>Bugünkü Noni

>

Cuma raporumu bu sefer aksesuar post’u şeklinde sunmak istedim. Cihangir’den aldığım kahverengi mini elbisem & baykuş kolyemle kendimi bugün cool hissediyorum 😉 Cool bebeler gülmessss o nedenle somurtukum !!!
Yüzüme yeni aldığım Dior Nude fondötenimi sürdüm, çok memnun kaldım, makyaj malzemesi almak isteyenlere tavsiye ederim! Ahh bir de dün başıma geleni anlatıyım size: Sevil’de alışveriş yaptıktan sonra mağazaları dolaşmaya devam ettim. Sonra bir baktım bir hafiflik var bende, böyle kendimi kuş gibi hissediyorum, bir baktım elimde sadece çantamı tutuyorum, eee Sevil poşetim nerede? Yok! Aboo dedim yeni cicilerim daha ben elimi sürmeden ellerin oluverdi! Girdiğim mağazalara baktım, meğer birinde bırakıp çıkmışım, mağazadaki çalışanlar görmüş ve ben gelene kadar saklamışlar. Nedir bu son zamanlardaki kaybedip bulma hikayelerim bilmem! Neyseki Allah’ın sevdiği cool’uyum heee heee 🙂 Ama yakında bir yerlerde kendimi kaybedersem hiç şaşmam!

Aksesuar demişken… Bu şirin küpeliği Claire’sten aldım, minik küpelerimi takı kutumda bulmak çok zor oluyordu, şimdi hepsi gözümün önündeler 😉

Hepinize harika bir haftasonu diliyorum, ben bu haftasonu şehir dışında olacağım, pazar akşamı görüşene dek hoşçakalınnnnn!!!!!!!

Advertisements

>Miso’m

>

Siz benim kara böceğimin beyaz göbeğini hiç farkettiniz mi? Miso’nun göbişinde beyaz tüyler var. Tam öpmelik, bayılıyorum ben 🙂 Normalde kıpır kıpır olduğu için onu fotoğraflamak imkansız (bir de libido tavanda geziniyor bu sabah Bedişi mikmiklerken yakaladım!) ama geçen gün nalları dikmiş masum şekilde uyuyordu ben de bu fırsatı kaçırmak istemedim 🙂 Yerim ben seni sütlü çikolatam benim 🙂

İsimsiz biri Tarçın’ın tüylerini tıraş ettirmemle ilgili kötü bir yorum bırakmış. Oraya da bir açıklama yazdım, burada da ayrıca belirtmek istiyorum. Kedileri & diğer tüm hayvanları çok seviyorum. 3 kedi sahibi olmamın yalnız kalmaya dayanamamam ile bir ilgisi yok!

Tarçın eski sahibi tarafından şiddete maruz kalmış, psikolojisi gerçekten yerinde olmayan, o kocaman cüssesi ile minnacık yürüyemeyeceği bir kafese konmuş bir kediydi…

Bediş küçücükken kolunu bir apartmanın kapısına sıkıştırıp kırmış bir sokak kedisiydi.

Miso ise annesi araba tarafından ezilmiş, kendi de ezilmek üzereyken kurtarılmış 2 aylık küçücük bir kedicikti.

Ne mutlu bana ki yollarımız bu 3 minnoşla birleşti de onları sahiplendim. Kimbilir şimdi nerede olacaklardı? Belki Miso insanların batıl inançları yüzünden tekmelenecekti?! Keşke herkes petshop’tan almak yerine terkedilmiş bir kedi sahiplense ve bu şirin kedicikler sıcak bir yuvaya sahip olsa… Hemen eleştiriye geçmeden önce biraz düşünüp yorumlarınızı öyle yaparsanız sevinirim. Teşekkürler 😉

Bu arada Tarçın’n kırpılmasına gelince… sıcaklarla birlikte tüyleri onu çok rahatsız ediyor, nefes alıp vermesi sıklaşıyor, tüylerinin dökülmesinden çok onun sağlığını düşündüğüm için rahat etmesi açısından bunu yapıyorum…

>Şu 3 Gün & Pembe Peri

>


Biri beni durdursun lütfen 🙂 Her seferinde bloga biraz ara vermeliyim derken kendimi yine burada buluyorum! Her hafta yazacak birşey çıkıyor. Ama bu yoğunluk içinde kendimi hiç üretken hissetmiyorum dersem bana ne dersiniz? Evet hep bir programım, hep birilerine sözüm var, zamanımı bir şekilde iyi yönetiyorum ya da yönetemiyorum, kimi zaman aynı güne farklı kişilere ok diyorum sonra işin içinden çıkamıyorum vesaire… Sanki hep birşeyleri kovalıyor gibiyim, belki de kendi çapımda hayatın ucundan yakalamaya çalışıyorum ama yine de tatmin olamıyorum?! Benden küçük arkadaşlarım 2. bebeklerini bekliyorlar, bunları duydukça kendimi tuhaf hissediyorum ama ben üretkenliğimi anne olarak ortaya koymak istemiyorum yani bundan kesinlikle eminim. Avenue Q müzikalindeki Princeton gibi bir amacım olmalı, AMAÇ-AMAÇ-AMAÇ diye söyleniyorum, amacımı bulmaya çalışıyorum, ama henüz bir ışık görünmüş değil… Umarım yakında görebilirim, belki pembe peri bana yardım eder!



Bu aralar cici kız modunda geziniyorum (dün gerçi telefonda konuşurken bu moddan çıkıp Şahika gibi böğürdüm ama hakettiler doğrusu!) Pazartesi günü giydiğim kıyafetimin tek eksik aksesuarı elimde tüyden bir tozluktu sanırım 😛
Bu arada kilo ile başım yine dertte, vücudum kendini 55 kg’ya kitledi sanki hiçbir incelme yok ve bacaklarımın kalınlığı beni çok rahatsız ediyor 😦

Dün akşam kızlarla buluştuk, Ayakkabı Perisi’ne uğradık, geçen sefer gözümden kaçmış olmalı, bir sürü güzel elbiseler gelmiş (bu arada Gül ve eşi gördüğüm en tatlı & uyumlu çiftlerden biri, aman nazar değmesin!), sonra Vapiano’da yemek yedik. Akşamın esas bombası Bağdat Caddesi’nde salına salına yürürken kolyemin kendi kendine kopup boncukların tüm caddeye yayılması oldu 🙂 Ben katıla katıla gülerken hatunlara boncuk toplattım, yoldan geçenlerde yardım etti bize haa haaa! Sonra Haagen Dazs’a girdik, siparişimi verirken eteğimin altından hala çat çut sesler eşliğinde boncuklar dökülüyordu, dondurmacı çocuk hatun böbrek taşı düşürüyor herhalde diye düşünmüştür kesin 😛

Akşam bol bol kaynattık dememe gerek yok di mi 🙂

Biri bana şu arkadaki pembe şeyin ne olduğunu açıklasın lütfen! Balkonumda kesinlikle böyle bir süs yok, dışarıdaki birşeyin cama yansıması diycem ama kuyruk kısmı içeri doğru sarkmış, sanırım evimi pembe periler sardı, annecim korkuyooommm!!!!!! Kışttt kışttt !!!!

Evde seramikten biblolar yapma işine öyle bir sardım ki sormayın! Etsy’e bakıp birçok fikir edindim, gördüklerimin hepsini uygulamak istiyorum, beynime birazcık bastırsalar kulaklarımdan rengarenk fikirler fışkıracak kesin 🙂 Bu ilk işimi Bediş’ten esinlenerek yaptım… Ama Etsy’dekiler inanılmaz pürüzsüz, acaba nasıl hamur kullanıyorlar bir bileniniz var mı?

Biraz çocuksu oldu ama yine de doğumgünü olan bir arkadaşıma hediye etme cesaretini göstereceğim 🙂

Kaybettiğim eşeğimi buldummmm yuppiiiii 🙂 Az önce yüzüğümü getirdiler, sanırım dün telefonda o kadar carladım ki bu hatun çenesiyle canımıza okur dediler ve buldular kihh kihhh 🙂 Böylelikle dün sorduğum soruya bugün cevap almış oldum, Allah’ın sevdiği kuluymuşum olleeyyyyy 🙂

>Eşek

>


Ayyy sinirden yemin ederim kudurmak üzereyim! Allah sevdiği kuluna önceği eşeğini kaybettirir sonra buldururmuş ya peki sonra yine kaybettirirse şimdi ben Allahın sevdiği kulu mu oluyorum sevmediği mi? Yoksa yukardaki benimle dalga mı geçiyor?

Cuma günü parmağıma taktığım yüzüğümü Midpoint’te kaybetmiştim ya dün hadi dedim bir ihtimal belki bulunmuştur, bir arıyım, tel.deki kız yüzüğünüz nasıldı dedi ben de heyecanla kelebekli dedim hıı hıı burada gelip alabilirsiniz dedi, ben de işte olduğum için bana alıcı ödemeli kurye ile göndermelerini teklif ettim, olmuyormuş efendim… Ben de ok yarın gelip alırım dedim. Hatta kıza da yarına kadar yüzüğü kaybetmezsiniz di mi dedim (aha evrene eşşek sinyalini burada yollamışım ama haberim yok) kız da bana aaa siz hiç merak etmeyin hanfendi dedi. Bugün mutlu mesut Kanyon’a gittim, ana o da ne? Yüzük yok, herkes seferber oldu yok yok yok! Dün benimle tel.de konuşan hatun da bugün izinliymiş, bize biraz müsaade edin bakıp biz sizi arayalım dediler, ellerim bomboş saçlarım sinirden dimdik geri döndüm. Az önce telefonum çaldı, arayan restaurant müdürü, kem küm ediyor bulamadık yüzüğünüzü manevi değeri var mıydı bilmiyorum ama kaybınızı karşılayalım diyor. Ben de açtım ağzımı yumdum gözümü (yaaa hep böyle şirine değilimdir ben) siz benimle dalga mı geçiyorsunuz dedim. O yüzük bulunacak dedim. Ayyy ben hayatımda böyle saçma şey görmedim. Akıllı beni bulmaz deli *****dan ayrılmaz!

>Haftasonundan kırpmaca…

>

Herkese iyi haftalar!!!! Haftasonunuz nasıl geçti bakıyım şekerler? Benimki cuma akşamından itibaren süper geçti. Yine yerimde duramadım 🙂 Cuma çok keyifli bir yemek yedim, yemeğin tek tatsız tarafı akşam eve gidince yüzüğümü kaybettiğimi farketmem oldu. Stil Direktörü nereden aldığımı sormuş, uzun zaman olduğu için nereden aldığımı hatırlamıyorum ama nerede kaybettiğimi çok iyi biliyorum: Midpoint’in tuvaletinde 😦 Gerçi akşam eve döndüğümde gördüğüm manzara karşısında yüzüğümün acısını çabuk atlattım çünkü benim bebişlerim tekrar eski günlerine geri döndüler 🙂 Artık Tarçın’a üvey evlat muamelesi yapmıyorlar!

Cumartesi gündüz 2-Chic kızının davetlisi olarak Reina’ya gittim, Bosphorus Cup’ın Boğaz etabı ve ödül töreni vardı. Eski iş arkadaşlarım ve müdürlerimi gördüm, Arzu Kaprol, Armani ve Gucci defilesini izledik ve bol bol içtik 😛

Bu çocuğu Rob Lowe’a çok benzettik…

Gofrettim rötarlı da olsa bize eşlik etti 🙂

2-Chic kızı ile içtik, içtik…Ve içtik… çıkışta anneannemlere gittiğimde…

İşte yukarıda gördüğünüz gibi serildim yere 😛 Güneşin altında o kadar içkiyi karıştırırsan al sana olacağı bu! Hayır bir de bütün gün deli gibi içenlerle dalga geçmiştik ama Allahın sopası yok işte 🙂

Küçük teyzem Lebiş için veda yemeği vardı, kendime geldiğimde ben de aile yemeğimize eşlik edebildim. Teyzem bugün Amerika’ya gitti, şu anda San Francisco topraklarına ayak basmış olmalı ahh ahhh onun yerinde olmak vardı şimdi!

Canım yeğenim uzun süredir Dubai’deydi, yemekte onunla hasret giderdik, anaaa orada rakı kadehi mi var ayy gözümü yumayım hemen vallahi içki gördükçe hala kötü oluyorum 😛

Pazar sabahı minnoşlarımla brunch ritüelimizi gerçekleştirdik 🙂

Bizde pazar kahvaltıları babişe aittir, bize kendi elleriyle harika bir sofra kurar, gerçekten o kahvaltının yerini hiçbirşey tutmaz…

Sonra arkadaşım Mırıl ile caddede yürüyüş yaptık. Bana bu kitabı tavsiye etti, Sex & the City’nin yazarı Liz Tuccillo ile danışmanı Greg Behrendt birlikte yazmış, mutlaka okumalısın dedi, ben de hemen sözünü dinledim 🙂

Veee en eğlencelisini sona sakladım! Prensesim bana evde yapabilmem için fırınlanmasına gerek kalmayan kilden almıştı. Elinizde hemen şekil verebiliyorsunuz, kullanımı çok rahat ve eğlenceli!

Dün birkaç surat ve bir kedicik denedim, kurumaya bıraktım, akşama boyayıp son halini de sizlerle paylaşacağım. Gerçekten süper birşey, insanı inanılmaz rahatlatıyor, bu tip hobilere meraklı herkese tavsiye ediyorum, Nezih Kırtasiye’de gerekli tüm malzemeleri edinip evde kendi kendinize biblolar yapabilirsiniz 😉

Bu kadar rapor yeterli di mi? Blogum gerçekten tam bir günlük gibi oldu utanmasam WC ziyaret saatlerimi bile yazıcam buraya hii hii 🙂 Hepinize şahane bir hafta diliyorum, benim bu haftam yine renkli geçecek 😉 Mujukkk (kandaki alkol oranı hala azalmadığı için öpücükler de böyle yamuk çıkıyooo!)

>

İyi kızlar cennete…
Kötü kızlar heryere…
Çıtır kızlar nereye nereye de giderler?
Bugün kot elbisem, dantelli çoraplarım ve kelebekli yüzüğümle cici kız modunda bu şarkıyı mırıldandım durdum…
Sizlerden gelen tavsiyeleri dinleyerek dün akşam benimkileri önce tek tek yanıma alıp tırnaklarını kestim, Miso ile resmen boğuştuk, en sonunda beyefendiyi bacaklarımın arasına sıkıştırıp etkisiz hale getirerek operasyonu gerçekleştirdim. Lara Croft gibiyim ama harcanıyorum 😛 Sonra hepsini biraraya koydum, tırnaklar gitse bile dövüşe devam etti bizimkiler sonra dinlendiler sonra tekrar dövüştüler, sabah uyandığımda biraz daha alışmış gibilerdi. Şimdi hepsi evde biraradalar, açıkçası içim içimi yiyor, umarım doğru birşey yapmışımdır, evde beni nasıl bir manzara bekliyor çok merak ediyorum.
Şimdilik bizden haberler böyle…
Hepinize harika bir haftasonu diliyorum!!!

*** Akşam eve döndüğümde Tarçın ve Miso’yu birbirlerini yalarken buldum bizimkiler ben eve gidene kadar canciğer kuzu sarması olmuş 🙂 Onları birarada tutma fikrini veren herkese çok teşekkürler, tekrar eski halimize döndüğümüz için çok mutluyum 🙂

>Acil !!!!

>

Bir önceki posttan okuduğunuz üzere ben Tarçın’ı cillop gibi bir delikanlıya çevirdim, ohhh bu sıcaklarda rahat ettik derken şimdi evde büyük bir kriz yaşıyoruz. Ben kediler birbirlerini yaydıkları kokudan tanırlar zannediyordum ama işin aslı hiç öyle değilmiş! Tarçın Michael Jackson gibi evrim geçirdiği için şimdi Bediş ve Miso onu tanımıyorlar 😦 Bediş bir tıslayıp korkup kaçıyor ama Miso öyle değil ki! İkisi de erkek olduğu için mi bilmiyorum birbirlerine kötü kötü bakıp garip sesler eşliğinde saldırıya geçiyorlar. Beni bile duydukları yok, onların o hali gerçekten ürkütücü, sokakta birbirine girmiş kediler gibiler aynen. Veterinere sordum merak etmeyin 10 gün içinde birbirlerine alışırlar fazla yan yana durmasınlar dedi… Bu durumla karşılaşan kedi sahibi bloggerlar varsa yardım bekliyorum, birbirlerini yeniden kaynaştırmak için ne yapmam gerekiyor? Şimdi ayrı odalarda tutuyorum ama Tarçın bu duruma üzülüyor, bütün gece beni uyutmadı, huysuzluk yaptı durdu. Tüylerinin ağzıma girmesine razıyım yeter ki eski hallerine geri dönsünler 😦

>Tarçın bu haftasonunda…

>

Ball formatından….

Honeyball formatına büründü! Korku filmlerinden farksız vallahi! Tipi kaydı oğlumun 😛 İşin kötüsü diğerleri onu başka bir kedi sandıkları için (ben gözlük takınca da beni tanımıyorlar) sürekli tırmalama ve tıslama modundalar! Bu arada tüyleri gidince kedimin aslında dikdörtgen bir vücuda sahip olduğunu öğrenmiş oldum. Bir domuza kedi kafası monte edilmiş gibi duruyor haa haa!

Bir kediye yapılabilecek en büyük kötülük onu böyle maymuna çevirmek olsa gerek! Ama hava sıcaklıklarının artmasıyla onun kendini nereye atacağını bilememesi ve benim de dökülen tüyleriyle hiçbir şekilde baş edememem beni buna mecbur etti. Üzgünüm evlat! Hayat bazen böyle acımasız olabiliyor!

>Ben bu haftasonunda…

>

Bol bol telefonla konuşup…

Doğumgünü kutlamalarını kabul ettim 🙂

Gelen hediyelerimi heyecanla açtım…

Bir sürü balonlarımla çocuklar gibi şendim…

Güzel dileklerle önce pastamı üfledim…

Sonra çikolatalı suflemi mideye indirdim 😛

Tüm haftasonu boyunca gülümsedim…

Ve çoookkk mutlu bir şekilde haftasonunu bitirdim…

Tam 00:00 ‘da ilk doğumgünü öpücüğünü veren Nerminim, harika bir yemek & pasta & hediyelerle beni şımartan canım annemle babam, uzakta da olsa kalbi yanımda olan tatlı ablam, çocuklar gibi şen bir doğumgünü kutlamamı sağlayan güzel prensesim, harika hediyeler alan canım anneannem ve teyzoşlarım, Gofretim, Zilsiz Zarifem, Tülaycım, Çilekli Pastam, Lalecim, Ayakkabı Perim ve mesaj & yorumlarla doğumgünümü kutlayan tüm sevdiklerim…Hepinize binlerce teşekkürler 🙂 İyi ki varsınız!!! Sizi seviyorum 🙂

>İyi ki Doğdummmmm !!!!

>


Bugün benim doğumgünümmmm 🙂 Yaşasınnnn!!!! Artık göğsümü gere gere 32 diyebileceğim ne güzel 🙂 Bu sene kim yaşımı sorsa miyavlar gibi ince bir sesle ossbir diye cevap verdim, bu cenabet yaştan kurtulduğum için çok seviniyorum!!! Yolladığınız tüm güzel doğumgünü dilekleri için çok teşekkür ederim! Bu arada beni düzgün okuyup üflediniz di mi? Vallahi internette xxx sitelerde dolaşıp sonra gelip beni okuyup üflediyseniz, karşıma da yukardaki gibi bir tip çıkarsa iki elim yakanızda olur ona göre !!!

Bizim 2-Chic kızı ile doğumgünlerimiz arka arkaya olduğu için 3 gün 3 gece kutlama yapalım dedik. Dün gece Çubuklu Hayal Kahvesi’ndeki yaza merhaba partisine gittik. Biz gittiğimizde Göksel konseri çoktan başlamıştı. Birer içki alarak mekanın keyfini çıkartmaya başladık fakat etrafımızı incelemekten ve burası nasıl bir müşteri portföyüne sahip demekten kendimizi alamadık, etraf paçoz kaynıyordu! Neyse biz yine de eğlencemize baktık 😉

Mandalinalı votkaları fondip yaptık…

Göksel sahnedeyken yakından dinleyelim dedik, tam bu esnada Sezen Aksu’nun “Ağlamak Güzeldir” şarkısını söylemeye başladı şok oldum! Sezen Aksu’nun o kadar şarkısı içinde bunu seçmesi çok hoş bir tesadüf oldu.

2-chic kızı votka energy’leri devirdi o gece, hopladı zıpladı eve gelince de sızdı kaldı 🙂

Gece 12 olduğunda da sarılıp öpüştük, doğumgünümü kutladık. Bu gece aynı sahne yine tekrar edilecek, bebekler bu gece Bebek’te kutlama yapacak 🙂 Hepinize harika doğumgünü dilekleriniz için çok teşekkür ederim! 31 yaşıma dönüp baktığımda yenilikler yaşı oldu benim için, yeni bir eve taşındım, yeni bir araba kullanmaya başladım, yeni bir işe girdim (ve sayesinde Gofretimi tanıdım), sağlığıma yeniden kavuştım ve çok güzel yeni arkadaşlıklar kurdum. Evet biten şeyler de oldu ama yerine konan şeyler de harika oldu. 32 yaşın da bana çok güzel şeyler ve süprizler getireceğine inanıyorum. Hepiniz sevgiyle kalın…