>5. Kat

>

Cumartesi akşamı Bediş Hanım için bayağı renkli bir gece oldu! Zilli hanımı pencereden atlamaya çalışırken yakaladım, bu kaçıncı girişim artık ben hatırlamıyorum. Madem öyle hayal ettiğin özgürlüğü sana hediye ediyim dedim ve hatunu sokağa saldım, gidiş o gidiş… Hemen ardından aksi gibi şimşek çaktı, yağmur yağmaya ben de salya sümük ağlamaya başladım… Dışarı çıkıp kızım bu yağmurda kimbilir ne yapıyordur diye vicdan azabı çeke çeke yürüdüm… Birkaç saat sonra bir baktım bizim sokak kedisi Irma arabamın yanında ağlıyor, Bediş der demez yanıma geldi ve kızımla kavuştuk birbirimize! Artık o birkaç saat neler yaşadı bilmiyorum ama boyunun ölçüsünü bayağı almışa benziyordu bizimkisi 🙂 Bediş Tarçın ve Miso gibi bir ev kedisi değil, ayrıca sokak kediliği sadece tipinde değil ruhunda da var, hep huzursuz sanki hep bir arayış içersinde, en büyük korkum 5.kattan atlayarak ebedi özgürlüğüne kavuşması 😦 Evde tutarak ona iyilik mi yapıyorum bilmiyorum ama sokaklarda yaşamasına gönlüm bir türlü elvermiyor, umarım doğru birşey yapıyorumdur…

Pazar günü ise Kristinciğimle Cihangir 5. Kat’ta keyifli bir brunch yaptık…

Bakalım bu hafta beni, bizi neler bekliyor… Umarım güzel fırsatlar kapıdadır!

Advertisements

>Hatebook !

>

Cuma akşamı girls night out fikrimiz girls freak out’a döndü malesef… Sanırım artık Facebook’tan, buraya eklenen fotolardan ve tabii aldatan erkeklerden nefret ediyorum! Bu insanların neyi var böyle? Boşananlar, aldatanlar, aynı anda birkaç kişiyi idare edenler, ihanet edenler vesaire vesaire… Mert bir şekilde konuşmak insanlara neden bu kadar ağır geliyor? İnsanlar neden bu kadar açgözlü? Ve neden komşunun tavuğu her zaman daha cazip geliyor? Burdaki tavuk bile değil olsa olsa komşunun moklu hindisi olur anca! Neyse… Ben yine de kötü hadiselerin ardından iyi şeylerin olacağına, kaybolan bir eşyanın bile aslında yenisine yer açtığına inanıyorum. En güzeli ise canım arkadaşımın kendini artık daha fazla şımartarak hayatına yepyeni bir sayfa açacak olması… Seni çok seviyorum tatlım…

>İnişler..Çıkışlar…

>

Merak ediyorum acaba herkesin hayatı benimkisi gibi inişli çıkışlı mı? Ahhh gönlümden içimdeki herşeyi buraya dökmek geçiyor ama ne yazık ki çalıştığım firma buna olanak vermiyor, bu nedenle dikkat etmeliyim! Kendime göre birçok haklı nedenden ötürü geçen hafta istifa ettim, ayın 12’sine kadar kalmak zorundayım, şimdi her günün sonunda beynimde yarattığım hayali hapishane duvarına bir çentik daha atıyorum. Bence istifasını veren her kişi ihbar süresine bakılmaksızın istediği anda gönderilmeli, zorla tutulmamalı çünkü bir kere gitmeyi kafasına koyan bir kişinin artık hiçbir şekilde o firmaya bir artısının olamayacağını, verimsiz çalışacağını, olumsuz konuşarak diğer çalışanların da motivasyonunu düşüreceğini düşünüyorum… Tüm bu faktörlerden ötürü istifa eden birine yapılacak en iyi şey güle güle demek olucaktır.

>Bu Vedalar Bitsin Artık…

>

Geldiler: Neşe dolduk…

Gittiler: Hüzün olduk…

İşte bizim hikayemiz bu kadar kısa ve net 😦 Her sene aynı sevinci ve akabinde aynı üzüntüyü yaşasak da bir türlü alışamıyoruz, alışamayacağız…
Prenseslerim sizi çok ama çok seviyorum…

>20 08 2008

>

Dün gece bir rüya gördüm… Blogumu yeniden açmıştım, sabah uyandığımda Noni’yi çok özlediğimi farkettim! Uzun bir aradan sonra işte yine buradayım. 3 kedi 1 deli isimli blogumu kapadım çünkü buranın tadını orası veremedi bir türlü. Bir de bazı kişilerin Noni’yi unutması için zamana ihtiyacım vardı. Bu zaman diliminde ben de hayatımda birçok şeyi düzene soktum. Ayrıca keyif aldığım birşeyi yapmaktan kendimi daha fazla alıkoymak istemedim. Bu nedenle herkese açık bir şekilde ama sadece beni mutlu ettiği için yeniden yazmaya başlıyorum, hiçbir mesaj verme amacı taşımadan, sadece Noni’nin bir günlüğü olarak yine sıfırdan başlıyorum…