>Gökyüzünden bildiriyorum

>


Dünden beri şaşkınım!

Dünden beri 32 dişim ortada dolanmaktayım!

Bulutların üstünde uçmak böyle bir duygu sanırım 🙂

Advertisements

>Teşekkürler Sütaş!

>

Hellim peynirine bayılırım, çok iyi kızarmış hellimli bir salataya asla hayır diyemem. Normalde bulursam Kıbrıs hellimi veya bildiğimiz marka hellimlerden kullanıyorum. Geçen gün markette Sütaş’ın hellim peynirini gördüm ve haydi bir deniyim dedim. Eve gittim, tavaya koydum, o da ne?! Bizim hellim oldu eritme peyniri ve çarşaf gibi yayıldı tavaya… Neyseki büyük markaların websayfalarında öneri/şikayet alanları yer alıyor. Ben de hakkını arayan bir tüketici olarak (bu yönümü annemden almış olmalıyım!) ertesi sabah bir mail ile şikayetlerimi belirttim kendilerine… 1 saat geçmeden Sütaş’tan bir telefon geldi! Canım memleketimde müşteri her zaman haklıdır anlayışı pek yer almadığı için bu kadar hızlı geri dönmelerine çok şaşırdım doğrusu! Bu durumun marketin raflarında ürünü saklama koşullarından doğmuş olabileceğini belirterek özür dilediler. Ertesi gün de bir yetkili elinde bir paket hellimle gelip tekrar özürlerini iletti. (Ve bu sefer gelen tavada gerçekten diğeri gibi erimedi…) Bu nazik davranışlarından ötürü ben de blogumda kendilerine teşekkür etmek istedim; müşterilerinize verdiğiniz değer için teşekkürler Sütaş!

>Toz Pembe…

>

Vitrinler, dergiler ve modaloglar vs… her yerde bu yazın favori renginin pudra olduğunu görüyoruz. Tüm hatunlar pamuk şekeri gibi olup hepimizin içi bayılır mı bilmiyorum ama ben ezelden beri pastel tonları çok sevdiğim için bundan şikayetçi olacağımı hiç sanmıyorum 😉 Pastel tonları bloguna yansıtıp kuşlar ve çiçeklerle içimi açan ve tarzını çok sevdiğim sevgili Merve‘den geçen gün sayfasında gördüğüm güllerden benim için de tasarlamasını istedim. Paketim 2 gün önce geldi, yanında çok güzel bir taç ve yumuşacık şal ile birlikte 😉 Dayanamadım bugün broş ve şalımı takıp geldim işe 😉 Merve’nin tüm tasarımlarını pasajı Nura‘da görebilirsiniz…


Tam böyle melül melül hayallere dalmışken pasajımdan gelen bir haberle daldığım yerden çıktım hemen! Bir ürünüm alıcısına ulaşmamış 😦 Bir daha PTT KARGO ile bir şey göndermek mi ASLA!!! Normalde hep Aras Kargo’yu kullanıyorum ama hafta sonuna denk gelince evime çok yakın olan PTT’yi tercih ettim, keşke etmeseymişim! 4 gün geçmesine ve alıcı da aynı semtte oturuyor olmasına rağmen paket ortada yok. Bizim memleketimizde neden böyle oluyor? Ablamın bana yolladığı bir sürü zarf, canım yeğenlerimin elleriyle yaptıkları resimler böyle postanede kayboldu gitti. Alan kişi kendine ait olmayan bir şeyi nasıl kullanabiliyor merak ediyorum doğrusu, bu hırsızlık değil de nedir?!! Hafta sonu ilk işim PTT’ye gidip şikayet etmek olacak…

>Anadolu Kavağı

>

Pazar günü… Hava güzel… Kendimizi neden eve kapatalım ki 😉
Beşiktaş…
Saatin 10.50 olmasını bekliyoruz…
Martıların vapura meydan okuyuşu… İyot kokusu…. Hava biraz serin mi ne?
Şehre bu açıdan bakmak da ayrı güzel… Şu rüzgar da saçlarımı savurmasa…

Rüzgar 1-0 galip…İçerdeyiz…Ve yaptığım parmak hesabına göre tek yerli çift biziz…

Saat 12:20… Geldik bile!

Önce biraz turlayalım…
Merhaba taşların üstünden sarkan mor salkım…
Pazar günü ve temizlik? Asla tasvip etmediğim bir şey 🙂

1 dakikalık saygı duruşu…El işçiliği söz konusu!

Biraz yokuş…Bir kaç basamak merdiven…Pehhh bana ne der ki?!

Soo…sool…soluklanmalıyım…

Spor…Spor…Bunu bir kenara not etmem lazım!

Şu güzel manzarayı boğa gibi soluyarak izlememek için…

Yoros Kalesi…

Ya da Ceneviz… Kulağa hangisi daha hoş geldiyse tabii…

Herkes bunu yapıyordu…Ben de baktım…Baktım…
Bir süre sonra… Acaba gemilere böyle bakmakla trene bakmak arasındaki fark nedir diye kendimi sorgularken buldum…
Gemi-tren benzetmeme karşın etrafta 4 ayaklı hiçbir canlı yok… Pazar günü okullar da açık olmadığına göre şu çalan ziller benden geliyor olmasın sakın?

Spor…Spor…Bunu daha önceden demiştim di mi?

Saat 15:00… Dönme vakti geldi…
Anadolu Kavağı’na bizim gibi deniz yoluyla gitmek isteyenler için detaylar burada

>Craziesssss

>

Çıtı pıtı ve sessiz hatunlardan daima korkacaksınız çünkü onların içinde küçük pembe renkli ama keskin dişli bir canavar yaşıyor olabilir! Aynen 2-chic yavrusu ve ben gibi mesela 😛 İkimiz de korku filmlerine bayılıyoruz, ben daha çok gerilimli psycho-thriller filmleri seviyorum, 2-chic kızı ise kesmeli biçmeli filmlere bayılır. Testere filmini mısırını yiye yiye gülerek seyrettiğine şahidim vallahi! Bu izlediğimiz kaçıncı korku filmi oldu bilmiyorum ama cuma günü sahilde yürüyüş sonrası gittiğimiz Crazies (Salgın) filmine tam puan verdik 😉 Bu arada 14 Mayıs’ta gösterime girecek olan 3 boyutlu korku filmi Labirent‘i iple çekiyorum!!!

>Mihrabat’ta Kahvaltı

>

Helloooo Ladies!!! Tatiliniz nasıl geçti bakiyim??? Biz buralardaydık, bol bol dinlendik, cuma sabahı havanın güzel olmasını fırsat bilip çok fazla yol katetmeden Kavacık’taki Mihrabat Korusu‘na gidip güzel bir manzara eşliğinde kahvaltı keyfi yaptık. Mihrabat’ta birtakım yenilikler olmuş, eski yerlerinin hemen sağ tarafına yeni bir yer daha yapmışlar. İyi hoş da bir de sadece musikiden oluşan şu müzik arşivlerini bir yenileseler ne güzel olacak! Böyle ormanlık tepelerde musiki duyunca Hülya Koçyiğit & Kartal Tibet’in oynadığı “Senede Bir Gün” filminde gibi hissediyorum kendimi elimde değil 😛

Bu arada ilgilenenler için; Mihrabat’ta kahvaltı 25 TL, pazar günleri açık büfe brunch ise 35 TL…

>Kutluuuuu

>

Yavrularımız 2’ye ayrılır:

1. Masum yavrular (Örnek-1: Ablam, Selinim)
2. Tosarık yavrular (Örnek-2: Noni, Derinim)

Bugün masum tosarık tüm yavrularımızın günü, hepsini yanaklarından öpüyorum!

Hmmm bir de bu yavruların arasını bulmaya çalışan hep çilekeş, vefakar bir anne vardır (Örnek-3:Annem, Decaf Lattem) onların gününü de çok yakında kutlayacağız.

Hepinize çocukluğunuza geri döndüğünüz bir gün diliyorum!!!

p.s. Fotoya gelince; ablamın doğum günü, mumu o üflüyor, pastayı o kesiyor veee tüm hediyeler ona gidiyor, şimdi anladınız mı neden tosardığımı 🙂

>Mambo

>

Kozyatağı’nda yeni açılan bir mağaza var; Mambo. Anadolu Yakası’nda oturanlar belki çoktan biliyordur… Ben geçtiğimiz aylarda farkettim, açıkçası dikkatimi ilk çeken şey içerdeki Audrey Hepburn tablosu oldu, bir bakalım neler varmış dedim ve inanılmaz hesaplı giysiler karşısında şok oldum. Koleksiyonlarının büyük çoğunluğu yurtdışına ihraç ettikleri giysilerden oluşuyormuş. Geçen cuma giydiğim arkası fermuarlı siyah-beyaz çizgili elbisem buradan 😉



Dün vitrinde görüp çok beğendiğim elbisenin bej rengini aldım, hem de inanılmaz bir fiyata! Mambo’nun web sitesi henüz yapım aşamasındaymış ancak mağazanın açık adresi için bu linke tıklayabilirsiniz 😉 İlave etmek istediğim bir şey var; Mambo’ya uğradığınızda Noni referansıyla geldiğinizi söylerseniz %15 indirim kazanacaksınız 😉

Bugün ben yeni cicilerimle; Mambo elbisem, Forever 21 papuçlarım ve kendi tasarımım yüzüğümle arz-ı endam ettim 🙂 Peki bugün sizin üstünüzde ne vardı kızlaaarrr ???