>Bu iş de tamam :)

>

İsterse dünyanın en pısırık hatunu olsun, her gelinin doğasında var bu, kendi düğünü söz konusu olunca aslan kesilir, bir havalara girer, her işi kendi halletmek ister… Damat ise garibim ne olduğunu anlamaz bile, bir traş bir papyon bir iki duble sonrası da uyuz olduğu kayınço ile sarmaş dolaş pistte halay çekerken bulur kendini hii hii 🙂 Bizde neler yaşanacak çok yakında göreceğiz 😉 Neyseki işlerimin büyük kısmını hallettim… Antika gelinliğimin içine astar dikildi. Oturma planı yapıldı. Pastamız seçildi, şarkısı bile belli oldu! DemirAres’in Annesi’ne önerisi için kocaman teşekkürlerimi gönderiyorum, gerçekten tam benlik bir şarkı 🙂 Blog ne harika bir olay böyle, pasta şarkımın seçimi blog arkadaşımın sayesinde oldu, gerçekten çok seviyorum burayı ve sizleri !!!

Davetiyelerin büyük bir çoğunluğu dağıtıldı. Her ne kadar seçtiğimiz matbaa rahatlığı ile bizi bayağı üzse de neyseki elimize ulaştı. Zaten bu işlerde hep bir aksilik yaşanır öyle di mi? Bu da nazar boncuğu olsun artık (ay bayılırım bu lafa!)

Bu kadar koşturmadan sonra şimdi kendimi ödüllendirme zamanı diyorum ve yine ufak bir kaçamak için yollara dökülüyorum! Hepinize harika bir hafta diliyor, Berat kandilinizi de kutluyorum…
Advertisements

>Veeeeee kazanan…

>

Taşınma telaşı içinde tüm hamur malzemelerimi de Moskova’ya postalamışım dolayısıyla elimde olan kısıtlı malzemelerle bu mööcüğü ortaya çıkartabildim. Kimimiz lale, kimimiz gül, kimimiz gelincik, kimimiz papatya olmak istedik ama bir gerçek var ki bu çiçekleri koklayan, mideye indirip bir de geviş getiren bir mööcük hep olacak hii hii 🙂

Temmuz ayının talihlisi 48. sırada ortanca olmak istediğini söyleyen Miss Sensible oldu 🙂 Kendisini tebrik ediyor, hepinize katılım için teşekkürlerimi sunuyor ve çok yakında Ağustos çekilişinde buluşmak dileğiyle diyorum 🙂 İyi pazarlar kısssslaaaarrrrr!!!!

p.s. Miss Sensible paketini adresine gönderebilmem için iletişim bilgilerini bana maillersen çok sevinirim 😉

>Temmuz Ayının Sürpriz Hamur Çekilişi

>

Dağıldım… Son 1 aydır şu ayçiçeğinin sarıları gibi bölündüm birçok parçaya… Beynim sürekli bir şeyleri kontrol etmekle meşgul; şu işi hallettim mi – evet hallettim, bu kişiyi aradım mı – evet aradım, şunu yaptım mı – aaa onu yapmayı unutmuşum yarın mutlaka yapıyım… şeklinde uzayıp giden binbir soru vızıltıları dönmekte beynimde… Maillerime cevap yazamadım, hamurlarıma başlayamadım, o kadar ki kendime nikah şekeri olarak hamur yapmaktan bile vazgeçtim çünkü buna zaman bulamadım… Ne kadar soyut elle tutulamaz ama ne kadar değerli bir şey şu zaman! Bir de bu kısıtlı zamana sığdırmam gereken sevgiler var tabiii… Aaaa ben gittikçe mızmız huysuz bir cadıya mı dönüyorum ne?! Bu kadar şikayet yeter!!! Ayçiçeğinin çiçeklerine değil merkezinde yer alan keyfe odaklanalım biz öyle di mi 😉

Saroz’un ayçiçekleri arasında dolaşırken bu ayki sürpriz temam kesinlikle çiçek olmalı dedim! Sarı çiçekli cam yüzük ve çiçekli yeşil saç bantı Temmuz ayının paketinde yerini aldı… Bir de ufak bir hamur sürprizim var tabii 😉

Peki gelelim sorumuza; siz bir çiçek olsaydınız ne olurdunuz ve neden? Zaten biliyorsunuz ama yine de hatırlatıyım herkesin sadece bir yorumu yer alacak ve oylama random.org sitesi ile yapılacak 😉 Hepinize katılım için şimdiden çoook teşekkürler 🙂

>Minişlere Yuva Aranıyor

>


Biri dişi diğeri erkek olan 2 aylık bu tatlı minişler tesadüfen bulunmuşlar, 3 kardeşlermiş ancak biri ne yazık ki yaşayamamış 😦 Ataşehir barınağı barınakta çok fazla köpek olduğundan kedilerin güvenliğini sağlayamayacağı için minişleri kabul etmemiş. Şimdi onlara birer yuva aranıyor… Yuvasını şenlendirmek, kendine tüylü bir dost edinmek isteyen kedisever arkadaşlarım ilgi gösterir belki bu masumcuklara… Şansları açık olsun!

*** Pisiciklerle ilgilenenler bu adrese mail atıp iletişime geçebilirler ***

>Rötar

>

Kızlarla buluşmamızın üstünden uzun bir zaman geçti, yüzümüzde bir iki çizgi daha belirdi (kızlar beni öldürecek biliyorum :P) ama yazı yayına daha yeni girdi. Son günlerde zaman koşuyor biz de onu arkadan kovalamakla meşgulüz, rötarımızın tek nedeni budur efenim!


Bulduğumuz ilk fırsatta özlem gidermek üzere geldik bir araya 🙂

Bu kısacık zaman diliminde neler birikmiş neler, hepsinin tek tek ifadesini aldım bir güzel!

Vapiano klasik buluşma mekanımız oldu artık…

Önce Mikanos dedikoduları alındı 😉

Sonra kahve keyfi yapıldı 🙂

Bana da bu anın tadını çıkartmak kaldı…

Şimdi Saroz’da bıdıklarımla kısa bir kaçamak yapmaktayım, pek yakında Temmuz ayının sürpriz çekilişi ile karşınızdayım 🙂

>Ben bu haftasonunda…

>


Prenseslerimin pasta yapalım mı Nonicim teklifine hayır diyemedim elbette 🙂

Başladık pasta yapmaya…

Krema tamam, kek fırında…
Kızlarımız pek bir hamarat, kekimiz fırında pişerken boş boş oturmak istemediler 🙂

İndik parka, kuşların karınlarını doyurmaya…

Kek de hazır olunca başladık süsleme kısmına…

Veee pastamız hazır 🙂
Üstündeki solucanlara rağmen yediğim en harika pastaydı dersem bana inanırsınız di mi? Onların minik ellerinden çıkan herşey inanılmaz tatlı 😉

>Ding Dong

>

Geldiiik, buradayız!!!! İstanbul’da, tüm aile bir arada, mutluluk ibremiz maksimumda 😉 Canım annemle babamın başı havaalanı trafiğinden biraz dönse de herkes bu kargaşadan oldukça memnun… Skype üzerinden hasret gidermeye çalıştığım canım yeğenlerim ve ablamı şimdi doya doya öperek en tatlı anları yaşamaktayım 🙂 1 haftadır blogumda in cin top oynamasının nedeni de işte bu öpücük yağmurlarıydı 😉

Özledim demek için henüz çok erken… Topu topu 2 hafta ayrı kaldım İstanbul’dan… Boğaz mest eder, trafik deli, her zaman söylerim bizim bu şehirle aramızdaki biraz aşk biraz nefret ilişkisi!

Düğünümüze 1 ay kaldı, hazırlıklara devam…

Sevdiklerimizin bir arada olduğu sade bir kutlamayı tercih ettiğimiz için rahatız, umarım bu rahatlık o günde de devam eder 😛

Öpücükler ve düğün hazırlıkları dışında bir de taşınma işlerimiz vardı, eşyalar ayıklandı, kutular yapıldı, Moskova’daki evimize doğru yola çıktı…

O evin içinde bir kara böcek yaşayacağı için onunla ilgili hazırlıklar da devam etmekte tabii…

Tüm bu koşturma devam ederken dinlenmeyi de unutmamak lazım 😉

>Bu post okunduktan sonra kendi kendini imha edecektir :P

>

Bugünkü görevin Noni eğer kabul edersen, Moskova’dan İstanbul’a uçarak iki prenses ve annelerini bulup onlarla doyasıya kucaklaşmak 🙂 Eveeettt bizim Moskova’da biraz da balayı şeklinde geçen 2 haftamız bitti bile, şimdi sırada uzun süredir özlemle beklediğim canım ablam ve yeğenlerimle hasret gidermek canım ailem ve tüm sevdiklerimle vakit geçirmek, düğün dernek hazırlıklarıyla uğraşmak, Gofretim, civcivim, Evom, prensesim, Tülayım ve diğer kızlarla kaynatmak, Tanyamın prensi ile tanışmak ve deee İstanbul’un tadını çıkartmak var 🙂

Ay bi dakka az kalsın birini unutuyordum!!! Bir de oğlum Miso var tabiii!!! Onun hazırlıklarına da başlamam gerekiyor. Sizce Miso bu tiple Moskova’ya giriş yapabilir mi ne dersiniz 🙂

Hepinize harika bir hafta diliyorum, İstanbul’da görüşmek üzereeeeee 🙂

>Tekne Gezisi

>

Dün şirketin düzenlediği tekne gezisine biz de davetliydik. Aslında bu sadece şirket çalışanları arasında düzenlenen bir geziydi ama ben burada yabancı gelin muamelesi gördüğüm için araya kaynak yaptım 🙂 Öğleden sonra 4’te başlayıp akşam 9’da tırnaklarımı yeme noktasında son bulan gezimizde kah geçen sene Ortaköy’de yaptığımız tekne turumuzu özlemle hatırladım kah bu da manzara mı pehhh diye söylendim kısacası yaşlı nineler gibi kendi kendime konuştum durdum işte 😛


Hava pek bir kapalıydı…

Ama ben içeri kapanmak istemedim… Sanırım gittikçe klostrofobik oluyorum!

Gezinin başında geleceğe umutla bakan böyle mutlu bir yavrucaktım 🙂

Nasıl buldunuz burayı? Aaaa demek ilk gelişiniz değil! Ne güzel kolay adapte olacaksınız buraya o halde… hede hödö höd diye giden muhabbetler de bitince yavaş yavaş poflamaya başladım.
Sıkılınca başvurduğum en klasik yöntem bu!

Ay sana çok ayıp olacak ama karadan da denizden de benim için aynısın sen…

Atalarımız çok büyükmüş çoook! Kanoda keyifle yol alan şu amca ve teyzeye bakınca “azıcık aşım kaygısız başım” atasözünü daha iyi anladım!

Vallahi 5 saatin sonunda karaya varınca böyle tango yapmadım ama zil takıp oynadım 🙂

12’li yaşlarımda Marmaris’te mehtap turuna katılıp gecenin 12’sine kadar Erman Kuzu gibi org çalan piyanist yüzünden, 20’li yaşlarımda katıldığım teknede geçen bir düğünde Konyalım yürrüüüü tarzı şarkılara katlanmak zorunda kaldıktan sonra tekne turlarına tövbe etmiştim. Ve şimdi 30’lu yaşlarımın baharında yine aynı tövbeyi etmekteyim. Sanırım her 10 yılda bir beynimin tekne gezileri dosyasının resetlenmesi gerekiyor 😛

>Alışveriş Vakti :)

>


Dolap içleri, tabak çanaklar, bardaklar, çatal bıçaklar daha sayıyım mı 🙂 Neyseki mutfaktaki tüm işler bitti, aaa o da ne? Buzdolabı tam takır kuru bakır 😛 Açıkçası buraya gelmeden önce buranın pahalılığı ve herşeyin bulunmadığı ile ilgili çeşitli şehir efsaneleri dinledik ve gözümüzü biraz korkuttuk. Pahalılık kısmı biraz göreceli sanırım. Kiralar evet İstanbul’la kıyaslayınca (şehir merkezinde olması, metrekaresi, konumu ve temizliği bakımından) oldukça yüksek… Gıdaya ve yemeğe gelince bu nereden alışveriş yaptığınıza ve nerede yemek yediğinize göre değişiyor… Markette 1 liraya da 30 liraya da satılan çubuk makarna gördük ama ben hesabını bilen akıllı bir hanım olaraktan beyime 30 liralık makarnayı yedirip midesine oturtmayacağım tabii hii hiii 😛

Bugün evden çıkıp markete doğru bir yürüyüş yaptık…
Zebzeee 😛 Bakalım pirinçlerin hangisi bizim damak zevkimize yakın çıkacak? Öhööm öhömmm akıllı bir ev hanımını anlamak için lütfen alışveriş sepetine bakınız 😛
Ayyyy bir daha çilekli Activa ve benzeri şeyler içmek mi tövbeeee…

Raflarda Duru sıvı sabun ve Taç yatak çarşafı görünce şaşırdık… Ayrıca kimse tek kelime İngilizce konuşmasa da raflarda bir çok Amerikan ürünü görmek enteresan geldi bize…
Bunlardan biri de Uncle Ben’s marka soslardı… İthal makaroniler cısssss 😛

Neyseki veggieler de düşünülmüş, sebze bol…

Edepsiz Bounty beyimin aklını nasıl da çeldi baa baa baaa 😛 Yuppi Dr. Ötker bilem var 🙂 Leziz pasta ve kurabiye yapmamak için bi bahanem kalmadı artık 😛
Çok çeşitli peynirler de vardı… Olmayan tek şey yoğurt ve ayran… Adı tan olan ayrana benzer bir içecek aldık ama ben tadını ekşi buldum. Kefir bol bulunuyor ama onu da sevmiyorum 😦
Bu post biraz da bizi uzaktan izleyen canım annelerimiz için hazırlanmıştır gönülleri ferah olsun diye 😉