>Eros başınızdan eksik olmasın!

>

Bugün aşkı bulanlar için mutlu, henüz bulamayanlar için zulüm günlerden biri öyle di mi?
Ama aşkın karşınıza ne zaman çıkacağı hiç belli olmaz! Bu konuda kendimi her zaman şekil A-1 olarak örnek gösterebilirim 😉
Aşkı arayanlara en kısa zamanda hayatlarının aşkı ile karşılaşmalarını, bulanlara ise sıkı sıkıya sarılmasını ve kaybetmemesini diliyorum!
Bir gün değil her gün sevgiyle dolduğumuz günler bizimle olsun!
Sevgililer Günümüz kutlu olsun!
* Bugün ayrıca Mevlid Kandili, hepinizin kandilini kutluyorum…
Advertisements

>6. His ve 96 An…

>

Bir sene daha bitmek üzere, günler aylar hangi ara geçti, ne zaman finişe geldik, nerdeyim ben noluyo? Benim başım döndü bu senenin hızından 🙂 Bir seneye dönüp bir baktım da işte şunları sığdırmışım 365 güne… Pardon seneyi bitirmemize daha 4 gün var; 365-4= 361
İşte 361 güne sığdırdıklarım:
Dolu dolu aşk, canım ailem, canım ablam, bızdıklarım, arkadaşlarım, kedilerim, ayrılıklar, kavuşmalar, nişan, jet nikah, kutlamalar, düğünler, bebişler, istifa, blogum, hobilerim, pissi, kısa tatil kaçamakları, uçaklar, yediklerim, içtiklerim, gezdiklerim, İstiklal, Eminönü, Bağdat Caddesi, Saroz, Marmaris, Datça, Bozburun, Selimiye, İzmir, Çeşme, Alaçatı, kısacası canım memleketim, yeni ülke, yeni ev, güzel şehir Moskova, Rusça ile bocalama, yeni arkadaşlıklar, çektiğim yüzlerce fotoğraf, kahkaha, hüzün, vesaire… Sizinkini bilmiyorum ama benim koca bir yılımın özeti bu oldu…
Geçen sene yeni yıl ile ilgili yazımda “6. hissim benimle kafa bulmuyorsa bu senenin benim için çok önemli bir sene olacağına inanıyorum.” diye yazmışım, evet 6. hissim benimle kesinlikle kafa bulmamış! Prensimle hayatımı birleştirmem, ardından yeni bir ülkede yeni bir hayata başlamamız 2010’un bizim için çok özel bir yıl olmasını sağladı… İçimdeki ses 2011’de bu kareye bir de minik bir bebiş sığdıracağımızı söylüyor. Çin takvimine göre ne oluyor bilmiyorum ama ben şimdiden 2011’i tavşan yılı ilan ediyorum kihhh kihhh 😉 

>Cumhuriyet Balosu

>

Biz bu hafta sonu Moskovalı Türk Kadınlar Organizasyonu’nun (MTKO) Holiday Inn Oteli’nde düzenlediği Cumhuriyet Balosu’na katıldık… Eğlence saat 19.00’da kokteyl ile başladı, balo salonunda devam etti… Önce İstiklal Marşımızı söyledik, sonra MTKO başkanımız ve Büyükelçimizin konuşmalarını dinledik, keyifli bir yemek yedik, çekilişler yaptık, güzel insanlarla tanıştık, şarkılara eşlik ettik, dansettik ve mutlu bir şekilde evlerimize döndük…

Türkiye’den döndüğümden beri kendime gelemedim, dillere destan güzelliğime nazarlar değdi sanırım 😛 Bir daha prensim beni bir yere göndermeyecek valla! Ağrılarımı dindirir diye bir kadeh Ruski şampanskiyi fondipledim bende, zazdorovya 😛 Bu esnada yanıma MTKO üyesi çok tatlı biri geldi, 1 aydır Moskova’dalarmış, blogumu uzun süredir takip ettiğini söyleyince çok sevindim, tanıştığımıza çok memnun oldum Derya’cığım 😉

Kokteyl salonundan yavaş yavaş balo salonuna doğru geçtik… İstiklal Marşımızı hep birlikte ayakta söyledik… Ben bu anlarda çok duygulandım, o anda içimden keşke ülkemde de gençler Halloween partyleri yerine böyle Cumhuriyet kutlamaları yapsa, bu coşkuyu sadece ülkemizden uzaktayken yaşamasak diye geçirdim…
Klasik müzik eşliğinde yemeğimizi yedik…

Yemekler çok lezizdi…

Çekiliş yapıldı, uçak biletlerinden Yunan adalarına tatile kadar türlü hediyeler dağıtıldı ama bizim masaya hiçbir şey çıkmadı. Biz prensimizle aşkta kazandık zaten hıh !

Şunun tatlılığına bakar mısınız? Geleceğin fotoğrafçısı olacak küçük hanım 🙂 Onu kıskandım! Çantam çok küçük olduğu için yanıma minik Canon’u almıştım ama sanırım artık onun çöpü boylama zamanı geldi, çünkü görüldüğü gibi çektiğim tüm fotoğraflar karıncalanmış şekilde çıktı!
10:15 gibi sahneye Işın Karaca çıktı… Bir hayli kilo vermiş, şaşırdım… Onu sevenler şimdi bana kızabilir ama ben kendisine ezelden beri ısınamadım! Sesi güzel, ona bir sözüm yok ama sempatik olma tavırlarının fazla zorlama olduğunu düşünüyorum… Kaprisli olduğunu duymuştum, belki bundan ötürü kendisine karşı böyle bir önyargı oluştu, bilemiyorum…
Büyükelçimiz al bayraklı pastayı keserken…

Yemekler ve pastalar mideye indi, şimdi sıra bunları yakmaya geldi, haydi hanımlar pisteee 🙂

Dört dörtlük bir geceydi, bu güzel baloyu organize eden tüm MTKO yönetiminin emeğine, yüreğine sağlık diyorum!

>Happy Halloween!

>

Biz pek kutlamıyoruz, cadıya hergün bayram nasılsa 😛

Ama oralarda bir yerlerde bugün kutlama yapacaklar için diyoruz ki;

Mutlu Cadılar Bayramııııı 🙂


Bu da Moskova’dan kısacık Halloween görüntüleri, ortadaki yarasa kılığına girmiş sanırım, çılgın gençlik işte 😛

>Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun!

>

Hepimizin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun!
Memleketimizden ayrı olan bizlerde yarın düzenlenecek olan Cumhuriyet Balosu’nda biraraya gelerek ulusal bayramımızı kutlayacağız…
Ayrıca bir kutlama daha yapmak istiyorum; küçük teyzemin de doğumgününü kutluyorum! Seni seviyorum Lebişim!!!
Hepinize özgür ve mutlu bir hafta sonu diliyorum!

>Bugün Bayram

>

Bayram dendiğinde ilk aklıma gelenler; giymek için sabırsızlandığım canım annemle canım babamın aldığı yepyeni kıyafetler, anneannemin yaptığı bol cevizli muhteşem baklavalar, babaannemin mutlaka mendil arasında verdiği bayram harçlığı, Barış Manço’nun bayram şarkısı, öpülen bir çok el ve yenilen birçok tatlı & şeker… O dönemi yaşadığım için kendimi şanslı hissediyorum… Artık bayramlar daha çok tatiller ile anılır oldu, nerede o eski bayramlar… Ayol ben gittikçe yaşlanıyor muyum yoksa gurbet mi beni duygusal yaptı 😛 Umarım B şıkkını işaretlemişsinizdir şekerler yoksa size bayram şekeri yerine 5 kardeşi gösteririm ona göre hii hiii 😛 Şaka bir yana hepinize sevdiklerinizle birlikte mutlu ve huzurlu bir bayram geçirmenizi diliyorum! Canım ailemin ve şu anda beni okuyan herkesin bayramını en içten dileklerimle kutluyorum!
Şeker Bayramınız Kutlu Olsun 🙂

>Düğün & Detaylar…

>

Artık Moskova’lıyım ya da Moskova’dayım mı demeliyim? Her neyse 🙂 Açıkçası bir süre içimden hiçbir şey yapmak, buraya yazmak bile gelmedi… O kadar yorulmuşum ki sadece dinlenmek, kafamda hiçbir plan/program yapmadan günü amaçsızca öldürmek istedim. Evet itiraf ediyorum yan gelip yatmayı çok özlemişim 😛 İstanbul yordun sen beni, ama tüm yoruculuğuna rağmen ben seni çok seviyorum!!!

Biz aslında sade bir nikah düşüncesi ile çıktık yola… Ama aniden Moskova’ya yerleşme durumumuz ortaya çıkınca bu düşüncenin yerini yıldırım nikahı aldı (aslında yıldırım nikahı diye birşey yok sadece düğün tarihini erkene alabiliyorsunuz…) Durum böyle olunca hem kutlama hem de veda anlamında bir düğün yemeği organize ettik…

Bilirsiniz gelinlerin en büyük olayı saçtır, eğer benim gibi kıvırcık ve zor saçlara sahip biriyseniz vay halinize 😛 Ben bu iş için blog arkadaşım sayesinde keşfettiğim Saloon Black‘i tercih ettim. Saçlarımı Levent Bey yaptı, onun önerisi ile saçlarımı tamamen açık bırakmak yerine elbiseme daha yakışacağı için topuzda karar kıldık. Bu arada Rojda Demirer‘in saç rengini ve kesimini beğeniyorsanız o da Levent Bey’in eseri 😉 Makyajımı yine Saloon Black’in tatlı makyözü Aslı Hanım yaptı. İlk defa bir kuaföreden hem saç hem de makyaj bakımından mutlu ayrıldım!

Mekan olarak arkadaşımızın işletmeciliğini üstlendiği Lychee‘yi seçtik… Tüm yardımları ve ilgisi için Burak’a sonsuz teşekkürler! Yemekler doyurucu ve servis çok güzeldi, özellikle ara sıcak çok lezzetliymiş ama ben yiyemedim gelin aç kaldı açççç böhüüüüüü 🙂

Bizim o günkü heyecanımızı üstümüzden atan altın kalpli bir prenses vardı!!! Misafirlerimiz gelmeden önce mekanda bizim harika fotoğraflarımızı çeken canım arkadaşım Selin‘e kocaman ama kocaamaaaan teşekkür öpücükleri yolluyorum blogumdan!!! O gün topuzum bozulur, makyajım akar diye poz verme konusunda çok nazlandım ama canım arkadaşım beni anlayışla karşıladı. Seni seviyorum prensesim!

Daha önceden de yazdığım gibi beyaz klasik bir gelinlik giymek istemedim ve özellikle eski döneme ait olmasını istedim… Nişantaşı’ndaki Made in Love sayesinde 1900’lü yıllara ait tam hayallerimdeki gibi bir gelinliğe kavuştum 🙂 Gelinliğin kuşağı da yine antika ama başka bir kıyafetten alınıp bu gelinliğe uyarlanmış. Mağazanın sahibi Ali Bey’e de çok teşekkür ederim!

Çıkış vakti geldiğinde minik nedimelerimiz önden yürüyüp yerlere gül yaprakları döktüler biz de arkadan onları takip ettik 😉

Ve ilk dans… Şarkımız; sözleri hüzünlü olsa da melodisini çok beğendiğimiz için Pink Martini’den La Soledad

Gelinle damat sonlara doğru biraz dağıtmış mı ne 😛 Pastamızı Pelit‘ten çilekli, pikola fındıklı ve beyaz çikolatalı olarak seçtik. Pasta şarkımız da yine blog arkadaşımın önerisi sayesinde Sertab Erener’den Rengarenk oldu 😉 Bu arada düğün hazırlıkları yapanlara küçük bir tüyo, 100 kişilik bir düğün düzenliyorsanız pastanızı kesinlikle max. 60 kişilik seçin ve pastaneye dilimlettirmeyin çünkü bu fazlasıyla yeterli oluyor, bizim pastanın yarısı arttı bile!

Tabii ki eksiklerimiz oldu, her düğün de yaşanan aksaklıklar yaşandı… Canlı müzikte beklediğimiz kişi yerine başkası sahne aldı ve pek düğüne yakışmayacak şarkılar (kimler geldi kimler geçti, seveceğim gezeceğim vs…) söyledi ama bizi gerçekten seven arkadaşlarımız buna hiç takılmadan eğlenmeye devam etti 🙂

Bu mutlu günümüzde yanımızda olan canım ailemize, tüm sevdiklerimize, arkadaşlarımıza ve ayrıca buradan güzel mesajlar ve iyi dilekleriyle bana destek olan tüm sevenlerime sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. İyi ki varsınız! Sizi çok seviyorum!!!

>Üff deme Püf de…

>


Ben artık yoruldum! Normalde şikayet etmeyi seven biri hiç değilim ama son 1 aydır geçtiğimiz süreç beni bir hayli yordu. Devamlı mızmızlanan ve çevresindekilerinin de enerjisini sömüren insanlardan hiç hoşlanmam, öfleyip pöflemek istemiyorum ama şu son döneme bakınca gerçekten de hafife alınmayacak kadar çok iş başardığımızı görüyorum, insanoğlunun başı sıkışınca çözüm üretmekte üstüne yok bence!

Yeni bir dönemin başlangıcına çok az bir zaman kalmışken yavaş yavaş devreye vedalar girmeye başladı… Nazlı kızım Bediş’ten cumartesi günü ayrıldım. Yeni annesi Derya o kadar tatlı ki aklım asla kızımda kalmayacak… O gün kızımı emin ellere teslim etmenin verdiği mutlulukla ağlamadım bile… Sonra Tarçın’ı görmeye Seden’e gittim, buluşma öncesi Tarçının bana koşacağı ve bir duygu selinin kopacağını hayal ederken bizimkinin kılını bile kıpırdatmayıp halinden de gayet memnun olduğunu görünce acayip bozum oldum 😛 Ama onu öyle mutlu görmek harikaydı! Tarçın’ı kısa sürede böyle mutlu bir kediye çeviren Seden’e kocaman teşekkürler! Gerçekten de bu iki koca yürekli hatun Seden & Derya karşıma çıktığı için çok şanslıyım!!! Ama şimdi evin bu sessizliği beni mahfediyor 😦 Sanırım gerçekler yavaş yavaş kalın kafama dank etmeye başladı, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak…

Canım arkadaşlarım 2-chic kızı & Gofret… Artık böyle kara kedi gibi aralarına giremeyeceğim ama ben onlara her yerden yetişir cadılığımı yine yaparım hii hii 🙂 Kızlar Mikanos tatiline çıkmadan önce son kez kız kıza buluşması gerçekleştirdik, Yeniköy Spor Kulübü’nde bir araya geldik… O günün bir de onur konuğu vardı, Gofret’in dünyalar güzeli yeğeni Dünya!

Dünya bacım aha yüzüm burda, seninle açık konuşacağım, bizimkinin de böyle senin gibi güzel bir bebiş olması için tüyolarına ihtiyacım var, bir tüyo bana kaça patlar, beş papel?


Hadi gel şunu 10 papel yapalım bak bu kadar bonkör olmam bugün şanslı günün! Cıkkk Dünya dünyada ikna olmadı! Tüyo alamadım ama o tombiş yanaktan bol bol öpücük aldım ohhh canıma değsin 😉


Pazar günü de canım ablam ve canım babamın doğum günüydü, ablam uzaklarda olunca kutlamayı 1 fire vererek yaptık, pastamızı kendi aramızda kestik. Canım babam ve canım ablama bir ömür boyu sağlık, mutluluk ve huzur diliyorum!!! Sizi seviyorum canlarım!!!

Tüm sevdiklerimden ayrı kalacak olmam elbette üzücü ama buraya duygusal yazılar yazıp ağlama potansiyelimizin iyice tavan yapmasını istemiyorum çünkü bunun kimseye faydası olmayacak, ben üzüleceğim, ailem ayrı üzülecek, arkadaşlarım ayrı üzülecek, ailemizi blog vasıtasıyla tanıyıp okuyanlar bile üzülecek, buna hiç gerek yok! Önemli olan her koşulda dimdik ayakta durmak ve her koşula ayak uydurmak, insanoğlu da yüzyıllardır bu özelliği sayesinde ayakta kalmamış mı? Güzel günler bizi bekliyor buna hiç kuşkum yok 😉