>Bayıldığım Lezzetler

>


Decorater geçenlerde beni mimlemişti, konumuz: bayıldığımız lezzetler… Mimler bir ara içinden çıkılmaz bir hal alınca ben de onlara veda etmiştim ama konusu böyle tavsiyelere dayalı keyifli mimler olunca ben de bayıla bayıla bayıldığım lezzetleri yazıyorum 🙂
1. Sushiiiii, o kadar seviyorum ki kahvaltıda bile sushi yiyebilirim 😛 Açıldığı günden beri sevgilimle en uğrak sushi durağımız Bağdat Caddesi’ndeki Home Store oldu artık…

2. Tatlı ve çikolataya asla hayır diyemiyorum! Favori tatlılarım arasında tiramisu başı çekiyor. Kanyon’daki Espressamente illy’nin tiramisu’su bence süper. Minicik bardakta geldiği için yerken vicdan azabı çekmeden lüpletiyorsunuz 😉
3. Salaş balıkçılara bayılırım! Şile sahilinde yürüyüş sonrası Papalina’da tekne içinde güneşi batırarak balık yemek çok keyifli gelir bana…
4. Ahh bir de sakızlı olan herşeye bayılırım tabii!!! Sakızlı dondurma, sakızlı likör, sakızlı muhallebi vesaire sakızlı ne varsa mideye indirebilirim 😛 Canım Gül sayesinde öğrendiğim Ayvalık’ta Halk Bankası’nın arkasında yer alan Güler Tatlıhanesi’nin sakızlı dondurmasının tadı hala damağımdadır!
5. Yeşillikler içinde mis gibi bir havada yapılan kahvaltı bir şölendir benim için… Elçin haklı, ben tipik bir boğa hatunuyum, doğaya aşığım! Anadolu Yakası’nın avantajlarını kullanarak Polonezköy’e gidip Polina’da yenen köy kahvaltısının tadına doyum olmaz…

Ehh bu kadar yemeye bu göbeklerin olması normal tabii hiç şikayet etmemem gerekir! Hazır konu yemeklerden açılmışken; ilki Nişantaşı’nda gerçekleşen Kayra Restoran Haftası‘nın ikincisi bu sene 19 Nisan tarihine kadar Bağdat Caddesi’nde düzenleniyor. Katılımcı restoranlar kendi konseptlerine uygun olarak hazırladıkları rafine menüleri sabit bir fiyat ile şarap eşliğinde sunuyorlar. Ancak restoranların müşterilerine bu menüleri (ucuz olduğundan sanırım!!!) sunmak pek işlerine gelmiyor olmalı ki hafta sonu gittiğimiz Hayal Kahvesi’nde yemeğimizi yedikten sonra böyle bir menünün varlığından tesadüfen haberdar olduk! Bağdat Caddesi’nde bir cafede yemek yiyecekseniz sipariş öncesi Kayra menüleri olup olmadığını bir sorun derim 😉


Bu arada Kelebek Atölyesi de beni Yaratıcı Blogger Ödülü’ne layık görmüş, buradan ona kocaman teşekkür gönderiyorum! Daha önceden benim verdiğim ödülleri de burada görebilirsiniz 😉

Ayrıca Noni’s Store ürünlerine yer veren Bir Yastıkta sitesine de çok teşekkürler!!!

Advertisements

>Katyaa sıcak sütümü getir hemen!

>

Son günlerde Aşk-ı Memnu’daki Firdevs Hanım’ın Katia’sından bir farkım yoktu, sabah 7 buçukta işte olduğum için açıkçası saçlarımı açmaya hep üşendim, üstten topuz yapıp üzerime çoğunlukla beyaz gömleğimi siyah ceketimi geçirip işimin başına geçtim, elimde bir tek sıcak sütüm eksikti yani 🙂 Ama bugün daha fazla bu görüntüme katlanamadım erkenden kalkıp kendime çeki düzen verdim. Biz hatunların aynadaki görüntüsü gerçekten halet-i ruhiyemizi etkiliyor! Aşk-ı Memnu’nun bir bölümünde Katia yurtdışından saçlar açık havalı bir şekilde dönüyor köşktekiler de şaşırıyordu ya hıh işte bugün ben de aynen böyle bir giriş yaptım sabah beni gören Gofretim bilem şaşırdı hiii hiii 🙂

Bugün güne böyle giriş yapmışken gün ortasında aldığım bir haberle havalara uçtum resmen, Barınak Gönüllüleri Derneği sayesinde karabibere geçici annelik yapmak isteyen biri çıktı, kendisine yeni bir yuva bulana kadar cici annesinde kalacak, nasıl rahatladım size anlatamam, en azından bu minnacık haliyle sokaklara geri dönmemiş olacak…

Bu arada zamansızlıktan bir türlü yazamamıştım; blog arkadaşım Ebru beni mimlemiş, aslında ben mim’lere veda etmiştim ama bu mim soru-cevap şeklinde olunca kısaca yanıt vermek istedim…

En sevdiğin şehirler hangileri?

Trafiğine, kalabalığına, gürültüsüne rağmen İstanbul’dan vazgeçmem!

Favori filmin hangisi?

Photobucketİzlediğim onca film arasında beni en çok etkileyenler genelde gerilim filmleri oluyor; Exorcist, Sixth Sense ve The Others bunlardan birkaçı…
En çok hangi renk giyinirsin?

Diyorum ya giyim konusunda bu aralar Katia’dan pek farkım yok 🙂

Özlediğin?

Decaf Lattem ve Şekerleri 😦

Beklediğin?

Zam 🙂 Tabii arkada İbo’nun ahhh keşkem keşkem keşkem fon müziği eşliğinde!

Yarın yeni yazılarımla yine emrinize amadeyim 🙂 Hepinize harika bir akşam diliyorum…. Hemen geliyorum Firdevs Hanım!

>Son Mim

>

Geçenlerde Melih beni mimlemişti, 6 tane soruya cevap vermem gerekiyormuş…
Sorular ve cevapları aşağıda:

1) Yıl sonunda zengin olmak koşulu ile bir yıl boyunca her gece kabus görmek ister miydiniz ?

Neden olmasın 🙂 Uyku ile aram pek yok, gece yarımdan önce asla yatağa giremiyorum, ve genelde 6 saat uyku bana yetiyor. Sonunda sahip olacağım zenginlikle her düşümü gerçekleştirebileceğim için bir yıl kabus görmeye katlanırdım sanırım…

2) Kör olma ve sağır olmak arasında nasıl bir seçim yapardınız ?

Kesinlikle sağır olmayı seçerdim!

3) Öleceğiniz anı bilmek ister miydiniz ?

ASLA!!! Kendime neden böyle bir eziyet çekiyim canım! Her dakika saatime bakıp şu kadar vaktim kaldı demeyi hiç istemem! Çünkü o zaman yolcudur abbas bağlasan durmaz diyerek cozuturum kesin!

4) Bugünün son geceniz olacağını öğrenseniz birine söylemediklerinizden ötürü üzülür müydünüz ?

Hayır çünkü ben çok açıksözlü biri olduğum için söylenmesi gereken herşeyi söylenecek insanlara söylemişimdir zaten… Hatta bazen bu dilimi koparasım gelir 😛

5) Bir yıl boyunca her şeyin mükemmel olduğu ancak yıl sonunda o yılı unutacağınızı bile bile yaşanmasını ister miydiniz ?

Evet isterdim, unutacağım o 1 yılın her anını yakalamaya çalışırdım ve her fotoğrafın arkasına hatırlamak için özel notlar yazardım, biraz Memento filmi gibi oldu ama sonuçta mükemmel bir yıl yaşanacaksa neden olmasın 🙂

6) Eviniz yanıyor, aileniz ve siz kurtuldunuz son bir kez daha eve girme şansınız olsa neyi kurtarırdınız ?

Kesinlikle önce kedilerimi kurtarırdım, bir daha eve girme şansım olsa netbook & fotoğraf makinemi alırdım.

Mim’lerine beni de dahil etmek isteyen arkadaşlarıma bir açıklama yapmak istiyorum… Bundan sonra mim’lere cevap vermeyeceğim, bu cevapladığım son mim oldu, devreye mim girdiğinde sanırım benim ilham perim uçup gidiyor, aldığım bu karardan ötürü umarım beni anlayışla karşılarsınız… Teşekkürler.

>~ Atatürk ~

>

Dün gece rüyamda Atatürk’ü gördüm. Bir masada oturuyordu ve aynen üstte yer alan fotoğraftaki gibi bakıyordu, ben de içimden inanamıyorum şu anda karşımda Atatürk duruyor ve ben onu seyrediyorum diyordum. Sonrasını hatırlamıyorum… Böyle yılda bir veya iki defa Atatürk’ü rüyamda görürüm, ben asla konuşmam sessiz kalırım, o ya bakar ya da bir iki cümle söyler. Bu rüyaların bir anlamı var mı hiç bilmiyorum… Belki de bir daha asla onun gibi bir liderin bu ülkeye gelmeyeceğini bildiğim için rüyalarımda onu izleyerek avutuyorum kendimi kimbilir… Ne tesadüftür ki dün gece gördüğüm bu rüyadan sonra bu sabah ablamın blogunda Öykü‘nün çok anlamlı bir mim başlattığını okudum. Daha sonra Ayshecan, Nazo ve Cimbakuka’nın da bloglarında bu mime yer verdiklerini gördüm… Ben de blog dünyasının en anlamlı mim’ine dahil olarak bugün özgür bireyler olarak yaşamamızı sağlayan Ulu Önder’imizi buradan saygıyla anmak istedim…

>Hırt

>

Aha buyrun, Noni’nin kafayı yediği an bu andır! Geçmişler olsun!
Benim yarınki test işi yattı, haftaya kadar beklemek zorundayım. Ama neydi kötü düşünmek yok, her işte bir hayır vardır! Ben de işi artık deliliğe vurdum. Digital Kelebek beni mimlemişti geçenlerde, erkek olsanız nasıl bişi olurdunuz diye… Aklıma bu mim’e eğlenceli bir cevap vermek geldi, bu akşam kılıktan kılığa girdim, ooo herkes madde madde yazmayı bilir önemli olan yaratıcılığı kullanmakta, eee boşuna mı gittik yaratıcılık seminerlerine!
Bakalım hangisi sizin erkeğiniz 😛
Kıronun Allahı’dır. En ucuz sigaradan içtiği için ağzı hep pis kokar. Bir elinde de tespihi eksik olmaz. Kadını biraz şikayet etse “üleyn dünyayı serdim önüne yine de mutlu olamadın be imansız karı” diye söylenir. Asabi günündeyse bir iki tokat çakar. Bir duble rakısını önüne koyarsanız gevşer, sızıp kalırsa şanslısınız o gece yırttınız demektir.

Mahallenin bıçkın delikanlısıdır. Biraz saftirik yanı da vardır, çok konuşur boş konuşur. Genelde hiçbir işte dikiş tutturamaz ama suçu da hep başkasına atar. Kendi gibi ipsiz sapsız tayfası ile takılır. “Geçen gece bir yavru düştü ilik gibiydi Allahıma kitabıma hiç acımadım 10 posta…” diye uzayıp giden biraz da atmasyon çapkınlık hikayeleri anlatır. Saçlarına devamlı briyantin sürer. Haa bir de tek hayali biriktirdiği parayla dişlerini yaptırmaktır.

Hiçbir halt olmayıp kendini bir halt sanandır. Kendini çok cool bulur. Her olayda yüzünden eksik olmayan pis bir gülüşü vardır. Güvenilmezdir. Hiçbir kadının cazibesine dayanamayacağını zanneder. Fazla uğraşmayı sevmez, açık sözlüdür, muhabbet uzarsa “bebeğim her saat aleyhine işliyor ama” diyerek evinin anahtarlarını göstermeye başlar.

Zibidinin önde gidenidir. Aslında bunun da mahallenin bıçkın delikanlısından farkı yoktur, tek artısı diplomasıdır. Altta tek bir sakal bırakarak daha cool göründüğünü zanneder. Kızlar yerine bilgisayarlarla takılır hatta kendini IT prof sanar. Sevdiği rock grubunu dinlerken kendinden geçer, şarkıya eşlik mi ediyor yoksa afedersiniz orgazm mı oluyor anlamazsınız!

Nasıl? Hepsi birbirinden beter di mi?! Vallahi Allah işini biliyor, iyi ki beni bir erkek olarak yaratmamış, bir başka hırt olarak diğerlerinin yanında dünyadaki yerimi alacakmışım 🙂

>Hayatın Bana Öğrettikleri

>

Esther‘ciğim beni mimlemişti, kafamı toparlayıp yazmam gerekiyordu zira bu sefer mim konusu biraz kazık çıktı. Sorumuz: Hayatın bana öğrettikleri neler?

0-7 yaş: Bu yaşlarda sloganım ne kadar çok ağlarsan o kadar dikkat çekersin’di. Mahallede bir çocuk ağlasa aman boşverin Çılgın Mevdoş’un sümüklü kızı ağlıyordur yine diyorlarmış. Bu döneme “ablamın benden yaka silktiği dönem” de diyebiliriz. Ablam sayemde ağız tadıyla sobe bile oynayamamıştır çünkü ne zaman saklansa ben ablaaa bööüü diye ağlayarak yanına gidip saklandığı yeri anında gammazlamışımdır. Haa bir de bu dönem kendimi oğlan ve at sandığım dönemdir. Barbi yerine arabalarla oynardım ve erkek gibi gözükeyim diye de iç çamaşırıma sürekli bişeyler koyardım, bir eksiklik hissediyordum sanırım 😛 Haa bir de popoma vurup dehhh der dıgıdıg dıgıdıg diye at gibi koşardım. Bir de duvarlarla öpüşürdüm, bir keresinde ablam yakalamıştı annemlere gidip “anneeee noni bir seksomanyaaakkk” diye ispiyonlamıştı beni hiç unutmam haa haa 🙂
7-17 yaş: Artık noninin öğrenme çağı gelmiştir, okula yazılır 🙂 Yalnız okulda bitlenip sırma saçlarım kesilince travma yaşamıştım, kısacık saçlarım nedeniyle uzun süre erkek çocuğu ile karıştırıldım. Bir önceki dönemde olsa sevinçten zıplayacağım bu oğlana benzetilme olayı buluğ çağımda bana küfür gibi geldi. Bu dönem daha çok okul-ev, ev-okul arası bir süre sonra okul-ev-dershane, dershane-ev-okul arası geçti gitti. Bu nedenle bu dönemin bana tek öğrettiği şey ders ders ders oldu…

17-22 yaş: Kısacası büyüme serpilme dönemi de diyebiliriz 😛 Ders ders ders yerini boys boys boys şarkısına devretti. Bu dönemde babamın işi dolayısıyla bayağı seyahat ettim, Kazakistan, Sibirya, Rusya gibi değişik ülkeleri gördüm, buradaki yaşam standartları halime her zaman şükretmemi öğretti.
22- 30 yaş arası: Üniversiteden mezun olur olmaz Amerika’ya gittim. Neye yaradığını hala çıkartamadığım bir MBA eğitimim oldu. Bu arada araya bir evlilik bir de boşanma sıkıştırdım. Bu dönemin bana öğrettiği yegane şey hayatına giren ilk erkekle hemen nikah masasına oturma oldu.
30 – Günümüz: Şu inkar edilmez bir gerçek ki insan 30’larında kendini artıları ve eksileriyle sevmeyi öğreniyor. Kimi zaman hayatın bana öğrettikleri bana ağır gelse de hayatın anlamını bulmaya çalışıyorum. Yaşamda “one minute” gibi bir şey söz konusu değil, bu nedenle yaşamın her haline ayak uydurup yola devam etmek gerekiyor…

Gökten 3 mim düştü; biri Zilsiz Zarife’nin, diğeri Gofrett’in üçüncü de 2-Chic’in başına 🙂

>Nonickname :)

>

Gofretim kıtırım kırt kırt geçenlerde beni mim’lemişti, ne zamandır aklımdaydı ama bir türlü yazamamıştım, kendimi tripodum ile çekmekle meşguldüm 😛
Üüü üüü bana takılan o kadar lakap vardı ki, hangi birini yazsam acaba? Biraz eski yazılarımdan kopya çekeceğim yine…

To be honest, I don’t know the translation of “mim” in English (mim is choosing a subject, writing your feelings or thoughts about that subject and then forcing some of your selected blogger friends to write their thoughts on the same subject). I will just say poke tag to it. My friend
Gofret has tagged me last week. The subject is nicknames. Because of my curly hair I had many of them at the school, poor me… I mentioned some of them on my previous posts, let’s recall them…
Kıvırcık salata – Green Salad

Merinos koyunu – Merinos sheep
Süspansiyon – Suspension
Arap bacı – Negro sistaa

Bunların yanında; Beside those;

Fare burun (küçükken düşüp burnumun üstü yara olmuş, bu yüzden uzun bir süre adım fare burun olarak kalmış, bununla ilgili bir fotoğrafımı daha sonra koyacağım çok komik gözüküyorum) – Mice nose (I felt down when I was a small kid and injured myself, I had a big wound on my nose so everyone including my family were calling me mice nose! I’ll share that funny photo here later…)

Çiroz (tabii bir zamanlar 48 kilo iken…) – Bloater (when I was 48 kilos…Gosh I miss those days!)

İskeletor (tabii bir zamanlar 48 kilo iken…) – Skeleton (when I was 48 kilos…)

Nilgün Belgün (unutkanlığımdan ötürü) – Nilgun Belgun, A Turkish actress known as her loose memory…

Veeee Noni 🙂 yani ablamla küçükken kendi aramızda yarattığımız canım, tatlım anlamına gelen kelime – Last but not least; Noni, we made up that word with my sister when we were kids, noni means sweety for us 🙂

Beni gagalayan diğer ağaçkakan ise Digital Kelebek olmuş…Kendimle ilgili bilgiler vermem gerekiyormuş. İnsan kendisi hakkında ne kadar objektif yazabilir bu tartışılır ama bir deniyim…

Gerçi blogumda herşeyi yazıyorum aslında beni okuyanlar az çok bir fikir sahibi olmuştur. Kabak gibi fotolarımı da koyuyorum. Gördüğünüz gibi bu hatun gudubet gibi mi yoksa fıstık gibi mi diye sorularla sizi boşu boşuna yormuyorum 🙂 Ama bir yerden başlamam gerekirse önce fiziksel özelliklerimden bahsediyim; hani bir zamanlar 48 kiloydum demiştim ya haa ona şimdi +6 daha ekleyin, boyumu da aşağı yukarı 1.68 gibi düşünün. Eee saçlar kıvırcık malum, göz rengim de ne yazık ki annem ve ablam gibi mavi değil kahverengi, ahh bir mavi olaydı ben o zaman dünyaya Noni damgamı vururdum yaa neyseee….

Fiziksel özelliklerden sonra gelelim diğer özelliklerime… Mektep okumuş kızımdır. Çalışma ekonomisinden mezun olduktan sonra Amerika’da MBA yaptım ha neye yaradı tüm bunlar derseniz hala bilmiyorum inşallah ilerde anlayacağım!

Çok duygusalımdır. İnsanları kırmamak için çok dikkat ederim. Empati yapmaya çalışırım. Herkese elimden geldiği kadar yardım etmeye ve güleryüzlü olmaya çalışırım. Haa hayatta bunun ne faydasını gördün derseniz vur ensesine al lokmasını yaklaşımların dışında pek birşey sayamam sanırım!

Sevgi dolu bir ailede yetiştiğim için tüm sevdiklerime bodoslama ben seni seviyom derim.

Ehhh herkes gibi benim de komplekslerim var elbette, mükemmel olmadığımın farkındayım, ama kendimi olduğum gibi seviyorum. Ve kendimi olduğumdan farklı asla göstermem, neysem oyumdur…

İyi bir özellik midir kötü mü bilemiycem ama fazla açıksözlüyümdür, kafamdan geçenleri anında söylerim, surat yapıyım da karşı taraf anlasın gelsin ayağıma sorsun demem, problemi direkt dile getiririm.

Her güzelin bir kusuru vardır, benim birden fazla oldu gerçi neyse çaktırmayın siz… Kıskanç biriyimdir, sevdiklerim için her zaman birinci sırada ben gelmek isterim, bu konuda bazen şımarıklık bile yaparım… Biraz kinciyimdir. Biraz da inatçı…

En nefret ettiğim yanım kötü anlarda pis pis sırıtmamdır. Nefret ederim bu huyumdan. İstem dışı yaptığım birşey ama gel de karşımdakine anlat bunu… Diyelimki biri “ayy noni biliyor musun filancanın amcagili ölmüş” dedi ben aaa öyle mi derim ama ağız başlar yamulmaya içimden hayır noni hayır şimdi gülmüyoruz çok ciddi dinliyoruz derken pis pis sırıtmam devam eder, öfff bu ne ki şimdi 😦

Hintliler ineğe, ben kedilere taparım 🙂 Bayılırım onların renkli dünyasına. Tekirimin ölümünden sonra tövbe etmiştim ama dayanamadım ve üstüne 3 tane (Tarçın, Bediş, Miso) daha aldım ne demişler alışmış kudurmuştan beterdir 😛

Ayyy bu kadar noni yazısı yeter! Benden ööğğkk gelecek, sizi de bıktırmıyım daha fazla 🙂 Haaa gitmeden önce ilave etmek istediğim bişey daha var, ben bundan böyle İngilizce’de yazıcam artık diyen kafama ediyim olur mu?! Şimdi tüm bunları bir de İngilizce yaz işin yoksa, ayyy yok yok hiç uğraşamayacağım, son özellik olarak üşengeçliğimi de ekliyorum buraya 🙂 Çavvv bambinos!!!!

>LoVe these Blogs!

>

Mutlu oldum! Çünkü iki tatlı (ve de kıskandıran stile sahip!!!) hatun tarafından ödüllendirildim! Moda Cadısı ve Salıncakta 2 Kişi‘ye burdan teşekkür ediyor ve kocaman öpücüklerimi yolluyorum!

Kuralları hatırlatalım:

1. Seni ödüllendiren blog yazarının linkini vermek.
2. Bu ödülü başka 7 blog sahibine linklerini vererek göndermek.
3. Seçilen blog yazarlarını durumdan haberdar etmek.

Tabii benim de bir seçim yapmam çok zor oldu çünkü severek takip ettiğim bloglar her geçen gün artıyor! Bu arada ablamı bu ödüllerin dışında tuttum çünkü o böyle mim-sobe tarzı şeyleri sevmiyor, diğer bir neden ise o benim gönlümün bir numarası zaten 😉

Ödüllerimi alfabetik olarak dağıtıyorum. And the Oscar goes toooooo…….

>Şarkı Mim’i

>


Sevgili İz Düşümler beni mim’lemiş, konumuz en sevdiğiniz şarkılar… Müzikli mim’e klipli cevap vermek istedim, hem yerli hem yabancı şu aralar takıldığım veya eskiden beri dinlemekten keyif aldığım şarkıları ekledim, gördüğünüz gibi her telden çalıyorum 🙂

1. Geo Da Silva – I’ll Do You Like A Truck (Son zamanlarda bu şarkıya takmış durumdayım, radyolarda da sürekli çalıyor. Oooo like it like it… Tip ofsayt, klip ucuz ama şarkıyı çok beğeniyorum napıyım!)

http://www.dailymotion.com/swf/k1n88cQCQ9Tc4XSMr6&related=0

2. Ayla Dikmen – Anlamazdın (Biraz slow takılalım… Bu film olmasaydı belki de Ayla Dikmen’i ve bu güzel şarkıyı hiçbir zaman bilemeyecektik, teşekkürler Çağan Irmak!)

3. Deee Lite – Groove is in the Heart (13 yaşımdan beri dinliyorum hiç bıkmıyorum!)

http://www.dailymotion.com/swf/k24BQadhkrtLe5HfCx&related=0

5. 50 Cent – In Da Club (Bu son parçayı da anniş için ekledim, o da benim gibi 50 Cent’e bayılıyor anasına bak kızını al hii hiii 🙂

http://www.dailymotion.com/swf/k2yvg2xu7vpEcXjalv&related=0

MyHotComments.com

Aaaa ben birilerini mim’lemeyi unutmuşum nasıl böyle bir hata yaparım 🙂 Haydi kısslar eller havaya hop hop hop:

~ Estherciğim
~ Zilsiz Zarifeciğim
~ Gofrettçiğim
~ Ve dee Efsacığım

>Masaüstü Sobesi :)

>

Esther‘ciğim beni mimlemiş, bu seferki konu masaüstünüzde ne var? Ben de hiç vakit kaybetmeden paylaşıyım dedim buyrun benim desktopuma evet efendim kendisi tam bir tüylü top 🙂

Bu da masaüstümün yakından hali, nasıl ama en güzel masaüstü benimkisi di mi 🙂