>Hips Don’t Lie :P

>


Normalde hafta içi giyeceklerime haftasonu karar veriyorum ve bunları ayırıyorum. Ama son günlerde saldım çayıra mevlam kayıra modunda olduğum için haftasonu kıyafet ayarlamak aklıma dahi gelmedi.

Bugün bu fotomu ibret-i alem olması için yayınlıyorum. Şekil A-1’de gördüğünüz gibi pek bir sorun yok ama bir de Şekil A-2’ye göz atın, bir kıyafetin insanı vezir de rezil de edebildiğini anlayın!

Kastamonu Sepetimle Yedi Köy Nasıl Devirdim hot kütür kreasyonumu gururla sundum 🙂 Şimdi reklamlara geçebilirim. Bu akşam D&R’a gidip kendimi şımarttım. Canım ablamın okumamı tavsiye ettiği ve her yerde aradığım Eileen Caddy’nin “İçimizdeki Kapıları Açmak” isimli kitabını aldım. Çok mutluyum!

Sonra gözüme Zen Tarot kartları ilişti, tarot cadısı olarak onu da alışveriş sepetine ekledim 😉 Bu kartlar beni inanılmaz rahatlatıyor, Zen Tarot yorumlaması biraz farklı olsa da açılımlar klasik tarotla aynı, ilk fallar bakıldı bile 🙂

Benim kara kedi tutkum malum, kasanın yanındaki bu kara kedicik anahtarlığı görünce dayanamadım. Eve gelince bizimkiler 4. kedi geldi diye bayağı bir heyecan yaptılar ama baktılar ki pek dişlerine göre değil bir iki koklayıp burun kıvırdılar 🙂

Bugünlük benden bu kadar… Bu aralar yazdığım yazılar hep noni içerikli oldu, ben kendimi yazmaktan sıkıldıysam siz de eminim beni okumaktan sıkılmışsınızdır, ayyy yüzümü eskittim ayol! Bir iki güne yine yayında olurum, o zamana kadar kendinize iyi bakın şekerler…
Advertisements

>Hayatın Bana Öğrettikleri

>

Esther‘ciğim beni mimlemişti, kafamı toparlayıp yazmam gerekiyordu zira bu sefer mim konusu biraz kazık çıktı. Sorumuz: Hayatın bana öğrettikleri neler?

0-7 yaş: Bu yaşlarda sloganım ne kadar çok ağlarsan o kadar dikkat çekersin’di. Mahallede bir çocuk ağlasa aman boşverin Çılgın Mevdoş’un sümüklü kızı ağlıyordur yine diyorlarmış. Bu döneme “ablamın benden yaka silktiği dönem” de diyebiliriz. Ablam sayemde ağız tadıyla sobe bile oynayamamıştır çünkü ne zaman saklansa ben ablaaa bööüü diye ağlayarak yanına gidip saklandığı yeri anında gammazlamışımdır. Haa bir de bu dönem kendimi oğlan ve at sandığım dönemdir. Barbi yerine arabalarla oynardım ve erkek gibi gözükeyim diye de iç çamaşırıma sürekli bişeyler koyardım, bir eksiklik hissediyordum sanırım 😛 Haa bir de popoma vurup dehhh der dıgıdıg dıgıdıg diye at gibi koşardım. Bir de duvarlarla öpüşürdüm, bir keresinde ablam yakalamıştı annemlere gidip “anneeee noni bir seksomanyaaakkk” diye ispiyonlamıştı beni hiç unutmam haa haa 🙂
7-17 yaş: Artık noninin öğrenme çağı gelmiştir, okula yazılır 🙂 Yalnız okulda bitlenip sırma saçlarım kesilince travma yaşamıştım, kısacık saçlarım nedeniyle uzun süre erkek çocuğu ile karıştırıldım. Bir önceki dönemde olsa sevinçten zıplayacağım bu oğlana benzetilme olayı buluğ çağımda bana küfür gibi geldi. Bu dönem daha çok okul-ev, ev-okul arası bir süre sonra okul-ev-dershane, dershane-ev-okul arası geçti gitti. Bu nedenle bu dönemin bana tek öğrettiği şey ders ders ders oldu…

17-22 yaş: Kısacası büyüme serpilme dönemi de diyebiliriz 😛 Ders ders ders yerini boys boys boys şarkısına devretti. Bu dönemde babamın işi dolayısıyla bayağı seyahat ettim, Kazakistan, Sibirya, Rusya gibi değişik ülkeleri gördüm, buradaki yaşam standartları halime her zaman şükretmemi öğretti.
22- 30 yaş arası: Üniversiteden mezun olur olmaz Amerika’ya gittim. Neye yaradığını hala çıkartamadığım bir MBA eğitimim oldu. Bu arada araya bir evlilik bir de boşanma sıkıştırdım. Bu dönemin bana öğrettiği yegane şey hayatına giren ilk erkekle hemen nikah masasına oturma oldu.
30 – Günümüz: Şu inkar edilmez bir gerçek ki insan 30’larında kendini artıları ve eksileriyle sevmeyi öğreniyor. Kimi zaman hayatın bana öğrettikleri bana ağır gelse de hayatın anlamını bulmaya çalışıyorum. Yaşamda “one minute” gibi bir şey söz konusu değil, bu nedenle yaşamın her haline ayak uydurup yola devam etmek gerekiyor…

Gökten 3 mim düştü; biri Zilsiz Zarife’nin, diğeri Gofrett’in üçüncü de 2-Chic’in başına 🙂

>Pazar Yemeği

>

Dün akşam şekerlerimi davet ettim, aslında bunu çok daha önceden yapmam gerekiyordu ama kurslar ve seminerler derken zamanı iyi planlayamadım… Yemek konusunda giderek köreliyorum sanırım, görünürde albenili ama oldukça pratik tariflere kaçtım; susamlı taze bezelye, kapari meyveli enginar kalbi, soya fasulyesi (yeni çıkan Iglo’yu denedim, beğendim), kremalı tortellini ve tiramisulu puding yaptım… Yemekler açısından dört dörtlük olmasa da keyif açısından harika bir akşam oldu. Yine beklerim canlarım 😉

I invited my lovely family; my parents, my grandmother and two aunts yesterday for dinner. Actually I should organize that dinner earlier but I delayed it because of my courses and seminars… Whenever I enter to my kitchen, I understand that I’m loosing my cooking talent day by day 😦 I love to cook but don’t have a lot of time to improve it. Yesterday I made simple dishes; sesame green peas, artichoke hearts with caper fruit, soybeans, tortellini in a cream sauce and tiramisu puding. Although the menu is not perfect, the joy of having dinner with the family is unquestionable!

>Başlık yazmayı unutmuşum

>


Bir daha birine mana bulursam! Geçenlerde Binbir Gece’yi izliyordum Şehrazat’ın yüzü sivilce içindeydi makyajla bile kapatamamışlar içimden aboo hatunun yüze bak demiştim, çok değil 2 gün sonra oramda buramda sivilcelerle uyandım. Yanağımdaki ve çenemdeki neyse de bir tane de burnumun içinde çıktı nasıl acıyor anlatamam, gören burnumda mümük kalmış zanneder haa haa karizma yerlerde yani 😛 Sen misin milletin sivilcesiyle dalga geçen al işte sana sivilce! Gerçi diziyi izlerken yediğim tuzlu çekirdekten de şüphelenmiyor değilim hani, o nasıl bir hastalıktır Tanrım sanki 5 dakikada kim daha çok çekirdek çitleyecek yarışması düzenleniyor öyle otomatiğe bağlıyorum yani!!! Çıt çıt çıt ayyyy durduramıyorum kendimi!!!

Aynen böyle geviş getiriyorum…

Neyseee sivilcelerimi bir kenara bırakalım gelelim bu geceye… Dişçi + Seminer + Dans hepsi için kompakt bir şekilde giyinmem gerekiyordu. Üstümdeki herşey indirimden 🙂 T-shirt ve booties Mango, şort bir butikten, kot ceket Mexx, çanta Accessorize. Eeee benim gibi açgözlü birinin Give Me More yazan t-shirt giymesine şaşırmamak lazım! Arkada özellikle beyaz fon kullandım obez yazılarına bir daha konu olmamak için bacaklarımın inceldiğini hepinizin gözüne gözüne sokmak istedim hee hee nasıl bir hırs yaptım anlayın çekirdek çitlerim ama bir yandan incelmesini de bilirim yaaa!!!!

Uno perfetto bambino 🙂 Kendi kendimi böyle pohpohlarken Fatih Terim’in arkadan “AMANSIZ OL” diye bana extra gaz vermesini istiyorum…

İlk durak diş doktorumdu…Yeni doktorum akça pakça temiz yüzlü bir doktor, ne zaman görsem Makbule’nin Burhan’a yaptığı gibi gıdısından kaymak almak geliyor içimden, dişçi koltuğunda yatarkende bir daha geldiğimde böyle yapsam tepkisi ne olur diye geçiriyorum, benim gibi dişi oyulurken sırıtan biri daha yoktur heralde!

Uyuşmuş bir dudakla dişçiden ayrılıp karşıya geçtim. 2-Chic kızı ile Mecidiyeköy’deki Feng Shui seminerinin yolunu tuttuk. Seminer güzeldi, ortam değişikti, orada çalışan insanlar sanki bu dünyaya ait değil gibiydiler, herkes çok pozitifti. Bir ara Lost dizisindeki Dharma üyeleri gibi böyle tatlı tatlı davranıp cort diye şırıngayı boynumuza batırarak bizi bayıltıp kendi gezegenlerine kaçıracaklar diye işkillendim. Ahhh ahhh beni böyle düşündüren toplum utansın! Ücretsiz bir seminer ve pozitif insanlar olunca insanın inanası gelmiyor nedense…

Seminerden sonra yemek kısmına geçtik ama ben yarıda kestim geceyi, bir programa sonradan dahil olan insanların yapılan programı eleştirip, üstüne afra tafra yapıp negatif enerji yaymalarına sinir oluyorum. Bu şekilde negatiflik yüklenmektense gecenin kalanını evimde kedilerimle geçirmeyi tercih ettim… Benim dans bir başka bahara kaldı anlayacağınız!

http://muzicons.com/musicon_v_srv_new.swf

>Fare Burun

>

Fotoğrafta ablamla tipimize bakılacak olursa bu kare çekilmeden az önce kavga etmişiz kesin. Ben nasıl da tosarmışım, hem fare burunlu hem de suratsız hee hee 🙂 Canım annem de fotoğraf çektirerek ikimizi yumuşatmaya çalışmış sanki…

Ayyy şimdi aklıma geldi küçükken ablamla bestesi bize ait müziklerimiz vardı böyle tempolu bir şekilde söylerdik sözleri de şöyle olurdu:

Bürssttt paa paa bürssttt paa paaa bürsstt bürssttt….diye devam ederdi.

Diğeri de:

Dımmm tak, dımmm tak, dım dım taka tak, dım taka tak…bunu söylerken de her tak kısmında kalçayı öbür yana atardık 🙂
Allahım ya biz mi çocukken çok embesildik yoksa şimdiki çocuklar mı çok akıllı? İnanın yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan gibi bir soru bu, işin içinden çıkamıyorum 🙂


Dün akşam Zilsiz Zarifem, 2-Chic kızı ve Ballondon ile Neslihan Yavuzer Behmuaras‘ın hazırlayıp sunduğu, CKM’de düzenlenen ve 70dk. süren “Müziğin Sihirli ve Büyülü Dünyasında Yolculuk” etkinliğine katıldık. İlk bölümde müzikle ilgili bilgiler paylaşıldı, ikinci bölümde ise güzel fotoğraflar eşliğinde Yanni ve Kitaro gibi New Age müziklerinden örnekler sunuldu. Bu farklı müzik yolculuğuna katılmak isteyenler için, etkinlik Caddebostan Kültür Merkezi’nde Mayıs ayına kadar her perşembe günü düzenlenmeye devam edecek. Ayrıca New Age müziklerini internet üzerinden dinlemek isteyenler Neslihan Hanım’ın 24 saat kesintisiz yayın yapan New Age Müzik Radyosu NEW AGE RHYTHMS‘a tıklayarak dinleyebilirler…

Samsun’daki arkadaşım Ayşegül’den bu hafta bana, ablama ve anneme çok güzel taçlar geldi! Sizler için modellik yapıp öyle yayınlamak istedim. Ben yüzsüzlük yapıp 1. ve 2. fotoğraftaki taçlara el koydum 🙂 Hepsi birbirinden güzel, ellerine sağlık canım arkadaşım…

BU BENİMMMM!!!!

BU DA BENİMMM!!!

HEPSİ BENİM OLSUN HEPSİİİİ AÇGÖZLÜYÜM BENNNN 🙂



Herkese harika bir haftasonu diliyorum!

>Nonickname :)

>

Gofretim kıtırım kırt kırt geçenlerde beni mim’lemişti, ne zamandır aklımdaydı ama bir türlü yazamamıştım, kendimi tripodum ile çekmekle meşguldüm 😛
Üüü üüü bana takılan o kadar lakap vardı ki, hangi birini yazsam acaba? Biraz eski yazılarımdan kopya çekeceğim yine…

To be honest, I don’t know the translation of “mim” in English (mim is choosing a subject, writing your feelings or thoughts about that subject and then forcing some of your selected blogger friends to write their thoughts on the same subject). I will just say poke tag to it. My friend
Gofret has tagged me last week. The subject is nicknames. Because of my curly hair I had many of them at the school, poor me… I mentioned some of them on my previous posts, let’s recall them…
Kıvırcık salata – Green Salad

Merinos koyunu – Merinos sheep
Süspansiyon – Suspension
Arap bacı – Negro sistaa

Bunların yanında; Beside those;

Fare burun (küçükken düşüp burnumun üstü yara olmuş, bu yüzden uzun bir süre adım fare burun olarak kalmış, bununla ilgili bir fotoğrafımı daha sonra koyacağım çok komik gözüküyorum) – Mice nose (I felt down when I was a small kid and injured myself, I had a big wound on my nose so everyone including my family were calling me mice nose! I’ll share that funny photo here later…)

Çiroz (tabii bir zamanlar 48 kilo iken…) – Bloater (when I was 48 kilos…Gosh I miss those days!)

İskeletor (tabii bir zamanlar 48 kilo iken…) – Skeleton (when I was 48 kilos…)

Nilgün Belgün (unutkanlığımdan ötürü) – Nilgun Belgun, A Turkish actress known as her loose memory…

Veeee Noni 🙂 yani ablamla küçükken kendi aramızda yarattığımız canım, tatlım anlamına gelen kelime – Last but not least; Noni, we made up that word with my sister when we were kids, noni means sweety for us 🙂

Beni gagalayan diğer ağaçkakan ise Digital Kelebek olmuş…Kendimle ilgili bilgiler vermem gerekiyormuş. İnsan kendisi hakkında ne kadar objektif yazabilir bu tartışılır ama bir deniyim…

Gerçi blogumda herşeyi yazıyorum aslında beni okuyanlar az çok bir fikir sahibi olmuştur. Kabak gibi fotolarımı da koyuyorum. Gördüğünüz gibi bu hatun gudubet gibi mi yoksa fıstık gibi mi diye sorularla sizi boşu boşuna yormuyorum 🙂 Ama bir yerden başlamam gerekirse önce fiziksel özelliklerimden bahsediyim; hani bir zamanlar 48 kiloydum demiştim ya haa ona şimdi +6 daha ekleyin, boyumu da aşağı yukarı 1.68 gibi düşünün. Eee saçlar kıvırcık malum, göz rengim de ne yazık ki annem ve ablam gibi mavi değil kahverengi, ahh bir mavi olaydı ben o zaman dünyaya Noni damgamı vururdum yaa neyseee….

Fiziksel özelliklerden sonra gelelim diğer özelliklerime… Mektep okumuş kızımdır. Çalışma ekonomisinden mezun olduktan sonra Amerika’da MBA yaptım ha neye yaradı tüm bunlar derseniz hala bilmiyorum inşallah ilerde anlayacağım!

Çok duygusalımdır. İnsanları kırmamak için çok dikkat ederim. Empati yapmaya çalışırım. Herkese elimden geldiği kadar yardım etmeye ve güleryüzlü olmaya çalışırım. Haa hayatta bunun ne faydasını gördün derseniz vur ensesine al lokmasını yaklaşımların dışında pek birşey sayamam sanırım!

Sevgi dolu bir ailede yetiştiğim için tüm sevdiklerime bodoslama ben seni seviyom derim.

Ehhh herkes gibi benim de komplekslerim var elbette, mükemmel olmadığımın farkındayım, ama kendimi olduğum gibi seviyorum. Ve kendimi olduğumdan farklı asla göstermem, neysem oyumdur…

İyi bir özellik midir kötü mü bilemiycem ama fazla açıksözlüyümdür, kafamdan geçenleri anında söylerim, surat yapıyım da karşı taraf anlasın gelsin ayağıma sorsun demem, problemi direkt dile getiririm.

Her güzelin bir kusuru vardır, benim birden fazla oldu gerçi neyse çaktırmayın siz… Kıskanç biriyimdir, sevdiklerim için her zaman birinci sırada ben gelmek isterim, bu konuda bazen şımarıklık bile yaparım… Biraz kinciyimdir. Biraz da inatçı…

En nefret ettiğim yanım kötü anlarda pis pis sırıtmamdır. Nefret ederim bu huyumdan. İstem dışı yaptığım birşey ama gel de karşımdakine anlat bunu… Diyelimki biri “ayy noni biliyor musun filancanın amcagili ölmüş” dedi ben aaa öyle mi derim ama ağız başlar yamulmaya içimden hayır noni hayır şimdi gülmüyoruz çok ciddi dinliyoruz derken pis pis sırıtmam devam eder, öfff bu ne ki şimdi 😦

Hintliler ineğe, ben kedilere taparım 🙂 Bayılırım onların renkli dünyasına. Tekirimin ölümünden sonra tövbe etmiştim ama dayanamadım ve üstüne 3 tane (Tarçın, Bediş, Miso) daha aldım ne demişler alışmış kudurmuştan beterdir 😛

Ayyy bu kadar noni yazısı yeter! Benden ööğğkk gelecek, sizi de bıktırmıyım daha fazla 🙂 Haaa gitmeden önce ilave etmek istediğim bişey daha var, ben bundan böyle İngilizce’de yazıcam artık diyen kafama ediyim olur mu?! Şimdi tüm bunları bir de İngilizce yaz işin yoksa, ayyy yok yok hiç uğraşamayacağım, son özellik olarak üşengeçliğimi de ekliyorum buraya 🙂 Çavvv bambinos!!!!

>Zinde bir beyin için…

>

Canım annem gün içersinde muzur yayınlarının yanında faydalı bilgileri de bizlerle paylaşır ve güzel mailler fwd eder. Annem dün bunu gönderdi, bende sizlerle keyifli bir şekilde paylaşmak istedim…

İngiliz The Times gazetesi, Oxford ve Harvard üniversitesi bilimadamlarının “beyni genç tutmak” üzerine yaptığı araştırmaları yayınlamış. Zinde bir beyin için:

Terleyin: Egzersiz, verimli çalışmak için bol oksijene ihtiyaç duyan beyin hücrelerinin gıdası gibidir. Böylece beynin öğrenme ve hatırlama becerisi güçlenir.

Balık yiyin: Yüksek Omega-3 içeren sardalya ve ton gibi yağlı balıkları tüketmek zekayı attırır. Konsantrasyon ve okuma yeteneğini geliştirir. B vitamini ve protein açısından zengin besinler de seratonin içerdiği için beyindeki iletişim hızlanır.

Lavanta koklayın: Lavanta kokusu işe konsantrasyonu artırır. Özellikle öğle aralarında, çalışmaya başlamadan önce lavanta koklayın.

Mola verin: Uzun ve aralıksız çalışma saatleri ters etki yaparak beynin verimini düşürür. Araştırmalar her 40 dakikalık çalışmadan sonra 20 dakikalık ara vermenin, sonraki 40 dakikaya hazırlanmak için gerekli olduğunu savunuyor.

İyi bir uyku çekin: Gece 7-8 saatlik uyku beyin performansını en üste taşır. Ayrıca gün ortasında 30 dakikalık bir kestirme beynin şarj olmasını sağlar.

Sakız çiğneyin: Sakız çiğneme beyne giden kanı yüzde 20 artırıyor. Böylece hafızayı kuvvetlendirip, stresi azaltıyor.

Su için: Yüzde 80’i su içeren beynimiz su içmediğimizde küçülüyor. Bu sebepten her gün 1.5- 2 litre arasında su içmek gerekiyor.

Kırmızıya bakmayın: Kırmızı görmek özellikle sınavda başarıyı düşürüyor ve öğrencide motivasyon düşüklüğü yaratıyor.

Seks yapın: Orgazmla sonuçlanan bir seks veya hamilelik süreci, kadınların beyinlerindeki prolaktin hormonunun ve beyin hücrelerinin artmasını sağlıyor.

Sıcak çikolata için: Yatmadan önce içilecek bir bardak sıcak çikolata zekayı artırıyor. Kakao özellikle yaşlıların zihnini açıyor.

Rock dinleyin: Araştırmalar rock müziğin de, klasik müzik kadar öğrenmeyi ve konsantrasyonu artırdığını gösterdi.

Rahatlayın: Rahat bir yere oturup gözlerinizi kapayın ve ayaklarınızdan boynunuza kadar tek tek kaslarınızın gevşediğini hissedin. Gerginliği atmak, sınavdaki başarınızı yükseltecektir.

Yetenek geliştirin: 6 yaş grubu üzerinde yapılan araştırmalara göre müzik ve resim gibi konularda eğitim gören çocukların IQ’ları daha yüksek oluyor.

Sınırlı teknoloji: SMS ve e-mail’i fazla kullanmak ve çok televizyon seyretmek zeka seviyesini düşürüyor.

Beyin jimnastiği yapın: Akıl oyunları oynayarak, bulmaca ve zeka testleri çözerek beyninizi zinde tutabilirsiniz.

Alkol almayın: Alkol beyin hücrelerini öldürerek, öğrenme ve hafıza bölgesine zarar verir.
BİTTİ!

>Bugünkü Noni

>

Moralim ne kadar bozuk olsa da kendimi salmamaya gayret ediyorum, hatta şunu farkettim ben moralimin bozuk olduğu günlerde kendime extra özen gösterip iyi hissetmek için elimden geleni yapıyorum. Bunda ne kadar başarılıyım (hem de aynı parlak çoraplarla!) tartışılır ama önemli olan insanın kendisini nasıl hissettiği değil mi? Bu sabah güneşi görür görmez de cıvıl cıvıl bir renk seçtim kendime, hem ruhumun da renkliliğe ihtiyacı vardı, işe gerçekten yaradı…
(Fuşya elbise Max & Co., deri ceket Beymen, çanta Armani Jeans, rugan ayakkabılar Hotiç, çiçekli atkı annemin hediyesi.)

No matter how depressed I am, I always try to keep up my mood. I realized that I take extra care to myself when I’m feeling the blues. Even though I wear the same shiny hose (which you advised me not to wear) I felt great & confident with that outfit. The weather was shiny today so it just made me to choose that colourful dress, also helped to repaint my soul!

(Dress Max & Co., leather jacket Beymen, bag Armani Jeans, shoes Hotic, scarf a gift from my mom)

>Not only my lingo also my lifo sucks!

>

Haftaya yine dakka 1 gol 1 olarak başladım, patronum benimle bir konuşma yaptı, yakında beni kapı önüne koyabileceğini ima etti yok yok ne iması canım direkt böyle söyledi. Bunu söylerken ne kadar ciddiydi ay sonu geldiğinde anlayacağım artık… Gerekçesi de bana güvenmemesiymiş, hiçbir suçum olmadığı halde bir köstebek veya ajan gibi görülmek çok sinir bozucu. Ağzımla kuş tutsam artık yaranamayacağımı anlamış bulundum. İş hayatında dürüstlük, çalışkanlık, iyi olmanız, güleryüzlülük, işinizi sahiplenmeniz vs.. hepsinin palavra olduğunu anladığım gibi… İnanılmaz demoralize olmuş durumdayım.

Düşündüm taşındım… Yaklaşık 2 yıldır iş değişikliklerimden ötürü adam gibi bir tatil yapamadım. En kötü senaryoyu düşündüğümde, yani denildiği gibi kapı önüne konulursam min. 2 haftalığına Amerika’ya ablamın yanına gidip (henüz ablamla konuşmadım ama hayır demeyeceğinden eminim hee hee) yeğenlerimle oynayıp bol bol enerji depolamayı düşünüyorum. Şu durumda bana en iyi gelecek, beni en mutlu edecek tek varlık onlar çünkü…
Hmmm bir de diğer mutluluk kaynağım kedilerimi de unutmamalıyım tabii. Dün keyifsiz olduğumu hissetmişler gibi hepsi beni sarmaladı, aklımı dağıtmak ister gibi benimle oyun oynayıp durdular, Tarçın bile o koca göbeğiyle zıpladı şişkom benim 🙂 Bir de hayvan deyip geçerler halbuki o kadar duyarlı yaratıklar ki! Son günlerde Tarçın’a baktıkça bir dahaki sefere dünyaya sadece bir kedi olarak gelmek istediğimden bir kez daha emin oluyorum! Ohhh ekmek elden su gölden yaşıyor beyimiz 🙂


As I mentioned on my blog before, I’m having some problems with my boss. Yesterday was the worst day I ever had in this company. We had a little discussion and he told me that I will get fired sooner or later because he doesn’t trust me, he thinks I’m a mole… And I did nothing to deserve those words. My only fault is to be honest and decent, to work hard and always keep my good temper… But I guess these assets don’t work in reality. I am so demoralized for being misunderstood like that…
Anyway when I think about the worst case scenario, if they just kick my ass I will pack my luggage and head my way to the States. The best way to get away from distress is to have some time with my sister and with my beautiful nieces. Ooopss I should not skip my other motivations too; my lovely cats! Yesterday when I came back home stressful, they played around me like they were trying to take my attention and trying to make me happy. I adore them! People who say they are just animals are so wrong, they are more sensitive than humans! And when I look at my fat boy Tarcin I just wish to come to that world as a cat in my second life 😉

http://muzicons.com/musicon_v_srv_new.swf

Bugün bu şarkıyı dilimden düşürmüyorum…

Today I hum that song, well what can I say, it express me very well!

I’m just a soul whose intentions are good,

Senor please don’t let me be misunderstood!