>Keltoş ve bennnn :)

>

İşte karşınızda Keltoş ve bennnn!!!!! Ayyy hiç utanmadan bu fotoğrafı da koydum ya artık pesss diyorum kendime :))) Onu elimden hiç düşürmediğimin en iyi ispatıdır işte bu fotoğraf 🙂 Nereye gidersem götürmüşüm yanımda. Zamanla şapkası kaybolup sadece kel kafası ortaya çıkınca da ona Keltoş ismini takmışım. Neyseki şimdi bu derece düşkünlüğüm kalmadı, her yere götürmüyorum artık, sadece rafta durması yeterli yani hiii hiii 🙂

Advertisements

>Oyuncakları kim sevmez ki…

>

Merhabalarrrr, evet arayı çok açtım farkındayım ama haftaya inanılmaz yoğun başladım, bitirmem gereken bir rapor var ve şu anda “benimle ne zaman ilgilenmeyi düşünüyorsun tatlım” der gibi masamın üstünden bana bakıyor! Bu nedenle blogları da okuyamadım ama içim içimi de yiyor neler oldu neler bitti, kim ne yaptı, ayyy hele Serra‘cım neler neler yazmıştır şimdi! Şu raporu halleder halletmez blogları okuyacağım sözzz 🙂
Gelelim fotoğraflara… Beni cıvıl cıvıl yapan şeylerden biri de oyuncaklardır. Mesela ben asla bir Hello Kitty mağazasına girmemeliyim çünkü içerde kendimi kaybederim! Moskova’da gittiğimiz bu oyuncak sergisini gezerken de oyuncakların hepsine sahip olmak istedim resmen! Ama Keltoşuma asla ihanet edemem tabii, Keltoş benim bebeklik oyuncağım, ne Barbie ne de ayıcıklar, hiçbiri Keltoşumun yerini tutamadı bugüne kadar, elimden hiç düşürmezmişim onu, ve çok şükür kaybolmadan, başına birşey gelmeden bugünlere kadar saklayabildim. Keltoşun resmini bu akşam çekicem, yarın blogumda görebilirsiniz… Bu arada Göztepe’deki Oyuncak Müzesi’ne giden var mı? Benim evime çok yakın olduğu halde fırsat yaratıp gezemedim bir türlü, müzeyi gezenlerden görüşlerini paylaşan olursa sevinirim. Çok sevdiğim bir şarkı eşliğinde hepinize 1 günlük gecikmeyle de olsa çok güzel bir hafta diliyorummmm!!!!

http://stat.radioblogclub.com/radio.blog/skins/mini/player.swf


>Karşınızda Bendeniz Yerli Bridget Jones :P

>

Haftasonu ne çabuk geçiyor, seramik, arkadaşlarım, ailem derken ben yine bişey anlamadım bu haftasonundan… Cumartesi akşamı bir arkadaşımın doğumgününe katıldım. Üstümdeki bluzu gözünüz bir yerden ısırıyor mu 🙂 Yemekte 24 kişi kadardık ve sağım solum önüm arkam ya evli ya da sevgili kaynıyordu. Kendimi bir an Bridget Jones Diary filminin bir sahnesinde gibi hissettim 😛 Ve o akşam tüm hanımlar sözleşmiş gibi eşlerini mıncıklayıp durdu, boynundan öpeni mi, kucağına çıkıp oynaşanı mı ne ararsanız hepsi mevcuttu. Zavallı beylerin havasızlıktan oracıkta öleceklerini zannedip bir an için çok korktum!!! Tabii kendime hemen yeni senede aldığım kararları hatırlatarak (ki bunlardan biri de mutlu çiftleri kıskanmamaktı) kendimi çabucak toparladım. Şaka bir yana önemli olan insanların diğer yarısını bulmaları ve mutlu olmaları tabii… Sonuçta güzel keyifli bir akşam oldu…

Bu arada ben son zamanlarda kendimde daha doğrusu alnımda bişey keşfettim: iki sevimli damarcık! Aynaya bakınca göremiyorum ama her resimde çıkıveriyorlar, bunları yok etmenin bir çaresi yok mu???

:((

Pazar günü ise harika bir hava vardı İstanbul’da… Boğaz Köprüsü’nden geçerken dayanamayıp hemen bir iki resim çektim, tabii arabayı yavaş kullanıyordum annişkom şimdi bu yazıyı okurken yüreği ağzına gelmesin diye eklemek istedim :)) Tatlı anneannem, teyzoşlarım ve Mertoşumla güzel bir kahvaltı yaptık, son 2 hafta içersinde olan biten havadisleri birbirimize anlattık ve de bol bol kaynattık tabii!!!

Sonra bol köpüklü harika bir Türk kahvesi içtik, Lebişim ellerine sağlık :)) Yanında da ev yapımı vişne likörüyle tabii, biz çok keyifçi bir aileyiz ama napalımmm…

Türk kahvesi olur da fal olmaz mı, canım anneannem neler anlattı neler :))

İşte böylece bir haftayı kapatıp yenisine başladık bile… Annişkom sana şimdiden iyi yolculuklar diliyorum, yarın dört gözle bekliyorum seni!!!! Hepinize harika bir hafta dilerim, sevgiyle kalın.

>Dolce & Gabbana

>

Yeni yılda aldığım kararlardan biri de uzun bir süre alışverişe dur demekti, sadece iyi bir designer ile noktayı koymak istedim ve geçenlerde Dolce & Gabbana’nın üstteki fiyonklu saten bustiyerini aldım. Veee alışveriş sayfasını uzuunnnn bir süre kapattım! Hazır D&G’ dan bahsetmişken onların W dergisinin şubat sayısı için verdikleri sıradışı fotoğrafları koymadan yapamıycam! Hepsine blogumda yer veremesem de (çünkü afaroz edilmekten korkuyorummmm!!!) şahsen ben tüm fotoğrafları çok başarılı ve etkileyici buldum. Özellikle Stefano Gabbana’nın topuklu ayakkabıyla verdiği poza bayıldım!!!!



Sıradışı modacılarımızdan sonra gelelim aşağıdaki yüzüklere… Bu gördükleriniz aslında birer buzdolabı mıknatısıydı, Moskova’da dolaşırken gördüm ve bayıldım, döner dönmez de gümüşçüme verip birer yüzüğe dönüştürdüm 🙂 Beni andırıyor diye kıvırcık saçlı olanı kendim için (giysisi bile fiyonklu tam benlikkk), sarışını da ablam için yaptırdım, noniiimmmm inşallah beğenirsin bitanem…

Parmağımda işte böyle duruyor, biraz fazla mı büyük ne?!!!


Bu arada hazır oğlumun fotoğrafını koymuşken onun bir özelliğinden bahsetmek istiyorum. Benim oğlumun bir isteği yerine getirilmediği zaman küsme huyu var 🙂 Küsüp poposunu dönüyor ve öldürseler dönüp kafasını çevirip bakmıyor bu inatçılığı kime çekmiş acaba!!! Yandaki fotoğrafı çektiğim gün kucağımda yatmak istedi, o sırada laptop’ta birşeyler yazıyordum, ona Tekircim sen yanımda otur ben de işlerimi hallediyim dedim, o da sözümü dinledi ama yine küsüp poposunu bana döndü, ona seslendiğimde ise sadece kulaklarını çevirdi kafasıyla dönüp bakmadı, böyle tripler yapar işte oğlum bana, ister ki hep yukardaki gibi sadece onunla ilgileniyim, başka hiçbirşey yapmıyım, ama tüm kaprislerine rağmen ben onu çok seviyorum!!!!
Çoookkk uzun yazdım bugün ve konudan konuya atladım, şimdi işlerimin başına döniyim artık, sevdiklerinizi ilgiye boğduğunuz kaprissiz harika bir haftasonu diliyorum hepinize, mucx!!!!!

>Sükunet

>

http://stat.radioblogclub.com/radio.blog/skins/mini/player.swf

İtalyan bir arkadaşımın hediye ettiği, Dino Buzzati’ nin “Tartar Steppe” isimli kitabını okuyorum şimdilerde. Askeri görevini yerine getirmek için ıssız bir kasabada bir kaleye atanan genç bir subayın hayatını, aslında kendi içinde verdiği yalnızlık mücadelesini anlatan güzel bir kitap, sonu nasıl bitecek merak içersindeyim… Bu kitabı okudukça kendi içimde yalnızlık aslında nedir diye sorgulamaya başladım… Ama şimdi “bana göre yalnızlık…..” diye başlayan ağır ve karamsar bir post yazacağımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz çünkü bugün çookkk huzurlu bir günümdeyim ve kendi kendime bu ruh halimi bozmaya hiç niyetim yok 🙂 Yanan bir iki mum, Merlot şarabım, hafif bir jazz müziği ve okunan güzel bir kitaptan daha keyifli bir yalnızlık olabilir mi?

>New Year’s Resolutions

>


Üşengeçliği bir tarafa bırakıp 1 senenin fişlerini yazmaya başladım nihayet ve dün birşey farkettim geçen sene benim hayatımın çoğunu Starbuck’s ve giysiler kaplamış aman Tanrım olamaz! Veee bu nedenle hemen yeni yıl – yeni kararlar alma vakti Sibelcim diyerek bir liste hazırladım kendime, umarım bu kararlarıma sadık kalabilirim:

* Kendimi geçen seneden daha fazla sevicem.

* Birinin beni şımartmasını beklemiycem, bu işi ben kendim üstlenicem 🙂 Mesela bu akşam evimin yanındaki çiçekçiye gidip güzel bir çiçek alıcam kendime, bir de en yakın zamanda Sanda Day Spa’da masaj yaptırıcam 😉

* Ailemle daha fazla vakit geçiricem (anniş & teyzoşlar sözzzzz veriyorum)

* Canım ablamı mektup & kart konusunda ihmal etmiycem.

* Huzurlu bir çalışma ortamında olduğumu kendime sık sık hatırlatıp işimi daha çok severek yapıcam.

* Caddede elele yürüyen, öpüşen, koklaşan, oynaşan çiftleri görünce hiç ama hiç kıskanmıycam hatta soulmate’lerini bulabildikleri için onlar adına mutlu olucam

* Daha çok gülüp daha az ağlıycam.


* Spora daha sık gidicem.

* Giyim konusunda ihtiyacım dışındakileri asla almıycam.

* Makyaj malzemelerim bitene kadar bir yenisini (ruj, rimel, far, kapatıcı vs…) eklemiycem.

* Dışarda daha az yemek yiyip sağlıklı beslenmeye çalışıcam, kendime buharda pişmiş güzel sebze yemekleri yapıcam, yummmyyyyy 😛

* Evimde daha fazla oturup (en azından hafta içini daha sakin geçirip) Tekoşumu daha çok şımartıcam canım huysuzum benimmmm!


* Sevgili selülitlerime bir yenisini daha eklememek için daha az kahve içip daha bol su tüketicem.


*Şayet tüm bunları yerine getirebilirsem yazın kendimi güzel bir tatille ödüllendiricem 🙂

KİM TUTAR BENİ!!!!!!

>Moskova Günlüğü…

>http://stat.radioblogclub.com/radio.blog/skins/mini/player.swf

Eveeettttt fotoları nihayet bilgisayarıma aktarabildim ama sonuç tam bir felaket, tüm resimler ya bulanık ya karanlık ya da gözler kırmızı çıkmış ciyaakkkkk kendime acilen güzel bir dijital kamera almalıyım bu Canon’u da çöpe atmalıyım!

Kremlin’i, “yavrus”ları, votkası hepsi bir tarafa benim için bu tatilin en güzel kısmı tatlişkolarımla birlikte olmamdı, babişimle işi nedeniyle çok fazla vakit geçiremesekte yine de yeni yılı onlarla birlikte kutlamak çok güzeldi, canlarım ikinizi de çok seviyorum!

Daha önceki Moskova seyahatlerimde Puşkin Güzel Sanatlar Müzesi, Gorki ve Tolstoy’un evleri, Kremlin Sarayı, kiliseler, Lenin’in mozolesi vs.. gördüğüm için bu sefer daha çok Moskova sokaklarını keşfettik. Havanın 6 derece olması ve hiç kar yağmaması ise sanırım biraz benim şansıma oldu, böylece annişimle uzun yürüyüşler yapabildik. Bu arada 1 hafta boyunca aynı manto & aynı çantayı kullandım ayyy hiç benlik değil, sanırım bu manto ve çantayı uzuuunnn bir süre giymiycem 😛


Rusya’nın en büyük müzelerinden birisi olan 18. ve 19. yüzyıla ait 130.000’in üzerinde eserin sergilendiği Tretyakov müzesini çok ama çok görmek istiyordum ve inanılmaz kuyruğa rağmen bu mutluluğa da erdim sonunda, tüm tabloları ağzım açık mest bir şekilde inceledim. Bu resimde pek anlaşılmasa da müze çıkışında mutluluğum yüzümden okunuyordu.

Veeeeee işteeeeeeeee ilk blog arkadaşım Merail !!!!!!!! Ben hayatımda onun kadar hayat dolu ve cıvıl cıvıl birisini tanımadım. Sanki birbirini çok daha önceden tanıyan ve tesadüfen Moskova’da karşılaşmış 40 yıllık dostlar gibiydik, tabii bunda onun yaydığı enerji ve içtenliğinin payı büyük. Meralle eski ve yeni Arbatta dolaştık, Shokoladnita’da kahve içtik, Gum’da dolaştık, ve uzun uzun muhabbetler ettik, bu gezinin en neşeli kısmı kesinlikle onunla tanışmaktı… Canım benim seni tanıdığım için çok ama çok mutluyum ve Şubatta 4 gözle bekliyorum seni!!!


Bunun dışında tabii bol bol tıkınmakla geçti. Bir gece gittiğimiz Özbek restaurantında ise çok güzel dansözler çıktı…

Yemeğimiz bitti tam kalkmak üzereydik ki garson ısrar etti gitmeyin yıldız dansözümüz çıkacak sakın bir yere ayrılmayın dedi, biz de heyecanla bekledik, işte geceye damgasını vuran dansözümüz:

Ohhhhhhh kızlar oynarken ben de şöyle bir güzel nargilemi tüttüreyim değmeyin keyfime 🙂


Konu kızlardan açılmışken Moskova bu konuda bir cennet, ben hayatımda bu kadar güzel kızları bir arada görmedim, masmavi gözler, güzel burunlar, upuzun boylar, ince vücutlar, lokum gibi kızlar vardı ben bile hangi birine bakacağımı şaşırdıysam erkeklere hiç kızmamak gerekiyor yerden göğe kadar haklılar valla! Bu arada lokum demişken aklıma geldi benim orda bayıldığım bir cafe var: Shokoladnita, tatlıları bir harika yolunuz düşerse mutlaka uğrayın derim…

İşte kısa Moskova gezim böylece sona erdi. Pazar günü tatlişkolarımı orda bırakıp geri döndüm, uçak rötar yaptığı için eve gidince jet hızıyla Özlemin düğünü için hazırlandım.

İşte ikinci blog arkadaşımla tanışmam çok çok özel bir günde onun düğününde kısmet oldu, canım benim o günkü heyecan ve telaşının arasında bizle o kadar ilgilendi ki… Özlemcim o akşam peri kızları gibiydin, mekan, yemekler, pasta ve en önemlisi ikiniz harikaydınız, birbirinize çok yakışan çok tatlı bir çiftsiniz, mutluluğunuz hep daim olsun canım benim… Bizleri de bu mutluluğa ortak ettiğiniz için çok teşekkürler! Nerminle ikimiz şimdi sana biraz zaman tanıyoruz, dinlendikten sonra seninle oturup uzun uzun kaynatmak istiyoruz, konuşacak çoookkk şeyimiz var zaten 🙂

2007’ye merhaba derken Meral ve Özlem, yeni sene bana yeni arkadaşlıklar getirdiği için çok mutluyum! Dilerim böyle güzel dostlukların temelinin atıldığı, ailemde herkesin sağlıklı olduğu, neşeli ve eğlenceli bir yıl olur benim için. Hepimiz için! Sevgiyle kalın… Dasvidanya 🙂

>Ben Geldimmmmmmmmm!!!!

>

Selammmmmmmm ben en sonunda geldimmmm, Moskova gezim, dünya şekeri Meraille tanışmamız ardından tatlı Özlemciğimin düğünü derken 1 hafta jet hızıyla geçti! Henüz kendi kameramdaki fotoğrafları bilgisayarıma aktarma zamanım olmadı ama blogumu o kadar özlemişim ki dün geceki harika düğünden bir foto hemen iliştiriverdim, hepinize sımsıcak 2007 öpücükleri yolluyorum, yarın bol resimlerle görüşmek üzere, mucxxxxx!!!!!