

>Çok Mutluyummm!

>Canım annem harika bir karar alarak sigarayı bıraktı, bugün 3. gün ve ben çok mutluyum. Sigara yüzünden az birbirimize girmedik annişimle, ve kimi zaman kalbini de kırdım bu yüzden, ama ben gerçekten onun sağlığından endişe duyduğum için sert tepkiler veriyordum. Bu kararı sadece kendi iradesiyle aldığı için daha da mutluyum.

Teşekkür ederim annişkom, seni çok ama çoookkkkk seviyorum!!!!!!