>Ruhun Gıdası

>

Bu görüntüleri sonbaharda Okhotny Ryad alt geçitinden geçerken çekmiştim… Burada caddeler çok büyük olduğu için genelde karşıdan karşıya geçmek için mutlaka bir alt geçit kullanmak gerekiyor. Ve genelde bu geçitlerde harika müzik yapan birileri oluyor. Elinde viyolonseli ile klasik müzik dinletisi sunanlar, şarkı söyleyenler, testere ile tuhaf müzik yapanlar gibi her geçitte sizi farklı bir tını karşılıyor. Sanırım Moskova’nın en sevdiğim yanlarından biri de bu sürprizleri 🙂
Ruhunuzu şımartacağınız bir hafta sonu diliyorum hepinize!
Advertisements

>Şeri Şeri

>

Bugün erkenciyim… Birazdan Romanov Chambers gezimiz için metroya doğru yürüyeceğim…
Yürürken de muhtemelen bu ezgileri mırıldanıyor olacağım…
Güne smooth jazz ile başlayınca nedense tüm günüm iyi geçecekmiş gibi geliyor bana 🙂
Bugün elimde fotoğraf makinem bir hafiye gibi her detayı yakalamaya çalışırken muhtemelen gezide anlatılanların çoğunu da kaçıracağım…
Kısacası bugün piposuz Şerlök Holmes olmakla, konulara Fransız kalmak arası bir noktada duracağım…
Şimdilik oruvağ şeri leydiler böhöö öhööö!
Hayali pipomdan bir fırt çektim de 😛

>Iggy Pop !

>

Eveeeettt her türlü lafı yemeye hazırım, baştan kabulleniyorum 🙂 Geçen gün annemlere uğradığımda odamın en gizli kalmış köşesinde bir mektup buldum… Ben 16-17 yaşındayken pek normal bir velet sayılmazdım, yaşıtlarım Tom Cruise gibi yavrularla platonik aşk yaşarken ben Iggy Pop’u sayıklar dururdum o zamanlar 🙂 Yatağıma yatar duvara angut angut bakar Iggy Popum bebeğim diye hayallere dalardım 😛 Annemle babam yüreği ağzında gezerlerdi bir gün gerçekten buna benzer bir şeyle karşılarına çıkıcam diye, neyseki bu ülkeye bir Nazlıcan yetiyor hiii hii 🙂
İşte ben böyle Iggy aşkımla yanıp tutuşurken ona bir mektup yazdıydım sevgili Iggy Popum sana tapıyom hede hede höd diye… Bir de bikinili fotomu iliştirdiydim 😛 Aha 1 ay sonra gelen cevap bu oldu, adama bikinili foto yollarsan o da senin armut vücudundan bahseder tabii 🙂

* Mektupta aslında ismim yazıyor ama ben Noni olarak değiştirdim 😉



>Ghetto Teras

>

Geçenlerde Kristin’im Ghetto’nun terasında yer alan Peymane‘den bahsetti… Arkadaşım Elif sahne alacak, harika bir sesi var önce yemek sonra jazz ne dersin dedi, jazz’ı duyunca neden olmasın dedim. Dünya ne kadar küçük… Elif Poshor ismini duyar duymaz 2.5 yıl boyunca keyifle çalıştığım, kendisinden çok şey öğrendiğim, her zaman kendisini sevgi ve saygıyla andığım eski müdürümün kızı Elif olduğunu anladım.

Dün iş çıkışı Peymane’nin yolunu tuttuk. Önce keyifli bir yemek yedik, ardından Elif’in kadife sesine kendimizi bıraktık… Fotoğraf makinemin şarjı bitip beni yarı yolda bırakmasaydı herşey harika olacaktı!

Gofretimle erkenden ordaydık…

Ardından Kristinim şen kahkahaları ile bize dahil oldu, gece boyunca da benimle çok uğraştı kerata 🙂

Sonra Peymane’nin yemeklerine daldık…

Noni’nin kulaklarının bir radardan farksız olduğunu bilmeyen garsonların bizim masayı göstererek kendi aralarında şu masaya tatlıları patlatalım diye konuşmalarının ardından ben de tatlı siparişimizi patlat bakalım şu tatlıları diye verdim 🙂 ama dondurmalı irmik tatlısı gerçekten süperdi!

Yemek sonrası 10 gibi Elif sahnedeydi…

Ve harika sesiyle bizi büyüledi…

Gözlerimi kapadım, müziğin keyfini çıkardım 🙂

Ghetto’nun duvarındaki bu resme bayıldım ben 🙂 Ehhh o kadar irmik tatlısı patlamasından sonra insanın beyninin muzur şeylere kayması normal di mi 🙂

Hepinize güzel bir gün dilerim…

>Tahammülü Zor Çakmalar

>

Haftasonu PMS ağrımı hamurlarımı yoğurarak gidermeye çalışırken bir yandan da gözüm TV’deydi… PowerTurk kanalında topu topu 20 klip var sanırım Arabın yalellisi gibi hedede hedede bunlar dönüp duruyor. Neyse efenim ben de foto makinemi bir kenarda tuttum ve bana göre çakmalardan oluşan bir liste hazırladım. Bu arada ben sanat camiamızın Kenan Doğulu, Serdar Ortaç, Yalın gibi küçümenlerden oluştuğunu sanıyordum ama yanılmışım!

Yiğitler çıktı meydane
Biri birinden merdane
Biri ak, biri kara
Mevlam her birine kuvvet vere
🙂

Oyyy oyyy oyyy geçen senelerde Tarkan çakmamız Murat Boz vardı, bu sene de Murat Boz çakmamız Selim Güngören. Kendi kendine bölünen amipler gibi maşallah! Seneye de Selim’in çakması çıkar heralde! Ahhh o endam, o duruş, o gülüş, o boy pos (ki fotodan da anlaşıldığı üzere kendisi 6.5 feet yüksekliğindeymiş ki bu 1.98’e tekabül eder şekerlerim!!) Murat Boz’um olmasında ne olsun şimdi 🙂

Allah Yarabbim sen günahlarımı affet diyerek başlıyorum!!! Kenan Doğulu desem değil… Yalın desem cık o da değil… Yani bir insan olurda bu kadar ifadesiz olur mu?! Özgün bu kendine özgü donukluk ile olsa olsa Mirkelam çakması olur!

Gözümüz aydın “nur topu” gibi bir çakma Hintlimiz oldu! Esas kızımız Işın Karaca TV’de sen bana geri dön sen gitmeeeee diye kulaklarımı tırmaladıkça ben git nolur git bir daha da gelmeeeee diye bağırdım, tamamen istem dışı!

Yanına bir de Raj Kapoor çakması esas oğlan koymuşlar… Işıncım bırak kilidini açmayı bu klipten sonra seni sandığa iyice kitleyip tavan arasına kaldırasım geldi!

Buyrun amiplerden sonra sıra geldi pigmelere…Bu post sonrası çarpılmazsam iyidir! Yusuf’çum gözlerine bakıyorum bakıyorum bir daha bakıyorum ama ıı-ıhhh star ışığını hala göremiyorum! Ses olabilir ama sadece sesle olmuyor ki görsellikte önemli!

Şu klip yönetmenlerini de anlamak mümkün değil, dalyanmış gibi bir de çocuğu yere oturtmuşlar! Ay bu bacaklara bakınca nerden estiyse aklıma Naim Süleymanoğlu geldi şimdi…

Buyrun megastarımız gibi yemyeşil gözlere sahip olup ışığına sahip olamayanlardan biri daha! Popstar yarışmasında kaçıncı olmuştu bu çocuk hatırlayanınız var mı? Selçuk Yapar iz bırakma kısmını yapamamış ne yazık ki…

Veeeee yılın çakmasını sunuyorum!!!! Hem de referanslı çakma! Böylesi zor bulunur! Tarkan’ın özene bezene yarattığı minyatürü Emir emrinize amade! Ses aynen Tarkan, ehh biraz yandan duruş biraz kaş kaldırıp biraz da gerdan kırınca tamam işte çocuk daha ne yapsın size de bişi beğendiremiyoruz hıh 🙂 🙂 🙂

>Bugünkü Noni: Keyifsiz

>

Decaf Lattem ve şekerlerim SF’ya doğru gitmekteler şimdi… İçimden sağ salim varmaları için dua ederken saçma sapan şeylerle uğraşmakla meşgulum, tek istediğim kafamı dağıtmak. 90’lı yılların embesil video kliplerini seyretmek de bu saçmalıklardan biri… Klibe rağmen şarkı ister istemez beni ele geçiriyor…Wiggle it just a little bit, I wanna see you wiggle it just a little bit, as it grooves…

2 in a Room – Wiggle It– Watch more Videos at Vodpod.

Hepinize vedaların olmadığı bir haftasonu diliyorum.

Kuş olup uçsam keşke…

>Mutlu Cuma!

>Hellooooo 🙂 Haftanın en güzel günü Cuma değil mi sizce de?

Hafta başında 2-chic hatunu ile Ayakkabı Perisi‘ne uğramıştık. Hem ayakkabı hem elbise perisi! O kadar güzel elbiseler gelmiş ki hepsini almak istedim, açgözlü noni 🙂 Ama bu parliament mavisi elbise benim kalbimi tam 12’den vurdu! Bakın 12’nin ikisini size de yolluyorum 🙂

Evdeki tek absürd hatun benim sanıyorsanız yanılıyorsunuz, gördüğünüz gibi üzüm üzüme baka baka kararıyor 🙂

Tanrım hanımı gören de kuş tüyü yatakta yatıyor zanneder, bu nasıl bir oturma keyfidir? Sen ne komik bir kedisin böyle 🙂

Çarşamba günü Zilsiz Zarifem ile görüşmüştük, arkadaşımın o kadar güzel bir enerjisi var ki, bana masallardan çıkmış peri kızları gibi geliyor… O gün beni Galata Kulesi’nin orada şirin mi şirin bir yere kahve içmeye götürdü. İsmi gibi kendi de Otantik bir cafe… Sahibi Yıldırım Bey bir müzik çalmaya başladı, taş plak sesli Sema’nın (Ekho) Cumhuriyet dönemi kadın şarkıcılarına adadığı ‘Efsane Hanımlar’ isimli albümüymüş… Dinleyeniniz var mı? Müthiş bir ses, dinlerken kendinizi eski İstanbul hanımefendileri gibi hissediyorsunuz. Dün hemen gidip albümden edindim ben de…

http://muzicons.com/musicon_v_srv_new.swf***

Yarın 3 güzel yavruyu arabaya atıp Bursa’ya doğru yola çıkıyorum ohhh değmeyin keyfime 🙂 Hani filmlerde zenci rapçilerin kullandığı kocaman lastikleri olan kendi kendine yaylanan arabalar var ya işte ondan kullanıp Black Eyed Peas’in şu Boom Boom Pow şarkısını da sonuna kadar açıp bebeleri zıplata zıplata götürmek istedim hii hiii 🙂 Bursa aç kollarını biz geliyoruzzz!!!!

Hepinize şimdiden boom boom boom bir haftasonu diliyorum!!!

*** Şarkı ne güzel başlıyor ne kabus bitiyor kulaklarım tırmalandı resmen!!!

>Başlık yazmayı unutmuşum

>


Bir daha birine mana bulursam! Geçenlerde Binbir Gece’yi izliyordum Şehrazat’ın yüzü sivilce içindeydi makyajla bile kapatamamışlar içimden aboo hatunun yüze bak demiştim, çok değil 2 gün sonra oramda buramda sivilcelerle uyandım. Yanağımdaki ve çenemdeki neyse de bir tane de burnumun içinde çıktı nasıl acıyor anlatamam, gören burnumda mümük kalmış zanneder haa haa karizma yerlerde yani 😛 Sen misin milletin sivilcesiyle dalga geçen al işte sana sivilce! Gerçi diziyi izlerken yediğim tuzlu çekirdekten de şüphelenmiyor değilim hani, o nasıl bir hastalıktır Tanrım sanki 5 dakikada kim daha çok çekirdek çitleyecek yarışması düzenleniyor öyle otomatiğe bağlıyorum yani!!! Çıt çıt çıt ayyyy durduramıyorum kendimi!!!

Aynen böyle geviş getiriyorum…

Neyseee sivilcelerimi bir kenara bırakalım gelelim bu geceye… Dişçi + Seminer + Dans hepsi için kompakt bir şekilde giyinmem gerekiyordu. Üstümdeki herşey indirimden 🙂 T-shirt ve booties Mango, şort bir butikten, kot ceket Mexx, çanta Accessorize. Eeee benim gibi açgözlü birinin Give Me More yazan t-shirt giymesine şaşırmamak lazım! Arkada özellikle beyaz fon kullandım obez yazılarına bir daha konu olmamak için bacaklarımın inceldiğini hepinizin gözüne gözüne sokmak istedim hee hee nasıl bir hırs yaptım anlayın çekirdek çitlerim ama bir yandan incelmesini de bilirim yaaa!!!!

Uno perfetto bambino 🙂 Kendi kendimi böyle pohpohlarken Fatih Terim’in arkadan “AMANSIZ OL” diye bana extra gaz vermesini istiyorum…

İlk durak diş doktorumdu…Yeni doktorum akça pakça temiz yüzlü bir doktor, ne zaman görsem Makbule’nin Burhan’a yaptığı gibi gıdısından kaymak almak geliyor içimden, dişçi koltuğunda yatarkende bir daha geldiğimde böyle yapsam tepkisi ne olur diye geçiriyorum, benim gibi dişi oyulurken sırıtan biri daha yoktur heralde!

Uyuşmuş bir dudakla dişçiden ayrılıp karşıya geçtim. 2-Chic kızı ile Mecidiyeköy’deki Feng Shui seminerinin yolunu tuttuk. Seminer güzeldi, ortam değişikti, orada çalışan insanlar sanki bu dünyaya ait değil gibiydiler, herkes çok pozitifti. Bir ara Lost dizisindeki Dharma üyeleri gibi böyle tatlı tatlı davranıp cort diye şırıngayı boynumuza batırarak bizi bayıltıp kendi gezegenlerine kaçıracaklar diye işkillendim. Ahhh ahhh beni böyle düşündüren toplum utansın! Ücretsiz bir seminer ve pozitif insanlar olunca insanın inanası gelmiyor nedense…

Seminerden sonra yemek kısmına geçtik ama ben yarıda kestim geceyi, bir programa sonradan dahil olan insanların yapılan programı eleştirip, üstüne afra tafra yapıp negatif enerji yaymalarına sinir oluyorum. Bu şekilde negatiflik yüklenmektense gecenin kalanını evimde kedilerimle geçirmeyi tercih ettim… Benim dans bir başka bahara kaldı anlayacağınız!

http://muzicons.com/musicon_v_srv_new.swf