>Çiziktir

>

Açıkçası bloguma copy paste yaparak yazılar eklemeyi pek sevmiyorum. Ama geçenlerde Gofretim, Ayşe Özyılmazel’in bir yazısını yolladı, gerçi bu kadın bana çok itici geliyor, bir de single mı çıkarmış ne son zamanlarda TV’lerde kedi miyavlaması gibi bir klibi dönüyor, keşke sadece yazı yazsa ağzını hiç açmasa! Ama aşağıdaki yazısı çok hoşuma gitti, hemen blog hatunlarımla paylaşıyım istedim.

Üzgünüm ama biz 2009 model kadınlar sütten çıkmış ak kaşık değiliz. Bu dünyada sadece erkek kısmının ayarları bozulmadı herhalde. Peki bizde ne eksik? Sıkıyorsa onu çiziktirmeli. Sıkıyorsa şapkayı önümüze koyup deriiin deriiin düşünmeli. Sıkıyorsa kızları toplayıp aynayı kendimize döndürmeli. Şöyle kafayı yorarsak ilk aklıma gelenler şunlar:

1. Çok lazımmış gibi kadınlığın kodlarını değiştirdik. Hani annelerimize kızdık da çok çalıştık, kendi dünyamızı kurup, kurallarımızı koyduk, ‘güç’ kazandık ya… Yanında bonus olarak yalnızlık da veriyorlarmış, uyanamadık.

2. Kız evi naz evi konumundan çıktık. Zaten bu saatten sonra nazlansak da karşıda çektiğimiz numarayı yutan erkeği bulamıyoruz. Sebep? Diğer kadınlar… Sen yoksan, çantada keklik bir sürü kadın var.

3. Eh bu durumda fark yaratamaz olduk! İlişkilerde 3- G teknolojisi dönemindeyiz. Her şey anında cebinde!.

4. Bir türlü karar veremedik! Erkekten beklentisi olan ve ona göre davranan kadın mıyız yoksa dünya yansa umurunda olmayan erkek kıvamına gelmiş güçlü kadınlar mıyız?

5. Hadi kabul edelim, çok da tekin tipler değiliz canım. Besbelli dalgalı deniziz, adamlar bize nasıl davranacaklarını şaşırdılar. İyi adamların canını acıtıyoruz, saçma sapan davrananların arkasından ağlıyoruz. Yahu biz ne istiyoruz?

6. Annelerimiz misali sabretmiyoruz. Sabretmeyi gerekli görmüyoruz. Bir adama aşıksan, ayrılsan bile kır poponu otur. Önce aşkının değerini sen ver değil mi? Ne o öyle kızları toplayıp gecelere akma, çakkıdı çakkıdı oynama hali? Adam bu halini görünce sana nasıl inansın?

7. Çivi çiviyi söker ama toplu iğne çiviyi sökmez! Sen toplu iğneye çivi muamelesi yaparsan elinde kalır. Bir de orana burana batıp canını acıtır.

8. Okuduğumuz kitaplar, izlediğimiz abartılı diziler… Hollywood yapımı filmlerden o kadar etkileniyoruz ki, gerçeği es geçiyoruz. Yüzeydeyiz, derinimize inmiyoruz, kendimize asıl soruları sormuyoruz. Aşkın ve duyguların değerini bilmiyoruz.

9. İnsan resti bir kere çeker! Bir adamdan hem ayrılıp hem de her yerde karşısına çıkmaz, telefonlarına cevap vermezsin. O zaman restinin ne kıymeti kaldı. Kararlı olmayı öğrenemedik işte!

10. Son aklıma gelen; tepki vermeyi de öğrenemedik! Sana üçüncü sınıf kadın muamelesi yapan adama sen niçin gülücükler dağıtıyorsun? Ey takmam kafama tokadan başka bir şey diyen dertli kadın!. Buyurun siz de ekleyin canım. Bakarsınız bu sefer bir çözüm çıkar mı çıkar…

>Boynuz kulağı geçmiş bile :)

>

Müzik, içki & harika bir ortamda tam bir stüdyo havasında geçen çekimler, prensesin Erol Atar gibi (aaa bu arada ne oldu o adama ya hiç ortalarda yok?!) Noni buraya bakıyorsun, şimdi uzağa, şimdi sexy bak talimatları eşliğinde arka arkaya beni çekmesi, ardından burada yayınladığım fotoğraflara gelen güzel yorumlarınızdan sonra (hepinize tekrar çok teşekkür ederim!!!) öyle bir havalara girdim ki sormayın gitsin 🙂 Valla bugün şirkete girerken yürüyüşüm bile değişikti, böyle bacaklarımı at gibi öne ata ata Catwalk’ta salınıyor gibiydim maşallahhh 😛 (Demek ki mankenlerin de na bööle kalkıyo biyerleri…)

Bu havam taaa ki bilgisayarımı açıp ablamdan gelen şu fotoyu görene kadardı. Pöfff diye sönüverdim bir anda! Lütfen Derin’in şu pozuna bakar mısınız? Eldivenler, dantelli çoraplar, pembe çanta ve o duruş!!! Tanrım bu ne özgüvendir böyle!!! Prenses sen beni bırak, bak ben sana daha güzel bir model buldum hepimizi cebinden çıkartır o hii hiii 🙂

loverly hello kitty

p.s. Selinim ise romantik kelebeğimdir ama onun da kokoşluk konusunda farkı yoktur bizden buyrun buraya bir bakın 🙂

>Me & Myself

>


Dün prensesime modellik yaptım. Prenses bu işi biliyor, çekim öncesi beni gevşetmek için harika bir Mojito hazırladı, içkimi yudumladım ve tamam hazırım dedim. Fotoğraf makinesinin tepesine mi bakıcam objektifin içine mi yoksa uzaklara mı ayy nereye sorularımla prensesi deli ettim, ama napıyım dün algısı düşük bir Noni’ydim!!! Günün sonunda makyajlı ve makyajsız olmak üzere 400’e yakın pozum ortaya çıktı! Teşekkürler prensesim 🙂 Sözüm söz, bir dahaki sefere daha güzel (ve daha +++ pozitif şekilde) modellik yapacağım!




Neden bu kadar güldüğüme gelince… Dediğim gibi prenses bu işi biliyor, Mojito dışında beni havaya sokabilmek için hayal gücümü de kullanmamı istedi, fotoğrafta sağımda Brad Pitt solumda ise George Clooney var ama siz görmüyorsunuz 😉

>Modalog

>

Pastel tonlarda giyinmek, uzun kazakların üstüne kalın kemerler takmak, değişik parçaları birarada kombinlemek… Sonbahar ve kışın tek sevdiğim noktası bu sanırım… Fırsat buldukça moda hakkında blog yazan hatunları okumaya çalışıyorum, ben bu bloglara Modalog ismini taktım 🙂 Salıncakta 2 Kişi ve Vintage Biscuit zaten baş köşedeler, eskiden beri takipteyim 🙂 Geçenlerde ordan oraya zıplarken Moda Cadısı‘nı farkettim, tarzına bayıldım. Bir diğer favori modalog’um ise Nil, giyiminin yanı sıra kendine uyguladığı makyajlar da çok hoş! Eminim daha keşfedemediklerim de vardır, ama kendi tarzıma uyan ve fikirler aşırabildiğim bu sayfaları ziyaret etmek gün ortasında defile seyretmişim gibi beni mutlu ediyor 😉 Bu arada tabii sadece biz hatunlar bu işe el atmıyoruz, mesela Ey”men” ilk Türk erkek modalogu olarak internet dünyasında yer almakta 😉 Hepiniz süpersiniz!!!



>Düşler…

>

Rüyalara inanır mısınız bilmem ama benim gördüğüm ve yorumladığım birçok rüya bir şekilde gerçekleşir. Bazen gördüklerim canımı sıkar, ama çoğunun bana bir mesaj ilettiğine inanırım. Bu nedenle rüya ile ilgili kitaplara özel bir ilgi duyarım. Geçenlerde D-Chic kızı bana uzun zamandır aradığı ve en sonunda internette bulduğu bir ansiklopediden bahsetmişti. Şans bu ya, bu ansiklopediden 1 tane sipariş etmiş ama 2 adet göndermişler 🙂 Tabii ikincisinin üstüne hemen ben kondum!

“Rüya Yorumları Ansiklopedisi”ni diğer rüya tabiri kitaplarından ayıran özellik İmam Nablusi, Sigmund Freud, İbn-i Sirin, İbn-i Fadl, Erich Fromm, Cafer-i Sadık, Alfred Adler, Edgar Cayce, Cassandra Eason, Kirmani, Seyyid Süleyman ve Eric Ackroyd gibi birçok düşünür ve filozofun yazdıklarından, nesilden nesile aktarılan yorumlardan yola çıkarak hazırlanmış olması. Ansiklopedi hangi rüyaların, neye işaret ettiğini; bunları nasıl yorumlamak gerektiğini; hangisinin uzak, hangisinin yakın geleceği müjdelediğini; kimin rüya yorumlama yetisine sahip olduğunu; rüya türlerini; yorumlama prensiplerini; tarihe mal olmuş rüya ve kehanetleri açık ve basitçe ortaya koyuyor. İlk 200 sayfası açıklama niteliğinde, ardından alfabetik sırayla rüyaların ne anlama geldiği açıklanmış. İlginizi çeker mi bilmem ama ben şimdiden başucuma koydum bile 😉

Düşlerden bahsetmişken adaşımdan çok eski ama sevdiğim bir şarkı bu posta gider diye düşündüm… Ayrıca kara pisicik Miso’ma çok benziyor!!!

(p.s. Üstte uyuyan kadın var ya işte o benim çünkü bugün evde tadilat var, mutfak duvarı kırılacak, borular tamir edilecek ve bu 1 hafta sürecek, off ki ne off !!!)

http://www.dailymotion.com/swf/klCaFQn34NnXUJUxI5&related=1

>“Kalbini engelleme, engelleri kaldır!”

>


Geçen gün bir e-mail aldım… Bilgi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarım bölümü son sınıf öğrencisi Rodin Alper Bingöl, başlangıçta sadece reklam kampanyası olarak düşündüğü ancak tez projesi olarak kalmasının dışında, rahatsız olduğu gerçekleri değiştirmek adına hayata geçirme kararı aldığı sosyal sorumluluk projesi engellerikaldir.com dan bahsediyordu.

“Kalbini engelleme, engelleri kaldır!” sloganı ile Türkiye’de bulunan 8,5 milyon kayıtlı engellinin toplum tarafından görmezden, duymazdan gelindiklerine dikkat çekmeye çalışan bu proje engellerikaldir.com web sitesi aracılığı ile engellilere yönelik farkındalık yaratmayı ve önemli bir toplumsal sorunun çözümüne katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Engellilerin kullanımına yönelik özel olarak tasarlanan site, içeriği sayesinde kendilerine dair gündemi ve fırsatları, birbirinden kısmen kopuk şekilde çalışan STK’ların bildirilerini tek noktadan takip edebilmelerini, yaşam standartlarını yükseltmek için faydalı dökümanları bulabilmelerini, birbirleriyle iletişime geçmelerini, seslerini duyurabilme imkanlarını sağlarken; çeşitli imkansızlıklar nedeniyle gerçekleştiremedikleri hayallerini de (maça gitmek, denize girmek, yurtdışına çıkmak, müzik festivaline gitmek gibi) başkalarıyla paylaşma fırsatı veriyor.

Site için planlananlar bunlarla sınırlı değil ancak hayata geçmesi için desteğe ve sahiplenilmesine ihtiyacı var. Çorbada sizin de tuzunuz bulunsun istiyorsanız engellerikaldir.com‘a tıklayarak destek olmanız yeterli. Mayıs ayında hayata geçmesi planlanan projesinde Sevgili Rodin’e başarılar diliyorum…

>Vallah billah hasta değilim :) Sadece müptelasıyım…

>

Bu sabah Gofrett ile harika bir kahvaltı yaptık. Ardından hatun bana bir yazı gönderdi, ne yalan söyliyim doğruluk payı yok değil çünkü bazı bloglara baktığımda yorum alabilmek veya ilgi çekebilmek için fazla çaba gösterdikleri apaçık belli oluyor. Buyrun okuyun bakalım:

* The psychologist’te yayınlanan bir makalede blog yazma kendini teşhir etmek isteyenler arasında son dönemde oldukça yayılan bir hastalık olarak geçiyormuş. Özellikle kişisel bloglar, yazan kişilerin özel hayatından, fikirlerinden izler içerdiği için bir süre sonra kişide tutkuya dönüşüp, sürekli kendini ifşa etme ya da kendini kanıtlamaya çalışma gibi sonuçlar verirmiş. Yine makalede yazılana göre kişisel blogların çoğu ortalama olmayıp, her biri en uç seviyedeymiş. Kişiler ya kendisini zavallı, yalnız, depresif ve melankolik olarak göstermekte ya da başarılı, tuttuğunu koparan, zengin ve sevilen birisi olarak ifşa etmekteymiş. Blog yazarlığına hastalık gözüyle bakan psikologlar, blog yazarlığını internet hastalıkları arasında ilk sıralara yerleştiriyorlarmış.

Bir blog yazarı olarak açıkçası bunu bir hastalık olarak görmemiştim hiç 🙂 Gerçi benimde aklıma sürekli bişeyler geliyor bloguma şunu da yazıyım bunu da yazıyım diyorum, blogger’a girip yorum var mı diye bakıyorum, statcounter’ı açıp kimler gelmiş gitmiş diye bakıyorum ama valla hasta değilimmmm!!!! Neysem oyum, kendimi olduğumdan farklı göstermiyorum, zaten kabak gibi fotolarım ortada beni bilen biliyor 🙂 Kendimi ispat etmeye de çalışmıyorum (yoksa bu açıklamaları yaparak çalışıyor muyum aa bir dakka kafam karıştı?!) Hii hiii evet kabul ediyorum blog bir alışkanlık ama asla bir hastalık değil işte bu kısmına kesinlikle katılmıyorum !!!!

(* Arkadaşımın gönderdiği yazı Anne ve Bebişi adlı blogtan alınmıştır…)

>Gay Superhero

>

Her sabah 7 buçukta şirkette oluyorum, bu kadar erken işbaşı yapınca tabii ilk iş sabah kahvaltı eşliğinde internette gazeteleri okumak oluyor. Bu belki de tüm enerjiyi sıfırlayarak güne başlamak oluyor bilemiyorum?! Çünkü her gün mutlaka sinirimi bozan bir habere rastlıyorum, Gazze’de katledilen masum bebekler, küçücük çocuklara tecavüz, anneyi katleden şizofren evlat, batan şirketler, iflas sonucu intihar edenler, ekonominin batmış olması, daha saymamı ister misiniz? Tabii zaman zaman yüzümde tebessüme neden olan haberlere de rastlamıyor değilim…

Gelelim post konumuza… Bu sabah serviste giderken aklıma nerden estiyse Queer as Folk adlı dizi geldi, Türkiye’de yayınlandı mı bilmiyorum ama gaylerin hayatını ele alan bu diziyi ben bir zamanlar severek izliyordum. Bu dizinin Türk uyarlaması kimbilir neye benzer diye içimden geçirmedim değil, hoş hiçbir yapımcı ve kanalın (hele bu zamanda) bunu yayınlamaya maçası yemez ama neyse… Bu sabah gazeteleri okurken Hürriyet’te bir habere rastladım. Spiderman, Hulk ve X-Men karakterlerinin yaratıcısı Stan Lee, bu kez dünyanın ilk gay süper kahramanını çizecekmiş. Lee, Perry Moore’un “Hero” isimli romanından esinlenerek bu kahramanı yaratmaya karar vermiş. Bir üniversitenin basketbol takımında oynayan Thom Creed isimli kahraman hem cinsel eğilimini, hem de doğa üstü yeteneklerini gizlemek zorunda kalacakmış. Daha önceden kimsenin aklına ciddi anlamda Gay Superhero yaratma fikrinin geldiğini sanmıyorum bu nedenle Stan Lee’yi tebrik etmek istiyorum. Gayleri geçici bir hastalık taşıyormuş da tedavi edilebilirmiş gibi görenler veya onları tamamen görmemezlikten gelenlere karşın onlar için de bir kahraman yaratılması beni gerçekten mutlu etti…

Photobucket

>Şarkı Mim’i

>


Sevgili İz Düşümler beni mim’lemiş, konumuz en sevdiğiniz şarkılar… Müzikli mim’e klipli cevap vermek istedim, hem yerli hem yabancı şu aralar takıldığım veya eskiden beri dinlemekten keyif aldığım şarkıları ekledim, gördüğünüz gibi her telden çalıyorum 🙂

1. Geo Da Silva – I’ll Do You Like A Truck (Son zamanlarda bu şarkıya takmış durumdayım, radyolarda da sürekli çalıyor. Oooo like it like it… Tip ofsayt, klip ucuz ama şarkıyı çok beğeniyorum napıyım!)

http://www.dailymotion.com/swf/k1n88cQCQ9Tc4XSMr6&related=0

2. Ayla Dikmen – Anlamazdın (Biraz slow takılalım… Bu film olmasaydı belki de Ayla Dikmen’i ve bu güzel şarkıyı hiçbir zaman bilemeyecektik, teşekkürler Çağan Irmak!)

3. Deee Lite – Groove is in the Heart (13 yaşımdan beri dinliyorum hiç bıkmıyorum!)

http://www.dailymotion.com/swf/k24BQadhkrtLe5HfCx&related=0

5. 50 Cent – In Da Club (Bu son parçayı da anniş için ekledim, o da benim gibi 50 Cent’e bayılıyor anasına bak kızını al hii hiii 🙂

http://www.dailymotion.com/swf/k2yvg2xu7vpEcXjalv&related=0

MyHotComments.com

Aaaa ben birilerini mim’lemeyi unutmuşum nasıl böyle bir hata yaparım 🙂 Haydi kısslar eller havaya hop hop hop:

~ Estherciğim
~ Zilsiz Zarifeciğim
~ Gofrettçiğim
~ Ve dee Efsacığım

>Bayılazaammmmm

>

Pembe renkten baygınlık geldiği için biraz blogumun şeklini şemalini değiştiriyim dedim hay demez olaydım, ne zormuş! Bir websayfasında değişik template örnekleri buldum onu koydum olmadı, başkasını koydum olmadı. Olanlar gitti vesaire… Ben de en sonunda şu anda gördüğünüz sayfaya karar verdim. Sağ sütunu daha düzenleyemedim onu da sonra yapıcam artık… Benden bugünlük paydos!