>Bizzzz

>

Huuu huuu şekerler yeni seneye nasıl girdiniz bakiyim? Benim bir yanımda prensim diğer yanımda tontişlerim, gurbette girilebilecek en güzel şekilde girdik yeni seneye! Gerçi babişim biraz rahatsızdı ama Moskovamızın hiç suçu yok, o gelmeden şifayı İstanbul’da kapmış ne yazık ki… Ama yine de birarada yeni yıla girmek harikaydı!
Bu senenin hepimiz için güzel geçmesini diliyorum en başta sağlık ve huzur tabii, bunlar olduktan sonra herşeyin sırasıyla geldiğini düşünüyorum…
pimp your myspace at Gickr.com
Tabii her yeni sene için belirlediğimiz dilekler, umutlar oluyor kafamızda, bunların gerçekleşmesi için dua ediyoruz. Biz de yeni senenin ilk gününde Kızıl Meydan’a giderek annemle birlikte meydanda dilek diledik. Umarım hepimizin içinden geçirdiği dilekler yeni senede gerçekleşir!
2011’in ilk haftasonundan hepimize harika bir gün diliyorum!

Advertisements

>Kısa kaçamağımda;

>

İstanbul’um mis gibi bir havayla karşıladı beni!
Tüm kışı donanzi bonanzi olarak geçireceğimden midir bilmiyorum ama yukardaki hava konusunda bana bir kıyak geçti sanırım 😉
Canım ailemle hasret giderdim… Tontişlerimi çok özlemişim!

Canım yeğenimmmm seni tontişlerden saymadım, çünkü biz evin küçük bıdıklarıyız, seni çoook seviyorum 🙂

Bu kadar yavruşka yeter dedim gittim kendi Törkiş lokumlarımı mıncıkladım 😉
Bol bol şımartıldım!
Renkli taşlarıma her baktığımda canım annemi, kelebekli bluzümü her giydiğimde teyzoşumu, ponponlu tozluklarımı her giyişimde Lebişimi, sedefli küpem ve “bronz” bileziğimi her taktığımda Tülayımı, kedili yüzüğüm ve eldivenimi her kullandığımda Evomu, her Türk kahvesi içtiğimde Elçinimi anacağım 😉
Annem sayesinde keşfettiğim Önder Focan Group’un 2007 yılında çıkardığı Swing A La Turc albümü ile kulağımın pasını sildim 😉 Albüme bayıldım!
Tabii sevimli dostları da unutmadım! Tarçın ve Bediş’ten de haber almak istedim ama ne yazık ki cici annelerine ulaşamadım, belki buradan sesimi duyarlar 😉
Ziyaretin kısası makbuldür dedim, tadında bırakıp prensimin yanına döndüm 😉 Ben sıramı saldım şimdi sıra annişler ve babişlerde 🙂 Hadi çok bekletmeyin bizi !!! 

>Ding Dong

>

Geldiiik, buradayız!!!! İstanbul’da, tüm aile bir arada, mutluluk ibremiz maksimumda 😉 Canım annemle babamın başı havaalanı trafiğinden biraz dönse de herkes bu kargaşadan oldukça memnun… Skype üzerinden hasret gidermeye çalıştığım canım yeğenlerim ve ablamı şimdi doya doya öperek en tatlı anları yaşamaktayım 🙂 1 haftadır blogumda in cin top oynamasının nedeni de işte bu öpücük yağmurlarıydı 😉

Özledim demek için henüz çok erken… Topu topu 2 hafta ayrı kaldım İstanbul’dan… Boğaz mest eder, trafik deli, her zaman söylerim bizim bu şehirle aramızdaki biraz aşk biraz nefret ilişkisi!

Düğünümüze 1 ay kaldı, hazırlıklara devam…

Sevdiklerimizin bir arada olduğu sade bir kutlamayı tercih ettiğimiz için rahatız, umarım bu rahatlık o günde de devam eder 😛

Öpücükler ve düğün hazırlıkları dışında bir de taşınma işlerimiz vardı, eşyalar ayıklandı, kutular yapıldı, Moskova’daki evimize doğru yola çıktı…

O evin içinde bir kara böcek yaşayacağı için onunla ilgili hazırlıklar da devam etmekte tabii…

Tüm bu koşturma devam ederken dinlenmeyi de unutmamak lazım 😉

>Bu post okunduktan sonra kendi kendini imha edecektir :P

>

Bugünkü görevin Noni eğer kabul edersen, Moskova’dan İstanbul’a uçarak iki prenses ve annelerini bulup onlarla doyasıya kucaklaşmak 🙂 Eveeettt bizim Moskova’da biraz da balayı şeklinde geçen 2 haftamız bitti bile, şimdi sırada uzun süredir özlemle beklediğim canım ablam ve yeğenlerimle hasret gidermek canım ailem ve tüm sevdiklerimle vakit geçirmek, düğün dernek hazırlıklarıyla uğraşmak, Gofretim, civcivim, Evom, prensesim, Tülayım ve diğer kızlarla kaynatmak, Tanyamın prensi ile tanışmak ve deee İstanbul’un tadını çıkartmak var 🙂

Ay bi dakka az kalsın birini unutuyordum!!! Bir de oğlum Miso var tabiii!!! Onun hazırlıklarına da başlamam gerekiyor. Sizce Miso bu tiple Moskova’ya giriş yapabilir mi ne dersiniz 🙂

Hepinize harika bir hafta diliyorum, İstanbul’da görüşmek üzereeeeee 🙂

>Üff deme Püf de…

>


Ben artık yoruldum! Normalde şikayet etmeyi seven biri hiç değilim ama son 1 aydır geçtiğimiz süreç beni bir hayli yordu. Devamlı mızmızlanan ve çevresindekilerinin de enerjisini sömüren insanlardan hiç hoşlanmam, öfleyip pöflemek istemiyorum ama şu son döneme bakınca gerçekten de hafife alınmayacak kadar çok iş başardığımızı görüyorum, insanoğlunun başı sıkışınca çözüm üretmekte üstüne yok bence!

Yeni bir dönemin başlangıcına çok az bir zaman kalmışken yavaş yavaş devreye vedalar girmeye başladı… Nazlı kızım Bediş’ten cumartesi günü ayrıldım. Yeni annesi Derya o kadar tatlı ki aklım asla kızımda kalmayacak… O gün kızımı emin ellere teslim etmenin verdiği mutlulukla ağlamadım bile… Sonra Tarçın’ı görmeye Seden’e gittim, buluşma öncesi Tarçının bana koşacağı ve bir duygu selinin kopacağını hayal ederken bizimkinin kılını bile kıpırdatmayıp halinden de gayet memnun olduğunu görünce acayip bozum oldum 😛 Ama onu öyle mutlu görmek harikaydı! Tarçın’ı kısa sürede böyle mutlu bir kediye çeviren Seden’e kocaman teşekkürler! Gerçekten de bu iki koca yürekli hatun Seden & Derya karşıma çıktığı için çok şanslıyım!!! Ama şimdi evin bu sessizliği beni mahfediyor 😦 Sanırım gerçekler yavaş yavaş kalın kafama dank etmeye başladı, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak…

Canım arkadaşlarım 2-chic kızı & Gofret… Artık böyle kara kedi gibi aralarına giremeyeceğim ama ben onlara her yerden yetişir cadılığımı yine yaparım hii hii 🙂 Kızlar Mikanos tatiline çıkmadan önce son kez kız kıza buluşması gerçekleştirdik, Yeniköy Spor Kulübü’nde bir araya geldik… O günün bir de onur konuğu vardı, Gofret’in dünyalar güzeli yeğeni Dünya!

Dünya bacım aha yüzüm burda, seninle açık konuşacağım, bizimkinin de böyle senin gibi güzel bir bebiş olması için tüyolarına ihtiyacım var, bir tüyo bana kaça patlar, beş papel?


Hadi gel şunu 10 papel yapalım bak bu kadar bonkör olmam bugün şanslı günün! Cıkkk Dünya dünyada ikna olmadı! Tüyo alamadım ama o tombiş yanaktan bol bol öpücük aldım ohhh canıma değsin 😉


Pazar günü de canım ablam ve canım babamın doğum günüydü, ablam uzaklarda olunca kutlamayı 1 fire vererek yaptık, pastamızı kendi aramızda kestik. Canım babam ve canım ablama bir ömür boyu sağlık, mutluluk ve huzur diliyorum!!! Sizi seviyorum canlarım!!!

Tüm sevdiklerimden ayrı kalacak olmam elbette üzücü ama buraya duygusal yazılar yazıp ağlama potansiyelimizin iyice tavan yapmasını istemiyorum çünkü bunun kimseye faydası olmayacak, ben üzüleceğim, ailem ayrı üzülecek, arkadaşlarım ayrı üzülecek, ailemizi blog vasıtasıyla tanıyıp okuyanlar bile üzülecek, buna hiç gerek yok! Önemli olan her koşulda dimdik ayakta durmak ve her koşula ayak uydurmak, insanoğlu da yüzyıllardır bu özelliği sayesinde ayakta kalmamış mı? Güzel günler bizi bekliyor buna hiç kuşkum yok 😉

>En Mutlu Günüm!!!

>

Dün benim en mutlu günümdü!!! Aile arasında küçük bir tören düzenleyerek biricik sevdiğimle mutlu sona doğru bir adım daha attık 🙂 Canım blog arkadaşlarımla bu mutluluğumu paylaşmak istedim… Hatırlarsanız geçen sene 15 Mayıs’ta beni okuyup üflemenizi rica etmiştim sizden 🙂 Evreni öyle bir pozitif enerji bombardımanına tutmuş olmalıyız ki o yazıyı koyduğum gece prensimle tanıştım ben, sonrası çorap söküğü gibi geldi zaten 🙂 Bu mutluluk da sizin de payınız var yani 😉 Hepinize kocaman kocamaaannn sevgilerimi yolluyorum!!! Bu arada yakında evlendim dersem hiç şaşmayın 😛 Bir düzine bebiş bizi bekliyor onları bekletmemek lazım di mi ama hii hiii 🙂

>Canım Annemmmmm!

>

Bugün benim canım annemin doğum günü!!! Bütün anneler muhteşemdir elbette ama benim annem hem çılgın, hem tatlı, hem asi, hem özgür, hem komik, hem becerikli, hem hamarat, hem dobra, hem zevkli, hem keyifçi, hem sevgi dolu, hem… Sanırım canım annemi anlatmaya kelimeler yetmez!!! Onu özetleyen en doğru kelime sanırım sonsuz fedakarlık olur çünkü o ailesi için yaşayan ve ailesindeki herkesi mutlu etmek için çırpınan harika bir kalbe sahiptir… Canım annem seni çok ama çok seviyorum. Nice nice yaşlara hep birlikte yaşlanalım gençleşelim güzel annem çünkü biz şarap gibi hatunlarız di mi 🙂 Sen benim canımsın!!! İyi ki doğdun birtanecik annişim!!!

Photobucket

>Kuş

>

Dün çok güzel bir sabaha merhaba dedim. Cumartesiden yemekleri hazırladım, pazar karşılama için heyecanla saatleri saymaya başladım. 1 aydır ayrı kaldığım anniş ve babişe kavuşacağım için çok sevinçliydim. Ama bizim kavuşma sevinçlerimiz hep eksiktir, kendimiz için sevinirken geride kalan için üzülür veya bunun tam aksini yaşarız. Tam bir duygu ikilemi olur anlayacağınız… Dün kendim için mutluluk yaşarken canım ablamı düşündükçe bir tuhaf oldum, bu duyguyu artık aşmış olmamız gerekir di mi? Ama uzakta olan diğer canınız olunca aşılamıyor ne yazık ki…

Havaalanı öncesi harika bir brunch için anneannemin yolunu tuttuk; ikimiz…

Canım anneannem bize harika bir kahvaltı masası hazırlamıştı.

Pazar keyfini süren bir tek biz değildik tabii ki…

Kızım anneannemin özenle diktiği çiçekleri gübrelemekle meşguldü, ahhh siz 4 ayaklılar ahhh 🙂

Havalimanına doğru yol alırken insanoğlu kuş misali diye geçirdik…

Kimbilir kaç kez baktık şu ekrana…

Veee kavuşma anı 🙂

Bu kadar duygu yüklü bir girişten sonra bu sırıtık foto oldu mu şimdi!
Ablam bundan sonra bana 3kağıtçı Nonik derse de yeridir bence 😛

Elbette her kavuşmanın içinde bir mutluluk saklıdır, ama kuş olup geride kalanlara doğru uçmayı hayal etmekten alıkoymaz bu bizi…

Bu hayaller içinde gezinirken bir başka kuş kanatlanıp uçar elimden…

Hafta sonu bu yoğunluğumdan ötürü hamurlarıma pek vakit ayıramadım, siparişlerini sabır ve anlayışla bekleyen herkese teşekkür ederim!

>Ben bu haftasonunda…

>

Tüm hatunların Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum!!! Bu sabah çiçekçimizden ve iletim ekibimizden çiçekler aldık, geçen senelere kadar böyle bir günden haberdar bile değilken şimdi kutlamalara geçtik, bu da bir gelişmedir di mi 🙂 Sevgililer Günü, Anneler Günü vesaire böyle anlamlı günleri sadece 1 güne değil hayatımızın tüm geneline yaymalıyız diye düşünüyorum. Sonuç olarak bütün kadınlar çiçektir ve bu çiçeği sadece bir gün değil her gün sevgi ile beslemek gerekir, işte o kadar 🙂

Gelelim benim hayatımdaki en değerli çiçeğe… Çılgın Mevdoşumu ve canım babamı haftasonu Amerika’ya yolcu ettik. Onların heyecanını ve bebişlerine kavuştukları zaman ne kadar mutlu olacaklarını düşünerek kendimi avuttum ben de (fırk fırk)…

Havaalanı dönüşü sevgilim biraz havamı değiştirmek için Florya sahiline götürdü beni ama hava o kadar sevimsizdi ki turumuzu erkenden bitirdik.
Anadolu yakasına geçip canım arkadaşımın kızının 1. yaş gününü kutladık. En son bir arkadaşımın düğününde gitmiştik, Moda Teras düğün dışında doğum günü kutlamaları için de iyi bir alternatifmiş…

Ay halime bak ahtapot gibi sarmışım bebişi hahaha 🙂 Oyyy çok tatlı ama hele yanaklar tam yemelik 🙂

Sevgilim yine benim tatlıya aşerdiğimi farketmiş olmalı ki beni başka bir tatlı ile oyalamak istedi sanırım, hadi gel 2-chic kızının bahsettiği yere gidelim dedi. Beykoz Çavuşbaşı’ndaki Maria’s Cheesecakes‘i bulmamız biraz zor oldu ama bir tadına bakınca iyi ki bu zorluğu göze almışız dedik 🙂 Maria Elena Perdue’nun bahçesinden çıkan meyveler ve kendi üretimi peynirle yaptığı muhteşem cheesecake’lere, sıcakkanlılığına ve tatil için geldiği bir ülkede kalıp sonrasında cafe açma cesaretine hayran kaldım! Yakında Ataşehir’de bir şube açacaklarını dıyunca da çok sevindim 🙂

Haftanın diğer tavsiyesi de Gofret’ten geldi. The Body Shop’ın kokulu yağlarını denemiş, çok memnun kalmış. Biz de Satsuma ve Lavantalıdan alıp deneyelim dedik, özellikle mumla yakılan yağların kokusu çok yoğun, yakar yakmaz tüm evi lavanta kokusu sardı, evinde kedisi/köpeği olan herkese kesinlikle tavsiye edilir 😉

Boş zamanlarımda elime hamurlarımı alıp Pissi’lerden yaptım. Bir yere bakmadan, Etsy’den esinlenmeden tamamen kendi hayal gücümle yarattığım bir karakterin bu kadar ilgi görmesi açıkçası beni çok mutlu etti 🙂 Ama hamur, taç, yüzük derken çalışma alanım içinden çıkılmaz bir hal almıştı. Ablamın ve Nura‘nın atölyelerini de gördükten sonra kendime derhal çeki düzen vermek istedim 🙂 Ikea’dan bir sürü kutu alıp tüm karışıklığımı organize ettim, üstümden büyük bir yük kalktı!
Biliyorsunuz hamurlarım için kutu arayışında sizden yardım istemiştim, sağolsun sevgili Elçin imdadıma koşmuş ve bana Boxcity’i öğretmişti. Şimdi sizden benzer bir yardım ricam olucak… Ben hamur veya metalleri yapıştırırken kullandığım yapışkanlardan (Sıcak silikon tabanca, Japon yapıştırıcısı, Uhu’nun tüm ürünleri vesaire) hiç memnun kalmadım. Silikon hamuru, japon metali yapıştırmıyor… Ehhh blog camiasında bu kadar fazla hamarat hatun varken, hazır bugün de Kadınlar Günü iken belki bir hatun dayanışması sergileriz ve siz bana en iyi yapıştırıcı markasını söylersiniz diye düşündüm 🙂 Ay çok fırsatçı gördüm kendimi birden!

Bu çiçek benden tüm çiçeklere!

Dünya Hatunlar Gününüz Kutlu olsunnnn 🙂