>İyi Bayramlar !!!

>

Bu bayram ben buradayım efenim 🙂
Çuka ve kolonya servisi için hazır ve nazır beklemekteyim 🙂

Heee tüm bunları yaparken de olanca şirinliğimi takınacağım. Niye? Bayram harçlıklarımı indra gandi yapabilmek için kihh kihh kihh 🙂 Bunu yaparken de anamgille babamgilin bayram hediyesi olan Çöpmadam cüzdanımı kullanacağım 🙂

Hepinize Mutlu Bayramlar!

Advertisements

>Fadu – Ayşegül Sağbaş

>

Geçen hafta Kristin’im ile Mısır Apartmanı’nın içinde Azade Köker’in sergisini dolaştığımız esnada, bir alt kata inerek Ayşegül Sağbaş’ın “Fadu Seni Yakaladım” sergisini de gezdik. Fadu Karadeniz’de Fatma demekmiş, bunu da öğrenmiş olduk. Rize doğumlu Ayşegül Sağbaş Karadeniz kadınlarının şehre gelmiş hallerini resmetmiş. Farklı bir teknik uygulayan sanatçı malzeme olarak akrilik ve naylon torbaların dokusunu kullanmış. Fadu fiziken çok sevimli resmedilmemiş olsa da ben onun muzır ve şaşkın hallerini çok sevdim 🙂 Bu arada sergi 3 Aralık tarihine kadar Beyoğlu’ndaki Casa Dell’Arte Gallery’de sergileniyor, tüm sanatseverlere duyurulur 😉

>Sıkılıyommm!

>

Bugün üstümde nasıl bir rehavet var size anlatamam!

Açılıyım diye içmediğim çay kahve kalmadı…



Haberlere göss gezdirdim…

Fantaaaziii dünyasına dalıyım dedim…

Ama ıı-ııhhhh hiçbiri işe yaramadı…

Bir türlü üstümdeki mıymıntılığı atamadım!

Hep ben mi sizi eğlendiricem?!
Biraz da siz beni eğlendirin bakiyim aaaa!!!

>Ay başlık atmayı unutmuşum!

>

Haftasonu kendime söz verdiğim gibi gevşedim, o kadar ki cumartesi gecesi kendimi tek parça haline getirmem biraz zaman aldı! Gevşemenin bir partisi Şile taraflarında yapıldı, beyne fazla oksijen gidince sonuç bu oldu:
Bakınnn benim beynim yokkk! Beyinsiz Noniyim ben 😛

Hiçte bilem! Eksilen parçalarım var tabii ama çok şükür üstte değil altta, 1 kilo 100 gram kadar 🙂 Kilolarımın atası Osmanlılar olabilir mi? Mehter marşı eşliğinde iki ileri bir geri gidip geliyorlar da!

Akşam Şile dönüşü etrafı sis kaplamaya başlamıştı bile…

Pazar günü BKM’de sahnelenen Mağara Adamı‘nı seyrettik. Rob Becker’ın erkeklerin ilk çağdan bu yana hiç değişmeyen özelliklerini eğlenceli bir dille anlatan oyunu, Broadway tarihinin en uzun soluklu tek kişilik oyunu ünvanını elinde bulunduruyormuş.


Oyunun bu kadar keyifli olmasında şüphesiz Alper Kul’un büyük emeği var. Mimikleri, çıkardığı sesler, mağara adamı ve kadın taklidi ile Alper Kul tek kelimeyle muhteşemdi! İzlerken gülmekten yerlere yattık! Evli bekar tüm çiftlere şiddetle tavsiye ediyorum 😉

Tüm bu gevşemelerin yanında kalan paketlerimi yaptım. Paketlerimiz kargo elemanımız Miso tarafından itinayla kontrol edilmiştir, gönül rahatlığıyla açabilirsiniz 🙂

Hepinize güzel bir hafta diliyorum.

Bu arada ben gevşeme modundan sıyrılamadım desem?!

>Dünden sonra, Yarından önce…

>

Bu aralar o kadar yoğunum ki bloguma bile yeterince zaman ayıramadım… Ahhh bir de hafta ortası öyle bir stres atlattım ki neyseki son anda toparladım, ne yazık ki insanlar işlerini olması gerektiği gibi yapmıyor ve başkalarının hatalarını telafi etmek bana düşüyor. Neyse sonuçta problemi hallettim ve derin bir ohhh çektim… Benimle aynı mesleği icra eden Nerminim, Gofretim, Pınarcığım ve Burcucuğum ne demek istediğimi daha iyi anlıyordur…

Neyse geçelim özetlere…
Haftasonu ailemle bir araya gelip güzel bir kahvaltı yaptık. Teyzoşlarımla kaynattık 🙂 Hamurlar yaptım yine, postaya hepsini topluca vereceğim için biraz elinize geç ulaşabilir, buradan açıklama yapıyım ki sonra arkamdan noni düzenbazın teki diye konuşmayın kihh kihhh 🙂

Sevgilimle Haldun Dormen’in “Pazar Günkü Cinayet” oyununa gittik ama ne yalan söyliyim pek keyif almadık. Oyunda birşeyler eksikti sanki, Haldun Dormen’in dili hep sürçtü ve ben aman yine unutmasın yazık adamcağıza diye içimden geçirmekten oyuna bir türlü konsantre olamadım…

Dün ofisimizi güzel bir sarı gacı ziyaret etti, aman o gün pek bir şık pek bir neşeliydi yavrusss taa ki… Neyse açtırmayın kutuyu söyletmeyin keneyi! Bir bööcek ilacı alıp üstüne sıkasım var!

Benim böyle Saba Tümer gibi 32 diş ortada sırıtmama aldanmayın, siz bu suratı bir de 2 gün önce görecektiniz, stresten kalp krizi geçirmeme ramak kalmıştı resmen 😛

Ofisten çıkıp doğruca İstiklal’e gittim…

Mısır Apartmanı’nın içinde…

Kristin’in bana bir sürprizi vardı…

Azade Köker bir tablosunda Çukurcuma kolajı yapmış ve tablonun ortasına da Kristinimin butiği Evihan’ın tabelasını yerleştirmişti.

Hemen tablonun yanına geçip bir hatıra pozu verdim 😉

Galeriden çıkınca doğru Evihan’a gittik, kıskanç Gofret kendine bir yüzük aldı hemen 🙂

Ne zamandır Ayakkabı Perimle gitmeyi hayal ettiğimiz Miss Pizza’da karnımızı doyurduk, pizzalar yendi, şaraplar içildi, kitaplar okundu…

Sonra kahveler içildi…

Ve böylelikle bir haftayı nerdeyse bitirmiş olduk!

Hepinize şimdiden harika bir haftasonu diliyorum! Ben bu haftasonu biraz gevşemeyi planlıyorum umarım planımı hayata geçirebilirim 🙂

>Lösev

>

Bu bayram kurban bağışınızı Lösev‘e yapmaya ne dersiniz?
Hem artık bağışlarınızı online olarak yapabiliyorsunuz.
Ayrıca broşür dağıtımı için de gönüllülere ihtiyaç var:

OLİVİUM ALIŞVERİŞ MERKEZİ 20-21 KASIM

AİRPORT ALIŞVERİŞ MERKEZİ 23–24 KASIM
FOX CİTY ALIŞVERİŞ MERKEZİ 20-21 KASIM
Bu tarihlerdeki broşür dağıtımı için destek vermek isteyenler 0216 359 85 85 numaralı telefondan iletişime geçebilirler.
Hepinize şimdiden teşekkür ediyoruz…

>Hüystın vi hev a pırablım!

>

İlham perim cumadan beri nereye kaçtıysa artık yazma isteği bulamadım… Kış depresyonunun üstüne PMS de eklenince saçlarım elektriklenmiş şekilde dolaştıp durdum bir süre! Bugün kendi kendime dedim haydi silkelen yavru kendini iyi hisset şöyle güzel giyin ve saçlarını savur (heytt be tutmayın beni 🙂 PMS krizinin de etkisiyle dün gece hüngür foşurt zırladığım için gösslerimle uyumlu olacağını düşünerekten bugün kurbağa rengi kazağımı giydim, altına da mini eteğimi… Ayrıca şunu da belirtmek isterim ben işe gelirken giyimime extra özen gösteririm. Ehh bugün birasssçık kısa şöyle 5 karış kadar bir etek giymiş olabilirim. Ama kargo ve kapri pantalon giyip altına da şapşidi terlikler geçirip işe gelenler yaz boyu göz ardı edilipte şimdi beni uyarmalarına teessüf ederim! Bana çok ayıp oldu bence!
Belden aşağısı itinayla sansüre uğramıştır efeeem 😛

>And the Hamur goes to…

>

Hepinize ilginiz ve katılımınız için çooook teşekkür ederim 🙂 Kasım ayının sürpriz hamur çekilişini dün akşam gözlerim şeş beş olmuş şekilde gerçekleştirdim vatana millete hayırlı uğurlu olsun 🙂 Dün Lacheen‘in sayfasında random.org sitesini görmüştüm ama haydi dedim sen yine eski usül kura yap, bu ilk çekilişim ya heyecan yaptım sanırsam 🙂 Anağğğmmm nerden bileyim gecenin bir saati 70’e yakın minnacık kağıtlar hazırlamanın bu kadar zor olacağını 😛 Artık şehla bir Noni’niz var ama olsun gösslerim size feda olsun 🙂 İsimlerin hepsini büyük bir kavanoza koyup çiki çiki bomm booom dansımla iyice çalkaladım he aramızda kalsın içimden de ey büyük Rabbim nolur İstanbul içinden birisi çıksın da kargo parasından yırtıyım diye dua ettim 😛 Hahahah ben o kadar küçük hesap kıssı mıyım ayol cık cık cık teessüf ederim 🙂

Veeee Kasım ayının şanslı ismi Ezgi oldu 🙂

Sürpriz hamur olarak da bu balerin fareciği yaptım…

Umarım Ezgi minik balerini beğenir 🙂

Ben çok cömert ben çok gönlü zengin ben çok yufka yürek bir yavru olduğum için içimden bir de teselli ikramiyesi vermek geçti ve kazanan isim Sena oldu 🙂

Ormandan sıcak transferimiz Kunduz ve minik kuş müessesemizin ikramıdır 🙂

Ezgi ve Sena kıssslar posta adreslerinizi bana mail atmayı unutmayın 😉

Hepinize katılımınız için tekrar teşekkür ederim 🙂

Aralık ayında yeni çekilişlerde buluşmak dileğiyle!!!

>Züprüzzz

>

Ben hani hamur yapıyorum ya…
Hani siz yaptığım o hamurları çok beğeniyorsunuz ya…
Hani ben her ay bir kişiye sürpriz hamur hediye edicem demiştim ya…

Buraya kadar konu ilginizi çektiyse o zaman okumaya devam edin lütfen 🙂

Sürpriz hamurumu tamamladım, ama kazanan kişiyi açıklayana kadar ne olduğunu söylemeyeceğim, evet biliyorum çok pislik bir kıssım ben hee hee 🙂

Şincik sürprizi kazanabilmek için yapmanız gerekenler:

1. Followers listeme dahil olun,
2. Ne kadar şahane bir insan olduğumu blogunuzda yazın,
3. Hatta camı açıp Noni seni çok seviyoruz diye bağırın,
4. Akşam saat 20.00’de ışıklarınızı 3 defa yakıp söndürün,
5. Bana bir düzine çiçek gönderin mümkünse ayçiçeği olsun, çiçek bulamazsanız çekirdeği de olur, çitliyo seviyorum biliyorsunuz!
6. Madde 1’e geri dönün 🙂

Umarım bu saydığım maddeleri yiyen bir keko yoktur aranızda 🙂

Yavrular tek yapmanız gereken bu yazıma yorum bırakmak o kadar, yorum bırakan herkesi kuraya dahil edicem ve yarın kazananın kim olduğunu açıklıycam, he içinizden bana saydıran çıkarsa o kişi diskalifiye edilecektir ona göre 🙂

Van tu tri
Geri sayım başladı gari 🙂