>Asmalımescit’te bir gece…

>


Dün iş çıkışı 2-chic bebeler buluşması gerçekleştirdik 🙂 Ne zamandır yavru ile program yapamamıştık, özlem giderdik. Bazı nedenlerden ötürü bize katılamayan Gofretimizin de yanımızda olmasını çok istedik…

Bu kız beni öldürecek! Bir gün de üstünde aynı kıyafeti görsem kafamı kıracağım. Üstündeki pembe Valentino hırkanın arka fiyonk detayına bayıldım, kıskandım, ben de istedim, üstünden yırtıp alasım geldi, çok sevgi dolu bir arkadaşımdır hiç sormayın!

İstiklal’deki kitapçılara girdik…Arkadaki el de neyin nesi öyle??? Sanırım içimde gizli bir yerlerde yaşayan hırto bana daha fazla dayanamayıp çıkmak istiyor 😛

Kitapçılarda aradığımı bulamadım, elim boş dönmekte istemedim haa haa iyi bahane di mi! Topshop’tan bu küpeleri aldım ben de…

Ama bu küpeler de çoook güssel yafff bundan da istiyom işte!!!! Gıcık şey 🙂

Bu patates fikri Gofretimin fikriydi aslında!!! Bir deneyelim dedik ama mayonezini öyle bir abartmışlar ki mide fesatı geçirdim resmen 😛

Biraz yürüyüş sonrası Asmalımescit’e geldik bile…

İkimizde badem canavarı olduğumuz için bir tabak dolusu buzlu bademi mideye indirdik 🙂

Tabii bol bol kaynattık, aşk-meşk-iş üçgenini dikdörtgen masamıza yatırıp analiz ettik 🙂

Ve bir geceyi de böylece noktalamış olduk…

Bugün cuma neşesi ile doluyum! Zıp zıp zıplamak istiyorum 🙂 Haftasonu İstanbul yağışlı olacakmış sanırım… Hava yağmurlu olsa da içinizde güneşin açtığı güzel bir haftasonu diliyorum sizlere!!!!
Advertisements

>Lokma

>

Dün akşam kuzenim evlendi. Daha yakın zamana kadar bana evliliğin ne kadar gereksiz birşey olduğundan bekarlığın sultanlığından bahseden erkek kuzenim… Eeee ne demişler büyük lokma ye ama büyük laf etme 🙂 Ya da kadının fendi bekarlığın sultanlığını yendi de diyebiliriz 😉 Umarım bir ömür boyu mutlu olurlar… Başımdan 4 yıllık bir deneyim geçtiği için evlilik hakkında söyleyeceğim çoook şey olabilir ama ben susma hakkımı kullanıyorum 🙂 çünkü kanımda hala alkol geziyor ve ben bırakın bakış açımı doğru görüş açımı bile sağlayamıyorum!

İş çıkışı eve gidip jet hızıyla hazırlandım…

Bu yaz katıldığım ilk düğün bu oldu ama açıkça söylemem gerekirse hafta ortası düğün olayı biz sefil çalışanlar için fazla yorucu oluyor…

Çanta minik olunca içine giren şeyler de mikro oluyor tabii; kredi kartım, ehliyetim ve biraz para için mini cüzdan (ay sonunun geldiğini düşünecek olursak bu cüzdan mangırlarım için büyük bile hee hee :P), mint ve makyaj tazelemek için gerekli şeyler…

Saçlarımı böyle anlarda çok seviyorum, kuaför derdim hiç yok, yıkama-köpük-biraz şekil ve gece için hazırsın bile Noni! Çok ekonomik hatunum çoook!

Dans provası…
Davetlilerin çoğunu bir daha nasıl olsa görmeyeceğim diye düşündüğüm için geri kalan çekirdek toplulukta ailem olduğu için ve de kaç kadeh devirdiğimi bilmediğim için (ne zaman dans pistinden masama dönsem şarap kadehimi hep dolu buldum!) düğünde bol bol dansettim 😉

Tontişlerimle kokteyl esnasında…

Kuaförde yapılı saçlar rüzgarın azizliğine uğrarken ben istifimi bozmadım bile 🙂 Beni hayal kırıklığına uğratmadığınız için teşekkürler sevgili buklelerim!
Alkolün AB Rh+ kanımla sıkı fıkı olmasına ramak kala…

Ve kankardeşi olduktan sonra…
Gelin çiçeğini canım teyzem kaptı, darısı onun başına inşallah 😉
Gökten üç elma…. yok bu değildi…
Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine!!!

>Tahammülü Zor Çakmalar

>

Haftasonu PMS ağrımı hamurlarımı yoğurarak gidermeye çalışırken bir yandan da gözüm TV’deydi… PowerTurk kanalında topu topu 20 klip var sanırım Arabın yalellisi gibi hedede hedede bunlar dönüp duruyor. Neyse efenim ben de foto makinemi bir kenarda tuttum ve bana göre çakmalardan oluşan bir liste hazırladım. Bu arada ben sanat camiamızın Kenan Doğulu, Serdar Ortaç, Yalın gibi küçümenlerden oluştuğunu sanıyordum ama yanılmışım!

Yiğitler çıktı meydane
Biri birinden merdane
Biri ak, biri kara
Mevlam her birine kuvvet vere
🙂

Oyyy oyyy oyyy geçen senelerde Tarkan çakmamız Murat Boz vardı, bu sene de Murat Boz çakmamız Selim Güngören. Kendi kendine bölünen amipler gibi maşallah! Seneye de Selim’in çakması çıkar heralde! Ahhh o endam, o duruş, o gülüş, o boy pos (ki fotodan da anlaşıldığı üzere kendisi 6.5 feet yüksekliğindeymiş ki bu 1.98’e tekabül eder şekerlerim!!) Murat Boz’um olmasında ne olsun şimdi 🙂

Allah Yarabbim sen günahlarımı affet diyerek başlıyorum!!! Kenan Doğulu desem değil… Yalın desem cık o da değil… Yani bir insan olurda bu kadar ifadesiz olur mu?! Özgün bu kendine özgü donukluk ile olsa olsa Mirkelam çakması olur!

Gözümüz aydın “nur topu” gibi bir çakma Hintlimiz oldu! Esas kızımız Işın Karaca TV’de sen bana geri dön sen gitmeeeee diye kulaklarımı tırmaladıkça ben git nolur git bir daha da gelmeeeee diye bağırdım, tamamen istem dışı!

Yanına bir de Raj Kapoor çakması esas oğlan koymuşlar… Işıncım bırak kilidini açmayı bu klipten sonra seni sandığa iyice kitleyip tavan arasına kaldırasım geldi!

Buyrun amiplerden sonra sıra geldi pigmelere…Bu post sonrası çarpılmazsam iyidir! Yusuf’çum gözlerine bakıyorum bakıyorum bir daha bakıyorum ama ıı-ıhhh star ışığını hala göremiyorum! Ses olabilir ama sadece sesle olmuyor ki görsellikte önemli!

Şu klip yönetmenlerini de anlamak mümkün değil, dalyanmış gibi bir de çocuğu yere oturtmuşlar! Ay bu bacaklara bakınca nerden estiyse aklıma Naim Süleymanoğlu geldi şimdi…

Buyrun megastarımız gibi yemyeşil gözlere sahip olup ışığına sahip olamayanlardan biri daha! Popstar yarışmasında kaçıncı olmuştu bu çocuk hatırlayanınız var mı? Selçuk Yapar iz bırakma kısmını yapamamış ne yazık ki…

Veeeee yılın çakmasını sunuyorum!!!! Hem de referanslı çakma! Böylesi zor bulunur! Tarkan’ın özene bezene yarattığı minyatürü Emir emrinize amade! Ses aynen Tarkan, ehh biraz yandan duruş biraz kaş kaldırıp biraz da gerdan kırınca tamam işte çocuk daha ne yapsın size de bişi beğendiremiyoruz hıh 🙂 🙂 🙂

>Çadırımın üstüne şıp dedi damladı!

>

Allah canımı almadı almadı!!! Allah canımı almadı almadı!!! Ohhh ohhh hadi yandan bayanlar okumaya mı geldiniz buraya!!!!

Bugün kendimi çok izdivaç programı sunucusu kılıklı gördüm 😛 Haftasonu muzır yanım tuttu, hamurlarla oynarken bakın ne yaptım 🙂 Kanı kaynayan gençler kamp ateşi yakıp kendilerini çadırın içine atıvermişler! Ben küçükken Barbie’lerimle de adam gibi oynamasını beceremezdim zaten bir insan 7’sinde neyse 32’sinde de oymuş haaa haaa 😛

Hayır efendim yanılıyorsunuz imamın fikri neyse zikri de o olmuyor! Çadırın içindeki kanı kaynayan gençlerle bizim alakamız yok, biz çok romantik bir çiftiz, vallah billah iki gözüm önüme aksın ki !!!! Yalnız hamurdan surat yapmak ne zormuş böyle, iki godik gibi duruyoruz 🙂

Bunu da Etsy’den gördüm ve denedim, topu ile oynayan kedicik…

Gofretime yaptığım fil çift‘den özel sipariş almıştım, dün onu da yapıp bu sabah sahibine hediye ettim…

Abooo fillerim muratlarına eremeden Tarçın’a yem oluyorlardı az daha!!!

Haftasonu hamurlarımla oynamaktan kendime vakit ayıramadım, Stradivarius’un üzerinde topuklu ayakkabı olan pembe t-shirt’ünü almıştım, onu giydim…

Hayvanlar aleminde tuhaf dümenler dönüyor siz de farkında mısınız? Bir tek evimdekiler değil sokaktakilerde bu vaziyette… Benim bildiğim kedilerin azma dönemi (bazıları kızışma diyor bu döneme :P) Mart ayında olurdu, elbirliği ile dünyanın dengesini bozduğumuz için bu dönemi de Temmuz’a atmış bulunuyoruz bravo bize!

Bir dargın bir barışık yuvarlanıyoruz şu aralar, Miso-Tarçın kapışmasına rağmen Bediş hanımefendiliğini koruyarak cool takılmaya devam ediyor…

Bizim evin Coşkun’u…Böyle yorgun olmasının tek sebebi çoook isteyip de bir türlü alamadığı şey… Anladınız siz onu…anlamayanlar bakınız en üstte çadırda olan bitenler 😉

Bugünlük bu kadar gevezelik yeter… Hepinize çok güzel bir hafta diliyorum!!!

>Bugünkü Noni: Keyifsiz

>

Decaf Lattem ve şekerlerim SF’ya doğru gitmekteler şimdi… İçimden sağ salim varmaları için dua ederken saçma sapan şeylerle uğraşmakla meşgulum, tek istediğim kafamı dağıtmak. 90’lı yılların embesil video kliplerini seyretmek de bu saçmalıklardan biri… Klibe rağmen şarkı ister istemez beni ele geçiriyor…Wiggle it just a little bit, I wanna see you wiggle it just a little bit, as it grooves…

2 in a Room – Wiggle It– Watch more Videos at Vodpod.

Hepinize vedaların olmadığı bir haftasonu diliyorum.

Kuş olup uçsam keşke…

>Teyp

>

Bu heyecan

Bu mutluluk

Ve bu keyif

Yerini bunun gibi

Ve şunun gibi

Bir hüzne bırakacak yine…
Zaman sayılı olunca, yapılacak programlar çok, mutlu edilecek insanlar fazla olunca, yapılacak birçok şey kısıtlı anlara sığdırılıyor, yapılamayanlar gelecek seneye özenle saklanıyorsa ve bu her sene aynı tempoda tekrar ediliyorsa, hayat da size veda hüznünü içinizde hazmetmeyi öğretiyor.
Hayatımız notalara dökülmüş olsaydı,
Teybi durdurup,
Kaseti yine başa almanın vakti gelmişti…

>Lo lo lo Ego!

>

Good morning İstanbullll !!!!! Öğlen oldu ben hala günaydınlardayım, gri gökyüzü sayesinde inanın uyku modundan çıkamadım! Dışarıda ne kadar sevimsiz bir hava var di mi? Bu haftasonu prenseslerim tatilden döndü. Canım ablam ile cmt akşamı abla-kardeş caddede yürüyüş yaptık, dondurma yedik, kahve içtik, alışveriş yaptık, sohbet ettik, inanın gayet sıradan olan bu şeyler bizim için çok özel anlardan sayılıyor… Onunla en son ne zaman böyle bir zaman geçirdiğimi hatırlamıyorum, ve ben ona doyamadan cuma günü gidiyorlar bile 😦 Neyse çok fazla duygusal yazmak istemiyorum çünkü buna da şükrediyorum, senede 1 kere de olsa ablamı ve yeğenlerimi görebiliyorum…

Ben artık normal sezonda hiçbirşey almıyorum, indirimi bekliyorum, bir ay içinde yarı fiyatına inecek şeylere inanın para harcamak artık bana enayilik gibi geliyor, ehh bir de ekonomik krizi düşünecek olursak bu hareketimi pek yerinde buluyorum, doğrusu çok takdir ettim kendimi 😛 Bu elbiseyi Mango’nun indiriminden aldım. Desenleri çok hoşuma gitti ama nerden bileyim desenli şeylerin bir kadının basenlerini 10 katına çıkartacağını!!! Ben seni basenlerimle döverim bebeğim haa haaa 😀 Shakira bile yanımda çiroz kalır vallahi!

Böyle hem yaz hem kış giyilebilen elbiselere bayılıyorum! Bir taşla 2 kuş vurmak gibi resmen 😉 Pembe terliklerim sonradan gözüme çok Banu Alkan’vari göründü, kahverengi ile değiştirdim…

Dün benim canım annemle babamın evlilik yıldönümüydü, o güne özel ben de beyazlar giymek istedim… Annemle babam 36 seneyi doldurdular dile kolay! Tüü tüü tüüü maşallah diyorum! Darısı tüm mutlu çiftlerin başına 😉

Galatasaray’daki Chic’e Lazy’e ne zaman girsem kendimi kaybediyorum, o kadar şirin takılar var ki… Biri yelken diğeri dümen olan bu küpelerimi severek kullanıyorum. Uzun zamandır gidip bakmadım, hmmm yakın zamanda ziyaret edilecek mekanlar listeme ekliyim bari 😉

Anaaa ben Miso gibi şehla mıyım yafff bu resimde şeşbeş gibi çıkmışım 😛 Üzüm üzüme baka baka şaşılaşıyor demek ki 🙂

Hele lo ego gel beri lo 🙂 Yok basenim yok şehlalığım yok ibişliğim derken şu egoya da bir el atmak istedim. Aslında Anna Freud’un ego ile ilgili kitabını alacaktım ancak bulamayınca Osho’nun “Ego – Yanılsamadan Kurtulmak” isimli kitabını aldım, iyi ki almışım, ego ile ilgili saptamalarını çok ilginç buldum…

“Eğer alçak gönüllü olduğunuzun farkındaysanız, orada ego vardır. Alçak gönüllü kimselere bakın. Kendilerinin gerçekten alçak gönüllü olduğunu düşünen milyonlarca insan vardır. İzleyin onları en sofistike egoistlerdir onlar. “Ben alçak gönüllüyüm” derler ve sonra da size bakıp sizin onları takdir etmenizi beklerler. Ego “Kimse benim gibi değil” diyen bir hiyerarşidir. Alçak gönüllülükle kendisini besleyebilir. Ego çok zor fark edilir. Onun çalışması çok kurnazca ve derindendir, çok çok uyanık olmalısınız, ancak o zaman onu görebilirsiniz. Alçak gönüllü olmaya çalışmayın. Yalnızca tüm mutsuzlukların, acıların ego yoluyla geldiğini görmeye çalışın.”
Aldığım diğer kitap ise; Bakırköy Akıl Hastanesi hakkında birinci elden bilgiler, anılar ve anekdotların yer aldığı “Bakırköy Akıl Hastanesi’nin Gizli Tarihi”… Okunacaklar sırasında daha Hande Altaylı’nın Maraz’ı ve Elif Şafak’ın Aşk’ı da var…

Şimdi egomu koltuğumun altına sıkıştırıp yemeğe inebilirim, bu arada vejeteryanlığım işe kilo bakımından da yaradı, 2 kilo vermişim 😉 Hem vicdanım rahat hem bedenim, ohhhh ne güzel 🙂
Hepinize harika bir hafta diliyorum ve de kaçıyorum!!!!

>Ham-pul !!!

>

Dün yaptığım birşeyi yazmazsam olmaz! Daha önce okuyanlar biliyordur zaten Miss İbiş 2006 hikayem, Bra-Free Day hikayem, uyuya kalmam vesaire yaptığım ibişlikler yaz yaz bitmez 🙂 Ya çok utanmaz biriyim ya da kendimle çok barışığım bunları bir de burada utanmadan paylaşıyorum 😛 Evet görünen o ki yıllar geçse de ibişlik baki kalıyor şekerler!
Düne gelecek olursak, öğle yemeğinde şirketin yemekhanesine indim, bir tabak dolusu mantıyı aldım, ağzımdan sular aka aka üstüne yoğurt koydum, sonra pul biberle baharatlarla bir güzel süsledim. Masaya geçtim, kaşığı daldırmamla artık bir vejeteryan olduğum ampulünün kafamda yanması bir oldu! Çok şükür kaşığı ağzıma götürmeden yandı o ampul! Tabağı kuzu kuzu (canlarım hepinizi çok seviyorum) bıraktım, önceden akan salyalarımı vicdan azabıyla silip salatama gömüldüm 🙂 Yalnız benim vej. olduktan sonra böyle gayri ihtiyari yediğim bir et ürünü oldu mu olmadı mı? Kendimden işkillenmedim de değil hani?!!!

>Uzunya…

>

Geçen hafta bugün ismini ne zamandır duyduğum ama görme fırsatı bulamadığım Demirciköy’de bulunan Uzunya Beach Restaurant‘a gittik. Hava bize karanlık ve fırtınalı yüzünü gösterse de iş çıkışı deniz kenarında olmak ve temiz hava almak harikaydı. Gri bulutlara ve denizin temizliği konusunda şüphelerime rağmen yüzenler vardı… Restaurant’ın mezeleri bu ortama göre biraz orta seviyede kalsa da şehrin trafiğinden ve gürültüsünden sonra keyifli bir kaçış noktası olarak İstanbullulara tavsiye edebilirim 😉 Uzunya ayrıca çok güzel düğünlere de evsahipliği yapıyor, nişan veya düğün yapmak isteyen çiftlere duyurulur 😉

Benim çektiğim fotoğraflar havanın azizliğine uğradığı için, içinizi daha fazla karartmamak adına websayfasından aldığım fotoğrafları yayınlıyorum…

Haftasonu uğramak isteyenler için de harita…

Hepinize bol güneşli ve keyifli bir haftasonu diliyorum!!!

>Bugünkü Noni

>

Bu gözlükleri 8 yıl önce Amerika’dayken kullanıyordum 🙂 Tanrım o zamanlar gerçekten katıksız bir geek’mişim! Aldığım ilk ve tek numaralı gözlük olduğu için mi yoksa bana ne gibi yollardan geçtiğimi hatırlattığı için mi bilinmez atmaya kıyamadım, o gün bugündür sakladığım yegane antika parçam diyebilirim 😛
Bugün Gofretime poz verirken bana inanmak istemedi, komiklik yapmak için mi aldın bunu dedi 🙂 Ehhh nerden bilsin 8-9 sene önceki süklüm püklüm Noni’yi haa haa 🙂 Darwin hayatta olsaydı beni teorisinin baştacı yapardı sanırım!

p.s. LaCheen‘in blogunda bahsettiği FotoFlexer programını ben de inceledim, çok hoşuma gitti, paylaşım için çok teşekkürler Lacheen!